Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

“Yaz kızım 200 torba çimento”

7 Ağustos 2019 Çarşamba 07:06 Güncelleme : 7 Ağustos 2019 Çarşamba 07:06

Aldatma, geçmişten günümüze kadar gündem olma özelliğini hiç yitirmeyen bir konudur. Aldatılma şüphesiz evlilik için en çok kriz yaratan  ve zorlayıcı durumlardan biridir. İlişkideki bozulan güven duygusunu yeniden inşa etmek çok zor olabilmektedir. Kırılan güven duygusu sonrasında çiftin iletişimi, paylaşımları ve cinsel yaşamı bile zarar görür. Fakat şu bilinmelidir ki aldatma sadece bir sonuçtur.
Romantik ilişkilerde aldatma deyince ilk başta akla iki temel kavram gelir: 1) Duygusal aldatma ve 2) Fiziksel aldatma. Bir kadının ya da erkeğin başka biri ile duygusal bir yakınlaşma yaşaması duygusal aldatma olarak görülürken, cinsel bir deneyim paylaşması ise fiziksel aldatma olarak tanımlanmaktadır. Duygusal ve fiziksel aldatma ayrımı, kadın ve erkekler açısından da farklı değerlendirilmektedir. Kadınlar duygusal aldatmayı tehdit edici algılarken, erkekler ise cinsel aldatmayı daha tehdit edici bulmaktadırlar. Bunların yanı sıra, iki kavramdan daha bahsetmek istiyorum. Biri pasif aldatma, diğeri aktif aldatmadır. Pasif aldatmada, kişinin partneri dışında ikinci bir şahısla girmiş olduğu herhangi bir paylaşım veya hoşlantıdan söz edilir. Aktif aldatmada genelde ilişki için karar alınması gereken bir durum söz konusudur. İkinci bir şahsa karşı cinsel, fiziksel, mekansal ve duygusal anlamda yakınlık oluşur.
Aldatmaya yol açan pek çok faktörden söz edilebilir. Neticede her aldatan kişi aynı amaçla ve motivasyonla aldatıyor diyemeyiz. En yaygın olanları duygusal ve fiziksel faktörlerdir. Duygusal faktörlerde eşler arasında duygusal bir uzaklığın varlığı söz konusudur. “Eşim benimle ilgilenmiyor. Eşimle artık bir şey paylaşmıyoruz” gibi düşünceler bir süre sonra mesafeye yol açıp, içsel bir öfke doğurabiliyor ve partnerin bu ihtiyaçlarını başkasından karşılamasına yol açabiliyor. Kişi çoğunlukla kendisi de farkında olmaz birikmiş hayal kırıklıklarının onu başkasına yönelttiğinin. Bazen bu yeni kişiye aşık olduğunu bile hissedebilir ancak bu kişi aslında sadece onun uzun zamandır ihmal edilmiş olmanın vermiş olduğu sevilme ve kabul görme ihtiyaçlarını karşılayan bir figürdür. Birikmiş ve çözümlenmemiş üzüntü, öfke ve hayal kırıklıkları eşleri birbirinden uzaklaştırmışsa, bu uzaklık onları evlilikleri içinde kendi dünyalarına kapanmalarına sebep olmuşsa, üçüncü kişiler bir nevi ağrı kesici rolü görebilir. Aldatan kişi esasında eşiyle olan meselesini bir süreliğine de olsa unutuyor gibi olur. Eğer eşi tarafından anlaşılamamak temel problem ise ve bu üçüncü kişi anlayışlı bir tutum sergiliyorsa, aldatma sürecinde üçüncü kişi bir kurtarıcı, iyileştirici rolünde olabilir.
Fiziksel faktörlerde ise yıllar geçse de uzun süreli beraberliklerde heyecanın ve cinsel çekiminin aynı kalacağına dair inanç ve yanılgı söz konusudur. Birlikte zaman geçirdikçe ve süre ilerledikçe o yüksek duygular elbette yatışır. Bu, partnerler arasında duyguların tamamen bitmesi anlamına gelmez, sadece eski yoğunluk azalır. Evlilik hayatının rutinliği bir süre sonra cinsel yaşamlarını da rutin bir biçime sokar ve her şey monoton algılanır. Bu durum ise çoğunlukla erkeklerin evlilik dışı beraberliklere yönelmesine yol açar.
Şüphesiz evliliklerdeki aldatmalarda en çok etkilenen kişi çocuklardır. Çocuğun anne ya da babası aldatıyorsa ve bunu çocuk biliyorsa, yetişkin bir birey olduğunda partnerini aldatma olasılığı da o kadar artar. “Tükür babanın suratına” repliğine hepimiz gülmüşüzdür ancak aldatmanın çocukları da olumsuz etkilediği gerçeğini göz ardı etmemek gerekir.
Peki, aldatılmak her durumda evliliğin sona ermesini mi gerektirir? Eşler ne zaman ayrılacaklarını elbette kendileri bilirler. Ancak şunu da belirtmeliyim ki her türlü ihanetten sonra, evliliğin kurtulma ihtimali vardır. Aldatma, evliliği ciddi şekilde sarsar fakat bazen aldatmadan sonra evliliğin daha iyiye gittiği bile görülür. Önemli olan, ilişkinin aldatmadan önceki kalitesidir. Önceleri ilişki iyiyse, böyle bir evliliği sürdürmek için çaba gösterilmelidir. Ancak kötü evlilikler bile aldatmadan sonra, adeta bir şok etkisiyle düzelebilir. Evliliklerin sonunu getiren genelde uzun vadeli gönül ilişkileridir. Sonuç olarak eşler evlilik yaşamlarında kendilerine arada sırada dönüp,“mutsuz olduğum şeyler var mı? İhtiyaçlarım neler?” sorularını sormalı ve partnerlerine dönük beklenti ve  istekleri varsa onunla paylaşmalıdır. 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün