Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Depremde konuşulup sonra unutulmasın (1)

9 Ocak 2021 Cumartesi 18:05 Güncelleme : 9 Ocak 2021 Cumartesi 18:05

Günlerce, gecelerce yorumlanır bir ay sonra tozlu raflara kalkar. Kentsel Dönüşümden söz ediyorum. Kentsel dönüşüm bana göre; Sadece depremlerde hatırlanan ve bir süre sonra unutularak rafa kaldırılan toplumsal bir yaradır.

Hatırlayın, büyük ve can alıcı depremlerin ardından en çok konuşulan, yazılı ve görsel basında günlerce gündemde tutulan, çözüm önerilerinin havada uçuştuğu ancak sonu sürekli hüsranla tamalanan bir dizinin baş rol oyuncusu gibidir Kentsel Dönüşüm...

Yapılması gerekirken bir türlü yapılamayan nedir? Veya neden yapılamaz? Soruna neşter vurmayan kim veya kimlerdir? gibi soruların cevabını öyle tahmin ediyorum ki bugün çok kimse vermiyor veya vermek istemiyor. Galiba birileri sorumluluk almak istemiyor.   

Daha net anlaşılabilmesi için 30 Ekim'de İzmir'i sallayarak zarar veren ancak yerle bir edemeyen son depremden başlayalım.

Bilim adamlarına göre beklenen, korkulan İzmir depremi bu olmamasına karşın, yetkililerin açıklamasına göre yaklaşık 5 bin konut az veya çok hasar gördü.

Raporunda hasar kelimesi bulunan vatandaşların büyük bölümü evlerini terk ederek, yeni binalara doğru yelken açtılar. Evleri yok olan vatandaşlar ise çadır kente, konteynerlere veya misafirhanelere sığındılar. 

Durum böyle olunca, önce kiralıkların kira bedelleri ikiye, üçe katlandı daha sonra da satılıkların. Fırsat bu fırsattır diyerek, avuçlarını oğuşturanlar haksız kazancın kitabını yazdılar.

Şimdilerde beklenti; TOKİ ve Belediyenin gerçekleştireceği yeni konut alanları ile yapılacak olan bölgesel Kentsel Dönüşüm. Yani, devletin kurumlarının gerçekleşitireceği yeni yapılanma.   

Gelmek istediğim en kritik nokta burası ve sorum da şu;

"Az veya orta hasar görmüş muhtelif binalar ne olacak?"

Mesela, bunlardan muhtelif sokaklarda birer tane var.  Ancak, çok hasarlı değilse, kurumlar müdahale listelerine almıyorlar. 

Bir soru daha; Raporunda, az veya orta hasarlı diye not düşülmüş ise siz ols anız bu bina da otururmusunuz? Geceleri huzurla uyuyabilirmisiniz?

İnsanlar bu nedenle sokaklara döküldüler. Bedeline bakmadan yeni evlere attılar kendilerini.

Evet şimdi can alıcı noktaya geldik. Peki, terkedilen az ve orta hasarlı binalar ne olacak?

Sorunun cevabı şöyle; Bir müteahit bulunacak ve kentsel dönüşüme gidilecek. Yani, böylesi durumlarda iş vatandaşlara da düşüyor. Çünkü bu binalara ne TOKİ ne de Belediye sahip çıkamıyor.

Öyleyse tek çıkış var. Devlet veya belediye destek verecek, vatandaş da fedakarlık yapacak ve o binalar kentsel dönüşüme girecek. Herkes çok iyi bilmeli ki, kentsel dönüşüm tek taraflı olmaz.

Öncelikle, devlet ve belediye maddi anlamda değil, sadece imar konusunda destek verecek.

Şayet hızlı ve ciddi bir kentsel dönüşüm gerçekten isteniyorsa bunu yapmaya mecburdurlar. Çünkü, hiç bir müteahit bedavadan, cebinden para ödeyerek sizin binanızı ne yıkar ne de yenisini yapar. Hayatta her şeyin bir bedeli vardır. Mesela; 4 katlı bir bina için teklif hazırlayan müteahit, yeni inşaattan imarla ilgili hiç bir istifadesi yoksa, mülk sahiplerinden tüm giderlerinin tamamını talep eder. Bunlar çok net biliniyor. "Binanızı yıkar aynısını da yaparım ancak sizden daire başına 400 veya 500 bin lira para isterim" diyorlar.

Aslında; yetkililer bir karar alsalar, dört kata beş kat müsaadesi verseler veya binanın kendi sınırları içinde bulunan alanlarda (Otopark veya ön ve arka bahçeler) genişlemesine izin verseler o zaman çok şey değişir. Bu durumda müteahit ortaya çıkacak avantajı kullanarak daire sahiplerinden 50-200 bin lira arasında bir talapte bulunacaktır. Pek çok ev sahibi bu miktarı birikimleriyle veya kredi kullanarak karşılayacaktır. Böylece karşılıklı fedakarlık ile kurumlar çıkardıkları yasa ile mağdur daire sahipleri de oluşturacakları nakit ile güç birliği yaparak kentsel dönüşümün çok önemli bir parçasına çözüm getirmiş olacaklardır. 

Ben mimar, mühendis veya uzman değilim, kanun yapıcı veya belediye yetkilisi de değilim. Sorunu basit şekliyle anlatmaya çalıştım. En büyük korkum, bir gün gelişmeler olumlu ilerlerken birilerinin taş koyması. İşte o zaman bunun vebalini ödeyemezler.             Devamı haftaya.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün