Yenigün
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Kadın cinayetleri (1)

4 Ekim 2019 Cuma 16:55 Güncelleme : 4 Ekim 2019 Cuma 16:55

Kadına şiddet ve kadın cinayetleri yıllardır ülkemizin kanayan yarası. Alınan bazı tedbirler bu çok önemli soruna çare olmamış, pansuman görevinden öte geçememiştir. Konunun çok derin ve detaylı olması nedeniyle gerçekleştirilen geniş çaplı organizasyonlarda beklenen hedefe ulaşılamamıştır.    
Türkiye'de sadece 2018 yılında 440 kadın öldürüldü. Son bir ayda ardı ardına işlenen kadın cinayetleri, kadına şiddet olaylarında caydırıcı cezaların yeterli olmadığı veya yeterince uygulanmadığına yönelik eleştirileri yeniden gündeme getirdi. Kadınların korunmasına yönelik ileri sürülen tedbirlerden biri olan "Elektronik Kelepçe"ye ayrı bir paragraf açmak gerekir. Konuyla ilgili açıklamada bulunan İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Avukat Şükran Eroğlu, yöntemin caydırıcılığına dikkat çekerek, "Elektronik kelepçe takılan kişi takip edildiği için, o süreçte şiddetten ve kadına yaklaşmaktan kaçınıyor. Bu sistem mutlaka çok geniş ve fazla sayıda uygulanmalı. İstanbul'da bugüne kadar sadece 6 tane uygulandı ve hakimler bu kararı çok zor veriyor" diye konuştu. Kadınlara yönelik saldırılara ve ölümlere kesin çözümlerin getirilemediği bu süreçte, "Elektronik kelepçe"nin ciddi faydası olabilir. Konu geniş çaplı araştırılır ve uygulanabilirse büyük yararlar sağlanabilir. 
Basında yer alan bir habere göre; Emine Bulut cinayetinden sonra gerçekleştirilen geniş kapsamlı akadamik çalışma ile Türkiye'nin 'öfke' haritası çıkarıldı. Şiddet ve şiddete neden olan etmenlere yönelik yapılan araştırmada önemli detaylara yer verildi. Üsküdar Üniversitesi'nin, klinik psikoloji alanında yüksek lisans eğitimi alan 125 öğrencisinin saha çalışması, 81 ilden 18-81 yaş arası evli, bekar, çocuklu veya çocuksuz bireylerden oluşan 25 bin kişiyle yüz yüze görüşülerek yapıldı. 
Öfke-düşmanlık ve saldırganlık eğilimi en yüksek bölge Güneydoğu Anadolu bölgesi olurken; en düşük bölge ise Trakya ve Orta Karadeniz oldu. Araştırmayı yürüten Sosyal Bilimler Enstitü Müdürü Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, “Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu bölgelerinde eğilim daha fazla iken daha düşük riskli olan bölgelerinse Trakya bölgesi, Sinop, Kastamonu, Çankırı ve İzmir civarı olduğunu gördük. Buralarda yüksek çıkmasını bu bölgelerin biraz daha geleneksel, metropolleşmeden biraz daha uzak, daha geniş ailelerin bir arada yaşayabildiği daha geleneksel kodlarla büyüyen bireylerin olmasına bağlıyoruz” dedi. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aile içi şiddet suçunun önlenmesi için üniversite olarak bugüne kadar birçok çalışma yürüttüklerini belirterek İstanbul Emniyet Müdürlüğü ile konuya ilişkin bir işbirliği protokolü imzaladıklarını söyledi. Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Şiddet ve Suçla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi (ŞİDAM) Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy ise şiddete uğrayan kadınların karakollarda karşılaşacağı görevlilerin bu konuda eğitimli olması ve hatta onların da kadın olması gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan “Kadına yönelik aile içi şiddet konusu tüm dünyada artmış durumda. Amerika'da acillere başvuranların yüzde 17'si aile içi şiddet kurbanı insanlar. Biz üniversite ve ŞİDAM (Şiddet ve Suçla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi) olarak İstanbul emniyeti ile gerçekleştirdiğimiz protokolle şiddet kurbanları veya sanıkları konusunda ciddi bir veri tabanı oluşturacağız. Atasoy, kadın cinayetlerinin kriminoloji alanında daha farklı bir konumu olduğunu, kadınların çoğunlukla güvendiği kişilerce, (eş, baba, ağabey vb) ve en güvendiği ortamda şiddete maruz kaldığını belirtti. Şiddet eğiliminin genetik temellerine de dikkat çeken Prof. Dr. Atasoy, “Her ne kadar şiddet elbette öğrenilen bir davranış olsa da şiddetin bir genetik faktörünün olup olmadığı üzerine uzun yıllardır yapılan çalışmalar var. Bu çalışmalar da pek destek görmez, çünkü çok ciddi bir savunma taktiği olarak kullanılırlar. Hatta kazanılmış davalar da var İtalya'da özellikle. Bende şiddet geni var ondan öldürdüm deyip beraat almış vakalar var. Şiddet birçok parametreden oluşan bir kompleks. Bununla ilgili en belirgin aday gen Monoamin oksidaz-A (MAOA). Bu gen üzerine 20 yıldır yürütülen çalışmalar var. 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün