Yenigün
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Gıda endüstrisinde güven kayboluyor

22 Şubat 2020 Cumartesi 01:11 Güncelleme : 22 Şubat 2020 Cumartesi 01:11

Biliyorsunuz bir süre önce, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, taklit veya tağşiş yapıldığı kesinleşen 96 firmaya ait 150 parti ürünü kamuoyuna duyurdu. Bunların arasında et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, bitkisel yağ, bal, takviye edici gıdalar, çikolata ve kahve de yer alıyor. Taklit ve tağşiş yaptığı belirlenen işletmeler ve ürünlerinin parti numaraları, Bakanlığın internet sitesinde açıklandı. 
Duyuruya göre, kontroller sonucunda bitkisel yağlarda taklit ve tağşiş yaptığı kesinleşen 30 gıda işletmesi ve bu işletmelerin ürettiği ayçiçek ve zeytin yağlarına ait bilgiler kamuoyu ile paylaşıldı. Söz konusu ürünlerde yağ asitleri kompozisyonu, başka tohum yağları, .
Et ve et ürünlerinde de laboratuvar tahlilleri sonucunda taklit ve tağşiş yaptığı kesinleşen 29 gıda işletmesi ve bu işletmelerin ürettiği aralarında sucuk, köfte, kıyma, kebabın da aralarında bulunduğu ürünlerde domuz eti, kanatlı eti, sakatat, dana sucukta baş eti, 
Süt ve süt ürünlerinde ise taklit ve tağşiş yaptığı kesinleşen 28 gıda işletmesinin ürettiği yoğurt, tulum ve eritme peynirleri ile kaymak ve tereyağının da aralarında bulunduğu söz konusu ürünlerde bitkisel yağ ve nişasta, 
Takviye edici gıdalar ve benzer ürünlerde de kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş, değiştirilmiş gıdaları üreten veya satan 3 gıda işletmesi ve bu işletmelerin ürettiği ürünlerde  bitkisel karışımlı macunun içinde ilaç etkin maddesi “sildenafil”e rastlandığı, 
Balda da kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş, değiştirilmiş gıdaları üreten veya satan 3 gıda işletmesi ve bu işletmelerin ürettiği ürünlerden, kahvede 1, çikolatada ise 3 gıda tespit edildi. 
Maalesef tablo böyle. Ancak tüm uyarılara ve isim isim açıklanmalarına karşın bazı firmalar halkı kandırmaktan bir türlü vazgeçmiyorlar. Mesela, piyasa gözetimi ve denetimi kapsamında Bakanlıkça 2012’den bu yana 642 firmaya ait bin 323 parti ürünün ismi açıklandı. Bugün yıl olarak 2020'ye gelmemize rağmen hiç bir şeyin değişmediğine tanık oluyoruz. 
Sahtecilik maalesef sadece Türkiye'de değil. 
Denetim, vergi ve danışmanlık hizmetleri sunan KPMG'nin bir süre önce konuyla ilgili açıkladığı raporunda, 10 yılda yaşanan gıda sahtekarlıkları sektörde büyük bir güven kaybı yarattı. 8.1 trilyon dolar değerinde olduğu tahmin edilen dünya gıda sektörü, piyasaya sokulan şaibeli ürünler nedeniyle her yıl 100 milyar dolar kaybediyor. KPMG’nin araştırmasına göre, dünyanın hemen her ülkesinde her gün birçok tüketici ücretini ödediği gıda ürününün karşılığını alamıyor. Bazı ürünlerin bilinen ve çok tercih edilen markalara benzetilmek için taklitleri yapılıyor, bazı ürünlerin ise maliyetini düşürmek için içine yabancı veya daha ucuz ürünler ekleniyor. 
En büyük sahtekarlık örnekleri deniz mahsullerinde tespit ediliyor. 10 yıl içinde dünyada satışa sunulan deniz mahsullerinin yüzde 30’unda taklit ve tağşiş tespit edildiği ve şaibeli ürün olarak sınıflandırıldığı belirtiliyor. AB bölgesinde, daha taze görünmesi için pembe boya ile renklendirilmiş 227 milyon dolarlık konserve ton balığı satıldığı araştırmada yer alıyor. Kanada’daki 177 balık restoranın yüzde 10’unda balıkların sağlığa zararlı bir madde ile boyandığı kayıtlara geçmiş. Pensilvanya’da yüzde 100 gerçek parmesan diye satılan peynir paketinde hiç parmesan bulunmadığı anlaşılmış. 2013’te Avrupa ülkelerinde yaşanan skandalda, hamburger etlerinin yüzde 29’nun at etinden oluştuğu ortaya çıkmış. Avrupa Komisyonu’nun gıda sahteciliğine ilişkin yayımladığı aylık bültenlerinde özellikle İtalya’da 2019’un son çeyreğinde yumurta, zeytinyağı ve şarap gibi ürünlerde yanlış etiketleme ve menşe gizleme vakaları tespit edilmiş.
Şimdilerde, gıda sektörünün teknolojiyi de yanına alarak tüketici güvenini tekrar kazanacak formüller üzerinde çalışılıyor. Bunlardan biri de dijital çözümler. Marketten tavuk alan veya restoranda balık sipariş eden bir tüketici cep telefonundaki bir uygulama ile aldığı ürünün kaynağını, gördüğü işlemleri ve içerisindeki katkı maddelerini öğrenebilecek. Böylece standartlara uygun gıda ürünlerine ulaşmak kolaylaşacak ve buna bağlı olarak da taklit ve tağşiş oranları azalacak. Ancak, sistemin oturması için zamana ve yatırıma ihtiyaç var. 
Sonuç: Kontroller ve cezalar arttırılırken, özellikle de cezalar korkutucu boyutta olmalı. 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün