Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

"Yıkayınca geçer anne"

21 Ekim 2020 Çarşamba 08:41 Güncelleme : 21 Ekim 2020 Çarşamba 08:41

Bazen insan hayallere dalar, en çok da çocukluk günlerine. Tıpkı çocukken büyümeyi hayal etmek gibi. Oysa büyüdüğünde çocukluğunu hayal ediyor insan. Geçmiş genellikle güzel hatırlanır. Çocukken yapılan uçurtmalar, sokakta oynanan oyunlar, kavga edilen arkadaşlar... Çocukça kavgalardı fakat çok da güzel kavgalardı. Nefret yoktu, kin yoktu, düşmanlık yoktu. Sonra büyüdükçe kayboldu hepsi birer birer. O günlere geri dönmeyi özlüyor insan, ne güzel günlerdi diyor içinden. İstiyor ki insan, düşmesin peşine umutsuzluklar, karamsarlıklar, korkular. Hastalıktan, ölümden, mutsuzluktan, sıkıntılardan, yarının kaygısından bahsedilmesin istiyor insan. Yoruluyor insan bazen çok şeyden. Hayat ne garip bir şeydir aslında. İlerlediğini sandığında ne kadar da geri gittiğini hisseder insan... Kimsenin senden bir şeyler beklemediği, yalnızca derslerine çalışıp iyi bir karne derdinde olduğun ve sonunda ödüllendirildiğin; sabah okula gitmek için uyandığında kahvaltının hazır olduğu, ekmeğine yağ ve reçel sürüldüğü; bir yandan sobanın üzerinde tıslayan çaydanlığın sesi, bir yandan sabah tekrarı yayınlanan dizilerin olduğu; okuldan döndüğünde kıyafetleri çıkarır çıkarmaz sokağa fırladığın ve hava karardığında eve çağırılıp hemen sofraya oturduğun; bayram ziyaretlerinde sürekli harçlık aldığın ve sevilmelere doyamadığın bir dönemi nasıl unutabilirsin ve nasıl özlemezsin ki zaten? Çocukluğunun baharlarında olduğu gibi, başın dönse portakal çiçeklerinin kokusuyla. Çilek yesen mesela, ellerin ve ağzın çocukluğunun çilekleri koksa. Annen kızsa, ellerindeki, yüzündeki ve elbisendeki lekelere. "Yıkayınca geçer anne’’ desen. Yıkayınca geçmeyecek ne çok şey var artık hayatımızda... Kızdığın çilek lekesi olsun be anne. İstediğinde kaçabilsen çocukluğuna ya da hayat hep annenin dizinin dibinde çocuk kalsaydı keşke... Gelelim şimdi bu durumu analiz etmeye; geçmişe özlem duyan çok sayıda insan var. Bugününde aradığını bulamayan, bir sorunla karşılaşan hemen geçmişe sığınmaya çalışıyor. Peki, herkesin geçmişi gerçekten özlem duymaya değecek kadar güzel midir? Geçmiş bize hatalarından arınmış olarak gelir. Bir nostalji anına girdiğimiz zaman beynimiz o anın kötü etkilerini temizler ve bize hayalimizde oluşturduğumuz geçmişi gösterir. Yani özlemini çektiğimiz geçmişteki o an değil, bizim dilediğimiz, arzu ettiğimiz güzel anlardır. Peki, biz geçmişteki biz miyiz? Geçmişte küçük şeylerden bile mutlu olduğumuzu düşünürken, çok daha fazla şeye sahip olduğumuz bugün, büyük mutlulukları görmezden geliriz. Geçmişte küçük şeylerden mutlu olan kibirsiz, paylaşımcı, egosuz biri iken şimdi öyle miyiz? Belki de sorun buradan kaynaklanıyor. Belki de derdimizin devası geçmişte değil, belki de biz bugünü güzel hale getiremiyoruzdur? Bu durumdan kurtulmanın yolu mevcut hayatımızda yeni keşiflere heyecanla çıkmak olabilir. Anın kıymetini bilerek ve keyfini çıkartarak yaşamak, geçmişle ilgili arayış içerisine girme gereksinimimizi ortadan kaldırabilir.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün