Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

KOKTEYL CENAZE

15 Haziran 2019 Cumartesi 07:02 Güncelleme : 15 Haziran 2019 Cumartesi 07:02

Son haftalarda o kadar çok cenaze törenine gittim ki; kimi benimle yaşıttı, kimi çok yakın arkadaşımdı, kimi de büyüklerimizdendi. On üç yaşımda babamı kaybettiğimde vurgun yemiş gibi olmuştum. Bir anda yüzlerce metre derinlikteki boşluğa düşüyor insan, yükselmek istiyorsun, düşmeye devam ediyorsun. Babasızlık yaşamın her alanında, her yaş döneminde hissettiriyor kendini, bunu baba olunca daha iyi anlıyor insan. 
Babamın cenazesini dün gibi hatırlıyorum. Tepecik Camii hınca hınç dolu, hemen herkes bir köşede sohbet ediyor, sohbetin konusu babamın yaptığı iyilikler, yardımlar, herkesin babasıydı sanki. Beni çağırıyorlar, babam ile ilgili anılarını anlatıyorlar, çok genç öldüğünü, çok büyük bir kayıp olduğunu söylüyorlardı. Camii’deki cenaze töreninde konuşulanlar tamamen babamın bundan önceki yaşamıyla ilgiliydi. Cenaze namazının ardından Kokluca Mezarlığı’na gidene kadar hep babam konuşulmuştu.
Sosyal medya icat oldu olalı, insanlar birbirlerinden koptu gitti. Sanal alemde yazışıp duruyoruz, itişip kakışıyoruz birbirimizle, hatta dürtülüyoruz bile. “Ali seni dürttü, sen de onu dürt!” diye komut bile alıyoruz. Baş sağlığı mesajları da sanal alemde veriliyor artık. Bir ölüm duyurusunun altına yazılan mesajları okuduğunuzda içiniz parçalanıyor, üzülüyorsunuz. Ne kadar çok seveni olduğunu düşünüyorsunuz, büyük bir kayıp yaşandığı için kahroluyorsunuz. Sosyal medyada o çok üzülen insanların çok azının cenazeye katıldığını görünce, bir de şaşkınlık eşlik ediyor duygularınıza ve biraz da öfke. Hele o sözde üzgün mesajları atanların gülücük saça saça tabutun başına gidişini görünce sinir harbi yaşamamanız imkansız.  
Cami avlusunda o kadar çok işten, siyasetten konuşuluyor ki, dedikodunun bu kadar çok yapıldığı bir yer daha görmedim diyebilirim, hatta kartvizit dağıtıldığına bile şahit olmuşluğum vardır.  Sanki cemaat cenazeye değil de kokteyle gelmiş gibi, tabut orada, sohbet burada. Tabutun başında en yakını, şaşkın bir şekilde gelen gideni izliyor, başsağlığı öpüşmelerini kabul ediyor, sırtı sıvazlanıyor, “Üzülme, başın sağ olsun, şimdi bak, o bizi gökyüzünden izliyor” geyikleri arasında.
Cemaat arasında selamlaşmalar, kucaklaşmalar, öpüşmeler, hasret gidermeler, tatil hikayeleri, şiir okumalar, resmen zamparalık muhebbetleri bile yapılıyor. Bir de şimdi yeni moda cenaze selfisi çekmek, bunu sosyal medyada paylaşmak. Sosyal medyada, yazdıklarını okuduğunda içinizi parçalayan insanlar cami avlusunda birer aslan kesiliyor, öbek öbek birikmiş insanları takip ederek her birine takılıyor, anlatıyor da anlatıyor. Tabutun içinde yatan kişiden söz eden yok, onun kişiliğinden, yaşamdaki tutumundan, ürettiklerinden, geride bıraktıklarından söz eden yok.
Dedim ya, son aylarda o kadar çok cenaze törenine gittim ki, sayısını unuttum, hepsi de sevdiğim insanlardı, her biriyle farklı yıllarda, farklı yollarda anılarım vardı. Cenazelerde ölen kişinin konuşulmasını, onların kişiliğinin anlatılmasını tercih etmişimdir, elimden geldiğince de öyle yapmaya çalışmışımdır. Üzülerek belirtmek isterim ki, babamın cenaze töreninde yaşadığım yıllardaki insan ilişkileriyle, bugün geldiğimiz nokta o kadar farklı ki! Sanki cenaze töreninde değil, kokteyldesiniz. Elinizde bir rakı bardağınız, tepside sigara börekleriniz, cipsleriniz, çerezleriniz eksik. Eksik olsun!

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün