Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Molivos’ta Şirince’yi düşündüm

19 Ekim 2019 Cumartesi 12:30 Güncelleme : 19 Ekim 2019 Cumartesi 12:30

Binlerce zeytin ağacı ile ünlü Ege Denizi'nin üçüncü büyük adası Midilli'ye birkaç kez gittim. Adanın dört bir yanını gezdim, girip çıkmadığım, dalıp yüzmediğim koy kalmadı. Yeşillikler arasından sıyrılıp giden patika yollardan ulaşılan köylere kadar gezdim durdum adayı. Her yerleşim bölgesi birbirinden güzel kendine has güzellikler taşıyor. Bayılıyorum çatıları kırmızı kiremit ile kaplanmış küçük bahçeli evlere. Bütün bu söylediklerimin hepsini bir arada bulabileceğiniz yer Midilli Adası, diğer adıyla Lesvos. "Nereden çıktı şimdi Midilli?" diyenler olduğunu duyar gibiyim. Anlatayım… Adaya gittiğimde sokaklarını doya doya gezdiğim bir bölge var ki, tadına doyum olmuyor. 500 yıllık bir köy Molivos. Evleriyle, sokaklarıyla öylece korumuşlar, günümüze kadar gelebilmiş. Muhteşem kalesiyle, asırlık sarmaşıkları, ağaçları, taş evleri, balık lokantasına dönüştürülmüş zeytinyağı fabrikalarıyla Molivos muhteşem bir köy.
***
Önceki yıl Ağustos ayında Ayşe ile birlikte Ayvalık'ta bir gece konakladıktan sonra sabah feribot ile Midilli'ye yol almaya başladığımızda gözümün önünde canlandı Molivos. Sokaklarında bıkmadan usanmadan yürürüm, yürürüm. Canlı tarih, fotoğraf çekebileceğiniz o kadar çok görsel malzeme var ki, anlatamam. Neyse, feribot iskeleye yanaştığında kısa sürede pasaport kontrolünden geçtik ve limandan çıktık. Araç kiraladığımız firmanın çalışanı bizi karşıladı. Birlikte firmaya gittik, işlemlerimizi yaptık, sözleşmeyi imzaladık, otomobilin anahtarlarını aldık ve dört gün boyunca kalacağımız Petra'ya ulaşmak için yola koyulduk. Köyde bir pansiyon ayarladık, hem de denizin dibinde. 
***
Bulunduğumuz bina neredeyse kumsalı öpecek kadar yakın duruyor. Otele yerleştikten sonra çevrede kısa bir tur yaptık ve Ayşe'ye o gün Molivos'u gezeceğimizi söyledim. Aracımızla yaklaşık birkaç kilometre uzaklıktaki bu tarihi köye ulaştığımızda otoparkta yer nasıl bulacağımı düşünüyordum. Köye girdiğimizde otopark levhalarını takip ederek zeytinliklerin içinde yüzlerce aracın park ettiği bir alana ulaştık. Otopark girişinde kolu kırmızı bantlı park görevlisi ararken, peş peşe gelen araçların teker teker gidip park ettiğini görünce parkın ücretsiz olduğunu anladım.

***
Midilli Adası’nın en çok konaklanan, en çok gezilen ve görülen popüler köyleri arasında yer alan Molivos'a her gün binlerce insanın geldiğini öğrendik. Araç sayısı ise yüzlerle ifade ediliyormuş. Hemen bizim ülkemizi düşündüm. Böyle turistik bir bölgede her gün en az beş yüz araç park edecek! 20 TL'den günlük gelir on bin lira. Ama adamlar böyle bir yerden gelir elde etmeyi akıllarına bile getirmemişler. Gelen turistin sıkıntı çekmeden araçlarını park etmelerini sağlamışlar. Bizim ülkemizde artık bu otopark işi öyle ahlaksız bir boyuta geldi ki, günlük otoparklar saatli çalışmaya başladı. Doymadılar, doyamadılar. 0-6 saat şu kadar, 6-12 saat bu kadar, gece kalırsan o kadar!

***

Yahu, adamlar en çok turistin geldiği gezdiği, yiyip içtiği ve konakladığı turistik bir köyde insanların sıkıntı çekmeden huzurlu ve güvenli bir şekilde araçlarını bırakacağı alanlar yaratmışlar. Gece yarısını geçiyordu Molivos'tan ayrıldığımızda ve gelen her araca yer vardı zeytin ağaçlarının altındaki bu şirin otoparkta. Gezdik, dolaştık, balık yedik, uzo içtik, hediyelik eşyalar aldık ve biliyoruz ki aracımız güvende. Kimse çizmeyecek, kimse bizden zorla para almayacak, kimsenin gözü bizim aracımızın ve cüzdanımızın üstünde olmayacak. 
***
Gelelim ülkemize ve Molivos'un birebir benzeri sayılacak tarihi ve turistik bir köyümüze, Şirince’ye. Yaklaşık 20 kilometre giderseniz denizi de var, Kuşadası'na çok yakın, Selçuk ilçesinin koynuna yatmış. İzmir Büyüşehir Belediyesi köye ulaşan her iki yolu da pırıl pırıl asfaltlamış, tertemiz, "bal dök yala" derler ya, aynen öyle yapmış.  Selçuk'un içinden giden bir yol ve Selçuk girişinden gelinen bir köy var Şirince'ye. Epeydir gitmiyorduk, bir anda aklımıza düştü, yola çıktık. Yollar temiz, çevre yemyeşil, ağaçlar büyümüş, çok keyif aldık köye ulaşmaya çalışırken. Köyün girişinde bir levhada araç ile girişin yasak olduğu yazıyor. Girişte bir otopark, 10 liradan başlıyor, 15-20 liraya kadar uzuyor tarife.
***
Köyün girişinde yolun solunda bir otopark daha var, o da paralı. Araçların biri geliyor biri gidiyor. Otoparkları işletenler mutlu, para basıyor. Bir Molivos'u düşündüm, bir de şu yaşanan araç kapma rezilliğini. "On liradan ne çıkar?" demeyin. Molivos da turizm hedefli bir köy, Şirince de. Şirince'nin belki de üç beş katı aracın giriş çıkış yaptığı Molivos'ta otoparklar ücretsiz. Şirince'de müşteri kapmaca. Bir garip araç trafiği karşılıyor girişinde insanları. Molivos'ta ise köye girmeden aracınızı yüzlerce araçlık otoparka bırakıyorsunuz.
***
Bizim turizm anlayışımızda otopark gelirleri oldukça önemli bir yer tutuyor. Kuşadası'nda saatli otopark insanların cüzdanını boşaltıyor adeta. Molivos'u gezerken Şirince'yi, birbirlerine ne kadar benzediklerini düşünmüştüm. Her iki köy asırlık, her iki köy korunmuş, her iki köyün insanları sıcakkanlı. Molivos'ta balık, kalamar, ahtapot ve uzo var, otopark bedava; Şirince'de gözleme, ayran var, otopark paralı.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün