;
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

‘Sıkıntının kaynağı çiftçiler olamaz’ (2)

29 Mayıs 2020 Cuma 01:15 Güncelleme : 29 Mayıs 2020 Cuma 01:15

Geçen haftaki yazımda, koronavirüs sürecinde yaşananlardan iki önemli ders çıkartıldığını, bunlardan birinin sağlık sektörü diğerinin ise tarım sektörü olduğuna dikkat çekmiştim. Artık sağlık sektörü denildiğinde aklımıza hemen sağlık çalışanları geliyor. İnanç, özveri ve sorumluluk adına yapılabilecek ne varsa tamamını hatta fazlasını yerine getirdiklerinden ötürü onların haklarını kelimelerle veya alkışlarla ödeyemeyiz bu kesin.

Sağlıklı gıda denince tüm yollar tarıma çıkıyor. Üretici, köylü veya çiftçi adına ne derseniz deyin onlar toprağın profesyonelleri. Yeterli desteği aldıklarında topraktan mucizeler yaratıyorlar. Şimdi artık onların sorunlarını ve verilmesi gereken destekleri konuşmalıyız. İşimiz zor olsa da, ‘zararın neresinden dönülse kardır’ sözünü unutmayalım. Geçmişe takılmadan geleceğin yol haritasını çizmeli yeni projeler geliştirmeliyiz. Kısacası tarımda kaybettiğimiz zamanı acilen telafi etmeliyiz.

Sorunları ve çözüm önerilerini uzmanların da görüşleri alınarak yola çıkılmalı. Üretilen ürünün üretim bölgesindeki fiyatı ile tüketicide oluşan fiyat farkı bazen ekonomide yanlış kararlar alınmasına neden olabiliyor. Tüketicilerin şikayetleri doğrultusunda halkın menfaatleri düşüncesiyle bazen yapılmaması gereken ithalat veya ihracat gerçekleşebiliyor.

Yazımın bu bölümünde uzman görüşlerine yer vermek istiyorum. Tarım konusunda İzmir ve Ege’de takdir ettiğim bir isim vardır. Hatice Zeybek Uslu. Geçen haftaki yazıma önemli yorumlarda bulunmuştu. Özetle şöyle diyor Uslu, “Dün soğan konuşuluyor idi bugün patates. Sorun aynı. Sorun sadece covit 19 ile daha görünür oldu. Neyi üretirsen üret halkın tüketimi cebindeki parasının satın alma gücüne bağlıdır. Halkın tüketimini arttıracak şekilde hareket edilse yani satın alma gücünü arttıracak tedbirler alınsa sorun olmayacak” Uslu’nun bazı soruları da var; “Üretici ille ürününü satacağı zaman bir aracıya mecbur mu? Üreticinin kendi kazancından aracıya ödediği bedeli tüketiciye satın alma gücünü arttıracak şekilde kullansa ne olur? Belediyeler üretici pazarları kursalar ne olur? Üretici bu pazarlara lojistik açıdan ulaşmak üzere kooperatifleşse ne olur?

Bu soruları elimden geldiğince cevaplamak istiyorum. *Yıllar önce haller yasası ile sebze ve meyve halleri kurulmuş. Bunların sahibi belediyelerdir. Mesela, İzmir halinin sahibi İzmir Büyükşehir Belediyesidir. Bu oluşumdan beklenti; Üreticinin ürününü belediyenin kontrolü altında satabilmesi, ayrıca hal komisyoncusunun desteği. (faizsiz avans)/ Üreticinin denetim altına alınabilmesi/ Ürünlerin büyük bölümünün hallerde toplanmasıyla ortaya çıkacak bolluk ve azlığa göre ürün fiyatlarının burada oluşması (arz ve talebe göre)

Bu nedenle üretici ürününü hallerde satma konusunda yasa gereği mecburdur.

*”Üretici kendi kazancından bir bölümü aracıya öder” yorumuna verilecek cevap ise, haller yukarıda belirttiğim nedenlerle kurulmuştur ve belli giderleri vardır. Hal komisyoncusunun da iş yeri sahibi olarak devlete karşı yükümlülükleri vardır. (Belediyeye işgaliye, devlete vergi) ayrıca üreticiye faizsiz avans da verir. Elektrik, su, telefon giderleri yanında sigortalı eleman çalıştırır. Tüm bunların karşılığında üreticinin ürününden komisyon tahsil eder.

Üreticiden ayrıca, Belediye ve devletin kestiği vergiler de vardır. (Devamı haftaya)

 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün