Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

‘Sıkıntının kaynağı çiftçiler olamaz’ (1)

22 Mayıs 2020 Cuma 01:38 Güncelleme : 22 Mayıs 2020 Cuma 01:38

Bundan önceki üç hafta da üreticimizin, çiftçimizin diğer bir deyişle köylümüzün sorunlarını ve onlara verilmesi gereken destekleri anlatmaya çalıştım. Bunları yapmaya mecburuz çünkü koronavirüs sürecinde görüldü ki vazgeçilemeyecek iki sektör var. Biri sağlık diğeri ise gıdaya giden tek yol tarım. Sağlık çalışanlarına minnet borcumuzu alkışlarla karşılayamayız. Onların hakkı ödenmez.

Salgın ve sokağa çıkma yasakları da gıdanın ne denli önemli olduğunu anlattı toplumun tüm bireylerine. Süpermarketler adeta yağmalanırken kafalarda, “Acaba bu ürünler yetecek mi, gerisi gelecek mi” sorusu vardı.

Tıp uzmanlarının kırmızı ete nazaran beyaz eti tavsiye etmeleri zaten yüksek etiketlerle satılan kırmızı etin fiyatının fahiş rakamlara yükselmesine engel oldu. Bakliyatın yanında sera ve tarla sebzeleri ile meyveye yönelik ciddi talep artışı bu ürünlerde de fiyatların bir anda yükselmesine neden oldu. İşte tam da bu noktada tüketicilerden yansıyan şikayetler gelecekle ilgili endişelere yol açtı. Tabi ki böylesi bir durumda halkın menfaatini korumak amacıyla ilgili bakanlıklar devreye girdi. Bazı ürünlerin ihracatı özel izne bağladı. Bunlardan, soğan ve patates ile ilgili karar salgından önce alınmıştı. (Geçen yıl yaşananların tekrarlanmaması amacıyla) İhracat sınırlaması getirilen diğer ürün ise koronavirüs sürecinde talebi çok artan Limon oldu. Ortaya çıkan gelişmeler bir süre sonra pek çok dengenin bozulmasına yol açtı. İyi niyetle alınan ekonomik kararlara karşı tüketim aşamasındaki fiyatlarla ilgili şikayetler oluşmaya başladı.

Başta patates, kuru soğan ve limon üreticileri olmak üzere hep bir ağızdan, “Sıkıntının kaynağı çiftçi olamaz” diye yollara düştüler. Kendi bölgelerinde dikkat çekici bazı eylemler gerçekleştirdiler. Çaresizlikleri ortak bir noktada isyana dönüşüyordu. Haksız da değillerdi. Tüketiciye ulaşan gıda ürünlerinin yüksek etiketlerinden onlar sorumlu değildi.

İzmir Büyük Şehir Belediyesinin, destek olmak adına Ödemişli üreticilerden 2 TL’den satın aldığı 6 ton bezelye aynı tarihte İzmir halinde 5 TL’ye, manavlarda ise 7 TL’ye pazarlanıyordu. Bir ara halde 3-4 TL’den satılan kuru soğan ile patatese de az önce dikkat çektiğim önlemler alınmıştı. Ancak bir süre sonra yani geçtiğimiz hafta iki ürünün de tazesi çıkınca şimdilerde fiyatları halde 1,5 TL’ye kadar geriledi. Bir isyanda, “Ne olacak halimiz” diye bu kulvardan geldi.

Ve birkaç gün önce bu kez güneyde limon üreticileri yollara limonlarını döktüler. “Burada 2 TL’ye satamıyoruz, limonlarımız çürüyor” diye. İşin garibi oradaki üretici çürümeye başlayan limonu için göz yaşı dökerken İzmir’de manavlarda limonun kilosu 10 TL ve üzeri satılıyor. “Şeytan bunun neresinde” diye sormaya gerek yok. Bu sorunun cevabı, ‘Serbest Ekonomi Politikası’nda yatıyor.

Avrupa ülkelerinde bu politika başarıyla uygulanabilir. Çünkü oralarda ticaretle uğraşanlar devletine karşı sorumluluk duygusuyla hareket ediyorlar. Onlar kanunlara harfiyen uyuyorlar, onlar gelebilecek cezalardan korkuyorlar çünkü çok iyi biliyorlar ki bir suç işledikleri takdirde kendilerine sahip çıkacak hiç kimseyi bulamayacaklar.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün