Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Kadın cinayetleri (2)

21 Eylül 2019 Cumartesi 12:39 Güncelleme : 21 Eylül 2019 Cumartesi 12:39

Geçen haftaki yazımda, hukukçuların ve konuyla ilgili uzmanların kadın cinayetlerine yönelik yaptıkları çalışmaları basında yer alan şekliyle sizlere aktarmaya çalıştım. Bugün kaldığım yerden devam ederken, hatırlanması amacıyla bazı bölümleri tekrarlamak istiyorum. Hatırlayacağınız gibi cinayetlerin bir bölümü, kadının eşinden şikayetçi olduğu dönemlerde de gerçekleşti. Böylesi durumların yaşanmaması adına pek çok öneri yapıldı. İşte bunlardan biri de, "Elektronik Kelepçe". Konuyla ilgili açıklamada bulunan İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Avukat Şükran Eroğlu, yöntemin caydırıcılığına dikkat çekerek, "Elektronik kelepçe takılan kişi takip edildiği için, o süreçte şiddetten ve kadına yaklaşmaktan kaçınıyor. Bu sistem mutlaka çok geniş ve fazla sayıda uygulanmalı. İstanbul'da bugüne kadar sadece 6 tane uygulandı ve hakimler bu kararı çok zor veriyor" diye konuştu. Kadınlara yönelik saldırılara ve ölümlere kesin çözümlerin getirilemediği bu süreçte, "Elektronik kelepçe"nin ciddi faydası olabilir. Konu geniş çaplı araştırılır ve uygulanabilirse büyük yararlar sağlanabilir.
Doç. Dr. Sayar'ın konuya yönelik açıklamaları da dikkat çekici. Sayar, ekranlardaki dizi veya filmler yoluyla evlere giren şiddet görüntülerine eleştiri getirerek, “Medya kanalı ile şiddetin normalleştirilmesi ne yazık ki sık rastladığımız bir durum. Özellikle dizilerdeki karakterlere baktığımız zaman kadına, çocuğa, sağlık çalışanına şiddet, şiddetin bir çok yolu var ve dizilerde güçlü ve sevilen karakterler eliyle bu şekilde şiddet uygulandığı, bu şiddetin cezasız olduğu görüldüğü zaman bu da toplumda bir öğrenme sağlıyor. İnsanlara bu tür bir zorlukla karşılaştığınızda şiddete başvurabilirsiniz mesajını alttan vermiş oluyoruz. Eğlence sektöründe de yapımcılar sorumlu davranıp gereken dikkati göstermek zorunda.”
Prof. Dr. Nevzat Tarhan “Kadına yönelik aile içi şiddet konusu tüm dünyada artmış durumda. Amerika'da acillere başvuranların yüzde 17'si aile içi şiddet kurbanı insanlar. Biz üniversite ve ŞİDAM (Şiddet ve Suçla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi) olarak İstanbul emniyeti ile gerçekleştirdiğimiz protokolle şiddet kurbanları veya sanıkları konusunda ciddi bir veri tabanı oluşturacağız.
Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitü Müdürü Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar ve Psikoloji Bölümü'nden Dr. Hüseyin Ünübol öncülüğünde yürütülen çalışmaya katılanların yüzde 49.8'i kadın, yüzde 50.2'si erkeklerden oluşuyor. Katılımcıların yüzde 54'ü üniversite, yüzde 26'sı lise, kalan yüzde 20'si ise ilköğretim veya yüksek lisans mezunu. Araştırma analizlerini yorumlayan Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, “hostiliteye” etki eden faktörleri “genç yaş, duyguları tanıma ve ifade güçlüğü, negatif duyguların çokluğu, tütün ve madde kullanımı şeklinde özetledi. “Daha genç yaşlarda eğilim daha fazla oluyor" diye konuşan Sayar, Kontrolsüz öfke ve şiddet eğiliminin daha çocuklukta başladığına dikkat çekerek şöyle konuştu; “Yeni nesil ebeveynlerin çocuklarının her istediğini gerçekleştirme davranışı da ileride bu çocuklarda kontrolsüz öfkenin ortaya çıkmasını tetikliyor. Çünkü bu çocuklar sabırsız ve her istediklerini anında elde edebilme beklentisiyle büyüyor”
Antalya Kadın Müzesi Danışma Kurulu Üyesi, Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Havva İşkan Işık, tehdit altında olan kadın ve çocukların korunması için devlet olanaklarının süratle arttırılması ve erkek davranışlarını değiştirmek için gerekli adımlar atılması talebini dile getirerek şöyle dedi: “TBMM bünyesinde hazırlanan bir rapora göre Türkiye'de 17 yılda 15 bin 34 kadın öldürüldüyse ve temmuz ayında 31 kadın öldürüldüyse, bu ülkede çok ciddi bir sorun var demektir. Yetersiz eğitim, sosyal dalgalanmalar, ekonomik sorunlar bir neden olarak öne çıkarılamaz.” Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu Üyesi Esra Gençer Özdemir, “Kadın cinayetlerinin önlenmesi sadece hukuki bir mesele değil. Sürekli özgüveni kırılarak büyütülen kız çocuğu ile doğduğu andan itibaren her şeyi yapmakta özgür olduğunu hisseden oğlan çocuğundan böyle bir toplum ortaya çıkıyor” diye konuştu.
Uzmanlar tarafından yürütülen çalışmalar ve açıklamalar böyle. Aslında, Türk Ceza Kanunu’nda yeterli hükümler mevcut. Özellikle, 6284 Sayılı kadına karşı şiddetin önlenmesiyle ilgili bir yasamız var. Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni, diğer adıyla İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ülke Türkiye. Bu yasa son zamanlarda sürekli gündeme getiriliyor. Buna rağmen kadına karşı şiddetin önlenebilmesi veya azaltılabilmesi neden mümkün olmuyor anlamak mümkün değil. İddialara göre bu yasa tam anlamıyla uygulansa, istenmeyen gelişmeler ve sonuçlar kesinlikle azalacak. 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün