Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Bir sevdadır “Ayancık”

24 Ağustos 2019 Cumartesi 11:27 Güncelleme : 24 Ağustos 2019 Cumartesi 11:27

İnsanın eşinin Karadenizli olması aslında büyük bir şans, ben de yaklaşık on altı yıldır o şanslılardan biriyim; Karadeniz’e gidiyorum, geziyorum, yürüyorum, yüzüyorum, dağlarına çıkıyorum, şelalerinde serinliyorum, ormanlarında nefes alıyorum. Karadeniz’i bir uçtan bir uca Batum kapısına kadar gezdik, girip çıkmadığımız yayla kalmadı. Tarihi mekanları ise ihmal etmedik, mağaralarına girdik, milli parklarında oksijene doyduk, Sümela Manastırı’nı ise hiç unutmadık! 


Yaman Okay Parkı’nda yorgunluk atılır
Derin ormanlık alanlarında çadır kurup kamp yaptık, sahilde karanlık sulara kendimizi atıp nefeslendik, dalından fındık yedik. Ancak tek tük de kalsa eski ahşap yapılarıyla süslü sokaklarında keyifle dolaştığımız Ayancık gerçekten bir sevda, denizi başka, yeşili bir başka güzel. Sırtını ormana dayamış, önünde leb-i derya uzanıp giden Karadeniz, efil efil esen rüzgarı ormandan gelen nemi harmanlar, serinletir, nefes aldırır insana. Yaman Okay Parkı’nda yorgunluk atar, bir demli çay ile sohbetlere dalar insan. Köylerinin tadına ise doyum olmaz, Ömerdüz’ü, İnaltı’sı, Türkmen’i, Zaviye’si birbirinden güzeldir. Köylere ulaşırken, yeşil bir tünelin içinden geçersiniz, bir yanınızda kayın ağaçları, diğer yanınızda karaçamlar uzanır gökyüzüne, bulutları alır getirir size.


Köknar ağaçlarının ardında 'Akgöl'
Türkiye’nin dört bir yanında çok sayıda birbirinden güzel göller var;  gündemden düşmeyen Salda ile Abant, Eğirdir, Burdur, Eber, Beyşehir en bilinenler. Ancak Ayancık’a 42 kilometre uzaklıkta öyle bir göl var ki, kimsenin bilmediği, adını bile duymadığı; Akgöl. Yemyeşil köknar ağaçlarının arasında kalmış, sanki gizlenmiş gibi süzülüp duran Akgöl. Abant ve Uzungöl ile bir kıyaslama yapıldığında özgünlüğünü tamamıyla korumuş bu göl deniz seviyesinden bin iki yüz metre yükseklikte yer alıyor. Haftanın yoğun stresinden kurtulmak ve yorgunluk atmak isteyen Ayancıklılar cumartesi ve pazar günleri Akgöl’e akın ediyorlar. Biz de mıcırlı yoldan Akgöl’e ulaştık can dostumuz Gölge ile birlikte. Gölün üzerinde rüzgar ile birlikte sanki nazlanan, bir tablo güzelliğindeki nilüfer çiçeklerini izledik keyifle.


658 metre İnaltı Mağarası
Sinop’un şirin ilçesi Ayancık’ın güzellikleri saymakla bitmez. Akgöl’e birkaç kilometre uzaklıktaki İnaltı Mağarası’na ulaşabilmek için katedilen stabilize yola manzaranın keyfi için katlanılır. Yemyeşil ağaçlar sağlı sollu sizi selamlıyor yol boyunca, köknar ağaçları büyülüyor adeta. Şimdi İzmir’in o güzelim dağları yanarken aklıma düşüveriyorlar. Mağaraya ulaşmak için aracımızı park ettikten sonra girişe kadar merdivenler ile tırmanıyoruz. Yine sağlı sollu yemyeşil bir tünel içinden gidiliyor mağaranın girişine kadar. Yeşili, dört bir yandan akıp giden buz gibi sularıyla adeta bir huzur beldesi. Diyorum ya, “Bir sevdadır Ayancık!”


Erfelek’te yorgunluk Bektaşağa’da demli çay
İnaltı Mağarası’nın aydınlatması muhteşem ama biraz ürkütücü. Mağaranın girişinden sonuna kadar ahşap platform ziyaretçilere kolaylık sağlıyor, yaklaşık 658 metre rahatlıkla yürünüyor. Yürüyüş sırasında mağaranın gerçek konukları da ziyaretçilere kanat sesleriyle eşlik ediyor; bazen bir yarasa, bazen de bir baykuş sesi yankılanıyor. 


Ayancık yolları daha çok görünür
Ayancık’a gelenler bir gün içinde hem İnaltı Mağarası’nı hem de Akgöl’ün keyfini çıkarabilirler. Günün yorgunluğunu Erfelek Şelalelerinde atabilirler. Gecenin sonunda ise bir şeyler atıştırmak, ardından demli bir çay içmek için Bektaşağa Göleti bulunmaz bir nimet. Eşim Ayşe’nin annesi, iki ağabeyi ve yeğenleri hala Ayancık’ta yaşamını sürdürüyor. Onlar orada oldukça bize Ayancık yolları daha çok görünür. Biz Ayancık’ı seviyoruz.  Bir sevdadır Ayancık.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün