Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Kaptıkaçtı

2 Kasım 2019 Cumartesi 12:32 Güncelleme : 2 Kasım 2019 Cumartesi 12:32

Türkiye’de bir dönem adım başı kapkaç olayları yaşanıyordu, emniyet güçleri bu işin önüne geçmekte zorlanıyordu. Sonra sıkı bir denetim, güçlü ve kararlı emniyet müdürleri başa geçince şıp diye kesiliverdi kapkaç olayları.  Kapkaç o yıllarda resmen terör olayları gibiydi, her saat başı bu tür olaylar yaşanıyordu, haber değeri bile yoktu ve gazetelerde artık tek sütun olarak bile yer almıyordu. Çevremde o kadar çok kapkaç mağduru tanıdığım vardı ki saymakla bitmez. Benim en yakınım annem, bundan on beş yıl önce yetmiş beş yaşında iken iki kez çantası koltuğunun altından alınıp götürüldü. Neyse ki yerlerde sürüklenmedi. Kadıncağız zaten kemik erimesini yoğun olarak yaşıyor. Bir de yerlerde sürüklenseydi kırılmadık yeri kalmazdı. Buna da şükür deyip kapkaç olayları ile ilgili güler misin, ağlar mısın tarzında yaşanan bir gerçeği burada tekrar dile getirmek istiyorum.
***
Çantasını, cüzdanını, cep telefonunu aklınıza gelebilecek hemen her türlü taşınabilir eşyasını kapkaça kurban veren vatandaşların başına bazen trajikomik olaylar da gelmiyor değil. Malını kurtarayım derken, canından olan, sakat kalan çok yurttaşımız var.
***
Adamın biri başına gelen kapkaç nedeniyle öyle böyle değil, çok sıkıntılı durumlar yaşamış. Olay o yıllarda kapkaçın merkezi konumuna gelen Tepecik semtinde geçiyor. Yetmiş yaşındaki Mustafa Amca, yıllarca çalışmış, didinmiş, emekli olmuş, ağzına bir güzel protez damak yaptırmış. Yaşamının bundan sonraki bölümünde sözde ağız tadıyla yemek yiyecek. Ancak protezi damağına vuruyor, o kadar canı yanıyor ki, dayanamayıp çıkardığı gibi bir mendile sarıyor, yanına da o gün aldığı emekli maaşından artan üç yüz lirayı yerleştiriyor.
***
Torba elinde Tepecik’teki evine gidiyor. Kapkaç olayları nedeniyle oğlunun yanında kalan Mustafa Amca, evinden birkaç parça eşya alıp otobüs durağına doğru yürürken elindeki torbayı kapkaçcının birine kaptırıyor. Neye uğradığını şaşıran Mustafa Amca arkalarından bakakalıyor. Giden maaşına mı yansın, takma dişlerine mi? Çaresiz evin yolunu tutuyor. Büzüşmüş ağzıyla eşine olayı anlatıyor. Eşi, "Dişlerin yanında paranın ne işi var?" diyerek amcayı bir güzel haşlıyor.
***
Neyse ki bir aile dostu yakın zamanlarda aynı bölgede kaptırdığı çantasını, hatta pasaportunu langar diye bilinen top sahasında bulduğunu anlatıyor. Mustafa Amca bir taksiye atladığı gibi langarın yolunu tutuyor. Gerçekten de dişlerini duvarın dibinde buluyor. Para buhar olmuş tabii. 
***
Aracınıza binerken, koltuğa oturur oturmaz mutlaka kapıları kilitleyin. Yoksa başınıza ummadığınız anda ummadığınız şeyler gelebilir. Böyle sürekli tetikte olmak can sıkıcı, biliyorum. Ama yaşadığımız şehirler güvenli değil, önlemimizi kendimiz almak zorundayız. Yazımın sonunda size ders alınması gereken bir örnek daha verip, noktayı koyayım. Zamanın birinde eski Konak Belediyesi Zabıta Müdürü Mustafa Boşnaklar’ın eşiyle Yeşilova Mahallesi’ne doğru gidiyor. Tam Tepecik SSK önüne geldikleri sırada kırmızı ışık yanıyor. Beklemeye başlıyorlar. Birkaç saniye içinde ön kapı açılıyor. Eşinin dizindeki çanta uçuyor. Boşnaklar peşinden koşturuyor ama yakalayamıyor. Maddi-manevi fatura yüklü ama gidenin arkasından sağlık olsun demek lazım. Değil mi ya, cana geleceğine mala gelsin!

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün