;
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Çocuk eğitiminde ceza (1)

20 Kasım 2019 Çarşamba 08:05 Güncelleme : 20 Kasım 2019 Çarşamba 08:05

Ceza işe yaramaz, çünkü çoğu zaman işleri daha da kötüleştirir. Çocuklar, ebeveynlerinin sabrını zorlamayı severler. Herkesin bir sınırı vardır elbet fakat cezalandırma yöntemine başvurarak çocuğun davranışlarını değiştirmeyi başaramazsınız. Dengeli bir şekilde kullanılan ceza ve ödül sistemi, çocuğunuzun eğitiminde size büyük ölçüde yardımcı olacaktır. Bazı aileler sadece ceza vererek bunu sağlamaya çalışırken, bazıları ise hiç ceza vermemekle öğünmektedir. Oysaki verilen cezalar genelde çocuğu düşündürmeyen veya etkilemeyen cezalardır. Aile de cezanın işe yaramadığını düşünür. Bazen cezalar çok ağır veya fiziksel olmakta ve çocuğu eğitmek yerine daha da hırçınlaştırmaktadır. Benzer biçimde ödüller gerektiğinde veya uygun dozda kullanılmadığı taktirde ödül olmaktan çıkıp adeta hak haline gelmektedir.   
Cezalandırmak sözlükte şöyle tanımlanmıştır: “Uygunsuz davranışlarda bulunanlara uygulanan üzüntü, sıkıntı, acı verici işlem veya yaptırım.” Cezalandırma ise yanlış yapıcıya yanlışına karşılık acı çektirmeyi ima eder, düzeltmeden çok ıstırap çektirmeyi içerir. 
Ceza, ebeveyn-çocuk ilişkisinde bir gerilim yaratır. Ceza, yanlışı doğrudan ayırt etmeyi öğretmez, ebeveynin yetkili olduğunu göstermez ve hiçbir şeyi düzeltmez. Öncelikle ebeveyn-çocuk ilişkisindeki en yaygın ceza yöntemlerinden bahsedeceğim.
Bağırma, söylenme ve tehdit etme
Çocuğu kontrol etmek için kullanılan en yaygın yöntem sestir. Ancak çocuklar bağırmaların, söylenmelerin ve boş tehditlerin çok ciddi bir şekilde sonuçlanmadıklarını bilirler. Ebeveyn kendi sesini bir kontrol yöntemi olarak çok sık kullanıyorsa, çocuk bir süre sonra sağırlaşır. Çocuk, duyduklarında seçici olmaya ve ebeveynin söylediklerini dışlamaya başlar. 
Dayak
Dayak, çocuğun iç disiplin kazanmasına yardımcı olmaz. Çocuk yiyeceği şaplakla ilgilenir, fakat ona neden olan davranışı göz ardı eder. Dayak yedikten sonra, çocuk “canım yandı ama gerçekten iyi bir ders aldım, yeni bir şey öğrendim. Bir dahaki sefere böyle yapmayacağım” diye düşüneceğine “Haksızlık bu, kimse beni anlamıyor. Ondan nefret ediyorum!” diye düşünecektir. Dayak suçun cezası, bir borcun ödenmesi olarak görülür. Çocuk, dayağı yedikten sonra, artık aklandığını düşünür. Ayrıca dayak, çocuğun bilinç geliştirmesine engel olur. Yanlış davranışı izleyen suçluluk duygusu, çocuğun değişmesi için gerekli temel bir dürtüdür. Dolayısıyla dayak atmak çocuğun suçluluk duygusunu yok eder, çünkü suçunun bedelini ödemiştir. Dayak genellikle ebeveynin rahatlamasını sağlar. Sinirlendiğimiz zaman, bedenimizdeki adrenalin seviyesi yükselir ve ilkel bir vurma ihtiyacı hissedebiliriz. Vurma davranışı, negatif enerjiyi boşaltır ancak hafif bir şaplak bile zamanla ciddi bir istismara dönüşebilir. Şiddet içeren cezanın işe yaramadığını gören ebeveynler, bir sonraki sefere kullandıkları güç miktarını arttırabiliyorlar. Dayak, zamanla tek disiplin yöntemi haline dönüşebilir. Eğer kendinize vurma iznini bir kere verirseniz, her problemi bu yöntemle çözmeye başlarsınız. Dayak, daha etkili yöntemlerin kullanılmasını engeller ve sağlıklı bir ebeveyn-çocuk ilişkisinin önünü keser. Çocuklar anne-babalarını koruyucu, öğretici ve yol gösterici olarak görürler. Ebeveyn, çocuğa vurarak bu imajı yıkarsa, çocukla olan ilişkisi de bozulur. Dayak etkili bir disiplin yöntemi değildir. Çocuğa vurmak, çocuğun yaşadığı acı, korku ve şok nedeniyle, geçici olarak olumsuz davranışı durdurur ancak pek çok çocuk aynı davranışı bazen aynı gün içinde tekrarlayabilir. Dayak insani bir davranış değildir. Dayak çocuğa “Ne yapacağını bilmediğin zaman dayak at” veya “Eğer sen daha büyüksen dövebilirsin” veya “Eğer çok kızgınsan bunu dayak atarak yenebilirsin” gibi hatalı inançlar öğretir. Neticede sık sık dövülen çocukların şiddete ve başka çocukları dövmeye daha yatkın oldukları bilinen bir gerçektir. Çünkü çocuklar yaşayarak öğrenir. Dövülen çocuklar, daha alıngan, kızgın ve güvensiz çocuklardır. 
Rüşvet ve ödül
“Eğer uslu olursan sana çikolata alacağım. Eğer odanı toplarsan bilgisayarda oyun oynayabilirsin. Karnendeki her pekiyi için sana … TL vereceğim.” Rüşvet ve ödüllerle ilgili en önemli sorun, çocuğunuzu gerçek hayata hazırlayamamalarıdır. Çocuğunuzun yanlış beklentiler içine girmesine neden olmakta ve bu durum yetişkinliğe kadar devam etmektedir. Çocuklarınız bir işi ödülü için yapmaya alıştıkları zaman, bir işi başarmış olma duygusunun sağladığı ödülü hiçbir zaman tadamayacaklardır. Rüşvet ve ödüller, çocuğunuzu, hemen bir ödül almadan da çalışmaya ve başarmaya iten duygudan, içsel motivasyondan, mahrum bırakır. Bütün bunlar, çocuğun yaptığı işten çok ödüle yoğunlaşmasına neden olur ve bu da onun bir işi başarmış olmanın verdiği mutluluğu hissetmesine engel olmaktadır.
Disiplinin sözlük anlamı “kişiliği geliştiren eğitim ve öz kontrol” dür. Bir çocuğun yanlış davranışları, direnci, kavgacılığı ve diğer disiplin problemleri ile baş etmenin çok daha yaratıcı yolları vardır. Çocuğa doğruyla yanlışı ve hayatta daha mutlu olması için gerekli dersleri öğretmek için çok daha olumlu yollar kullanılabilir. En temel strateji, olumsuz davranışa hazırlıklı olmaktır. Disiplin yöntemleriniz üzerinde, önceden ne kadar çok düşünürseniz, çocuğunuzun davranışı ile baş etmeniz o kadar kolay olur. Bütün çocuklar hata yapar. Çoğu çocuk benzer hatalar yapar. Eğer ebeveynler bu hatalara karşı belli yöntemler geliştirirlerse, sağlıklı ve güçlü sonuçlar alma olasılıkları da artar.
Bir sonraki köşe yazımda ebeveyn-çocuk ilişkisinde sağlıklı disiplin yöntemlerinden bahsedeceğim… (devamı haftaya Çarşamba)

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün