Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

"Oyun artık bozulmuştur"

29 Ekim 2020 Perşembe 08:20 Güncelleme : 29 Ekim 2020 Perşembe 08:20

KKTC'de seçimler tamamlandı. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Türkiye'ye geldi. Ankara'da resmi temaslarda da bulunan Tatar, ilk görüşmesini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdi. Daha sonra iki liderin yaptıkları açıklamalarda önemli mesajlar yer aldı. Adadan gelen bilgilerin detayları şöyle:

Cumhurbaşkanlığı görevini devraldıktan sonra ilk resmi ziyaretini Türkiye'ye düzenleyen Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ikili görüşmelerinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Cumhurbaşkanı Tatar, KKTC'nin açıkça reddetmesine rağmen Türkiye’nin Kıbrıs'taki askeri varlığı ile etkin garantörlük hakkını sıfırlama hedefinin vazgeçilmez bir anlaşma koşulu olarak masaya getirildiğini belirterek, "Türkiye’nin beşli konferans önerisi, Kıbrıs konusunda bir anlaşma için son şanstır" mesajını verdi. Türkiye ve KKTC'nin Kıbrıs sorununun çözümü noktasında gösterdiği iyi niyete karşılık bulamadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Tatar, yeni bir siyaset geliştirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin ele alınması için KKTC'nin de katılacağı bir konferans toplanması önerisinin de son derece gerçekçi ve yapıcı olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Tatar, "Kıbrıs Türk halkının 21 Aralık 1963-20 Temmuz 1974 arasında Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünü kullanarak yaptığı askeri müdahaleler, sağladığı diğer destekler sayesinde ayakta durabildiğini kaydetti. Tatar, "Türkiye, 15 Temmuz 1974'te Rum EOKA-B terör örgütü̈ ve Yunan cuntası tarafından gerçekleştirilen darbe sonrasında Kıbrıs Helen Cumhuriyeti'nin ilan edilmesi karşısında garantörlük hakkını kullanarak tek başına harekete geçmeseydi ne olurdu, herkes düşünmelidir" açıklamasında bulundu.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlediği ortak basın toplantısında, Tatar'ı Türkiye'de misafir etmekten memnuniyet duyduğunu söyledi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kıbrıs meselesinde önümüzdeki dönemde atılabilecek adımları ve Doğu Akdeniz'de son dönemde yaşanan gelişmeleri ele aldık. Türk tarafı Kıbrıs'ta, adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümden yanadır. Bu yolda üzerine düşen iyi niyetli bir yaklaşımla ve sorumluluk bilinciyle hep adımlarını atmıştır. Ancak sadece Türk tarafının çaba göstermesi çözüm için kafi değildir. Rum tarafının Kıbrıs Türk halkının eşit ortaklığı temelinde bir çözümü kabul etme niyetinin bulunmadığı aşikardır. 50 yılı aşkın süredir devam eden müzakerelerin her seferinde başarısız olmasının yegane nedeni Rum tarafının bu uzlaşmaz zihniyetidir, anlayışıdır. Rumlar 1963 yılında gasp ettikleri devleti, Kıbrıs Türk halkı ile paylaşmak istemiyorlar. Yarım asrı geride bıraktığımız müzakere sürecinde artık mevcut parametrelerle bir neticeye varılmayacağının anlaşılması gerekiyor."

Erdoğan, Temmuz 2017'de Crans-Montana'daki görüşmelerin sona ermesinin ardından, bu koşullar altında çözüm için federasyonun artık geçerli bir model olamayacağını, yeni fikirlere ihtiyaç duyulduğunu vurguladıklarını dile getirdi. Erdoğan, şunları söyledi: "Rum tarafı Kıbrıs Türk halkını eşit ortak olarak görmediği için hidrokarbon gelirlerinin paylaşımına yönelik iş birliği çağrılarını da karşılıksız bıraktı. Kıbrıs'ta iki ayrı halk ve onların kurduğu iki ayrı devlet şu anda zaten vardır. Artık iki devletli çözümün de gerçekçi bir yaklaşımla masaya getirilmesi gerektiğine inanıyoruz." Doğu Akdeniz'deki son gelişmeler ile Maraş açılımı gibi diğer konularda da görüş alışverişinde bulunduklarını söyleyen Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: "Doğu Akdeniz'de kendi kıta sahanlığımızdaki haklarımızı koruduğumuz gibi adanın ortak sahibi Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve menfaatlerini de savunuyoruz. Doğu Akdeniz'deki mevcut durumun müsebbibi 2003 yılından bu yana uyarılarımızı dinlemeyen, yapıcı önerilerimizi dikkate almayan Rum-Yunan ikilisidir. Bu bölgedeki hidrokarbon kaynakları nedeniyle iştahı kabaran uluslararası enerji şirketleriyle arkalarındaki güçler de bu oyunun parçası olmakta beis görmemişlerdir. Ancak bu oyun artık bozulmuştur. En başından itibaren söylediğimiz gibi bölgede Türkiye'yi ve Kıbrıs Türkü'nü hesaba katmayan hiçbir girişimin başarı şansı yoktur ve olmayacaktır. Amacımız Kıbrıs Türk halkının hayat standardını yükseltmek ve geleceğe daha büyük bir güvenle bakmasını sağlamaktır Türkiye'nin Kıbrıs Türk halkına desteği hukuki ve siyasi mülahazaların ötesinde gönül bağı ve kader birlikteliğinden kaynaklanmaktadır. Kıbrıs Türk'ü Türkiye'yi her daim yanında bulacaktır."

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün