Yenigün
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Minik tren masalı

18 Eylül 2019 Çarşamba 09:02 Güncelleme : 18 Eylül 2019 Çarşamba 09:02

Sonunu düşünmeden veya sonunu göze alarak belki de, çıkılan bütün yolların sonunda karşımıza çıkan, bazen sevinçle karşıladığımız bazen de üzülerek ayrıldığımız mekanlar, insanlar ve olaylar vardır... Mesele yolun kıymetini bilmekten geçiyor aslında. Hayat böyle bir şey işte! Bir tren yolculuğu misali. Hepimiz o trendeyiz. Belirli bir rayda gitmeyen, görünürde bir istasyonu olmayan, her an yeryüzünün her yerinde, her anında, her yönünde hareket eden ama geçtiği bir yerden bir daha asla geçmeyen ve geri dönmeyen bir tren… Hayat treninde ilk olarak ailemiz ile yolculuğa çıkıyoruz, hep bizlerle seyahat edecekleri düşüncesiyle… Oysa ki istasyonun birinde onlar da trenden inecekler ve bizi yolculuğumuzda yalnız bırakacaklardır. Bazı duraklarda hikayemize dahil olan ve bizimle yolculuğa devam edenler de olacak veyahut bize katabileceği her şeyi katıp birkaç durak sonra inenler de.  Birçoğu inmiştir hatta, arkalarında kalıcı bir boşluk bırakarak üstelik. Kimisinin ise eksikliği o kadar farkedilmez olmuştur ki, yerlerinin boşluğunu bile fark etmemişizdir.
Geri kalanlarla yola devam edip, inenlerin hatırasını taşıyarak önümüze bakmaya çalışıyoruz kimi zaman. Bu tren yolculuğu 'Merhabalar', 'Allahaısmarladıklar' ve vedalarla doludur. Bazen merhabasız ve vedasız geçen zamanlara da ihtiyaç duyuyor insan. Yine de hayatı bir bütün olarak düşünmeliyiz, iyisiyle ve kötüsüyle.  Burada asıl başarı, tüm yolcularla iyi ilişkilerde olabilmektir. Bizi biz yapan, hayatımızı renklendiren, kendimize ve hayatımıza dair sorularımızı cevaplamamıza yardımcı olanların bize olumlu katkıları ve öğretileri olduğunu düşünüyoruz genellikle. Halbuki, bizi kanatarak parçalarımızı kopartanlar, bize bir şeyler katmak yerine bizden alıp götürenler bile sonunda alacağımız şekile katkıda bulunuyorlar aslında. Bu sebeple hep sevmeli insan, karşısındakinin olumsuz özelliklerine ‘’rağmen’’ değil de, o insanı kötü özellikleriyle birlikte bir bütün olarak kabul edip sevebilmelidir. Nitekim, bu bahsettiğimiz tren yolculuğu öfke, kin, kötülük gibi ekstra efor gerektiren olumsuz duygu, düşünce ve davranışlarla harcanamayacak kadar kısa. Peki o geç kalmışlık hissi, sanki asıl binmen gereken treni kaçırmışsın da yanlış trende yolculuk yapıyormuşsun gibi...  Ya o sevdiğimiz bazı yol arkadaşları... Başka vagonda oturduklarını ve yolculuk boyunca bizi yalnız bıraktıklarında duyduğumuz hüzün. Tren içinde onları aramamıza bir şey engel değildir ancak bazen de onların yanına başkaları oturmuş olduğundan bize yanlarına oturmak için yer kalmaz… Tam da bu yüzden insan, yola çıktığının bilincine vardığı andan itibaren, kendi trenini kendine göre tasarlayabilmelidir. Hangi duraklarda duracağına, hangilerinden yolcu alacağına ve hangi duraklarda hangi yolcuları indireceğine karar verebilmelidir. Özetle, kısıtlı zamanımız olduğunun farkında olarak ve de keyfine vararak bu yolculuk halinin, kendi yolumuzu kendimiz çizebilmeliyiz. Çünkü hiçbirimiz hangi istasyonda ineceğimizi bilmiyoruz. Bu yolculuğun birde son istasyonu vardır. İşte o zaman ansızın vurur pişmanlıklar. “Keşke, keşke dursaydık” dersiniz önceki istasyonlarda. Hani treni kaçırmaktan söz ederiz ya bazen… Treni kaçırmak diye bir şey yoktur aslında. Siz durulacak ve inilecek istasyonları bilin yeter…
İşte bunun için de en iyi şekilde yaşamalı, en iyi şekilde sevmeli ve olduğumuzun en iyisini yansıtmalıyız. Çünkü trenden indiğimiz zaman yaşam treninde yolculuğa devam edeceklerde güzel anılar bırakmalıyız. 
O halde yaşam treninde sizlere iyi yolculuklar diliyorum…

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün