;
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Aklıma rakı masaları gelmez!

14 Mart 2020 Cumartesi 02:23 Güncelleme : 14 Mart 2020 Cumartesi 02:23

Geçtiğimiz yıllarda gazeteci yazar Ümit Otan’ın bir yazısını okudum. İçine kötü bir şey olacağı sezgisi çökmüş. Ve ardından balığının ölümünü anlatıyor hüzünle. Bazılarının "balık" denilince akıllarına rakı muhabbeti düşer ama; benim de başımdan benzer bir olay geçti. Balıklarım öldü. 1991 yılıydı. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde çalışıyorum. Kocaman bir akvaryumum var ve içinde kırk civarında balık. Nasıl ilgiliyim ama balıkları çok seviyorum. Gece ışıkları kapatıyorum akvaryumda balıkları izliyorum ve huzur buluyorum.
***
Bir yaz akşamı. Hafta sonu büyük bir olasılıkla. Akvaryumun suyu iyice kirlenmişti. Damacana sular bu kadar gündemde olmadığı için şehir suyunu bir kazana doldurdum ve kaynattım. Suyun kirecini almak için beklemeye başladım. Balıkları da başka bir kovanın içine akvaryumdaki suları ile birlikte aldım. Onlar kovada oynaşırken ben gidip akvaryumu bir güzel yıkadım temizledim. İçindeki taşları elden geçirdim; yosunlarını temizledim. Bitkilerin bakımını yaptım. Kısaca dip bucak temizlik yaptım. Rahmetli annem söylenirdi: "dip bucak temizlik yaptım" bil ki o zaman evde ciddi anlamda bir temizlik harekatı yapılmıştır. İşte! Deyim yerindeyse ben de öyle yaptım. Akvaryumu tepeden tırnağa temizledim. 
***
O arada evin telefonu çaldı. "Ülen!" dedim. " Akşamın bu saatinde kim arar böyle ısrarla!" diye.  İçimden geçirdim. Şimdiki gibi, cep telefonu olsa numarayı göreceksin açma ve açmama durumları var tabii. Telefonun ahizesini kaldırdım kulağıma uzaktan tuttum. İçime doğmuş sanki bir gariplik olacak gibi. Ahizenin diğer ucunda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Yüksel Çakmur'un sekreteri Yücel Hanım: "Işık Bey otobüs ihalesi varmış başkanım sizi bekliyor ihale saat 20.00’de"
***
"Ohhh!" dedim,  içimden. Akşam 20.00 de ihale. Otobüs ihalesi. Her şeyi ortalıkta bırakıp giyinip gitmek zorunda kaldım. Apar topar tıraş oldum. Otomobilime atladığım gibi doğru belediyeye. Nasıl olsa birkaç saat sürer döner gelir balıkları akvaryuma yerleştiririm diye düşündüm. İnanır mısınız? İhale sabaha karşı yedide bitti. Her ihalede olduğu gibi! Oradan çorbacıya ve tekrar işbaşı. Evde de kimse yok. Diyeceğim ki: "Balıkları akvaryuma koyun ölmesinler"
***
Neyse! Sabah koltuğuma oturdum. İçim içimi yiyor. Balıklar ne olacak diye. Artık öğlen saatlerinde dayanamadım ve şoföre: "Usta hadi beni eve kadar götür şu balıkların değişimini yapayım" dedim. Eve gitmek için yola çıktık. İçimden diyorum ki: "Umarım geç kalmamışımdır." Eve geldim. Merdivenleri üçer beşer çıktım. O hızla kapıyı açtım salona daldım. Doğru kovanın başına koştum. Tüm balıklarım ters dönmüş ve ölmüş. İçlerinde bir iki tanesi ise can çekişiyor ve ölmek üzereler.
***
Biliyor musunuz? Yaşamımda o kadar çok hayvan baktım ki, kedi, köpek, bıldırcın, tavuk ve güvercin. Ama o çaresiz balıkların bu şekilde ölüp gitmelerine üzüldüğüm kadar, hiçbirinin ölümüne bu kadar üzülmedim. Ve hiçbirinin ölümü beni bu kadar etkilemedi. Aradan neredeyse otuz yıl geçmiş ve ben yok yere ölen kırk balığımın yasını halen tutarım. Hem de aklıma rakı masalarını getirmeden...

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün