Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Yaşama merhaba diyebilmeli fidanlar!

3 Mart 2016 Perşembe 00:00 Güncelleme : 3 Mart 2016 Perşembe 00:00

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'ndan Resmi Gazete Tarihi: 13/11/1995 Resmi Gazete Sayısı: 22462

BİRİNCİ KISIM : Genel Hükümler BİRİNCİ BÖLÜM:

Amaç, Kapsam. Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 - Bu Yönetmeliğin amacı, yetiştirme yurtlarındaki hizmetin türü, niteliği ve işleyişine ilişkin esaslar ile kuruluş ve personelin görev, yetki ve sorumluluklarını belirlemektir.

Kapsam Madde 2 - Bu Yönetmelik, 13-18 yaş ve 18 yaşın üzerinde korunma kararının devamını gerektiren koşulları taşıyan korunmaya muhtaç çocukları; Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlı, demokrasi bilincine sahip, insan haklarına saygılı, çağdaş, beden, ruh ve duygusal gelişimleri sağlıklı, topluma yararlı bireyler olarak yetiştirmek, korumak, bir iş veya meslek sahibi yapmakla görevli ve yükümlü olan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı yetiştirme yurtlarını kapsar.

Dayanak Madde 3 - Bu Yönetmelik 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanun

Hep konuşulan bir konuya değinmek istiyorum;

Çocuk yuvalarında büyüyen çocuklar 18 yaşına gelince ne oluyor?

Bakalım ne oluyormuş:

Bazı çocuklar daha bebekken yuvaya geliyor.

Bazıları 3, bazıları 7, bazıları da 15 yaşında.

Tabii ki 12 yaş itibariyle çocuklar, yuvaya değil, yetiştirme yurdu olarak adlandırdığımız, ergenlik dönemine girmiş çocuklarımızın kabul edildiği kuruluşlara alıyor.

Tamam, aldık, baktık, büyüttük, geldiler 18 yaşına. Sonra ne oluyor?

Çocuklar, okullarına devam ettikleri sürece 25 yaşına kadar korunma altında kalabiliyorlar.

Tabii 25 yaşına kadar lise okursa sistem işlemiyor.

Diyelim ki; çocuk liseyi bitirdi, üniversiteyi kazanamadı.

Eee koyalım mı kapının önüne; koymayalım tabii…

Bazı ölçütler var sonrası için;

-Mesela, çocuğun, anne- baba ya da her ikisinden birisi sağ ya da yakın akrabalarından (abla, ağabey, dayı, teyze, amca vb.) ilgilenen birisi varsa, bu akrabalardan en az birisi, çocuğu, yuvada ve yurtta kaldığı yıllar boyunca, ziyaret etmiş, okul tatillerinde gelip, 1 aylık resmi izin süresinde evine götürmüş, hatta ayrılamamış ve izin süresini uzatmış, yani, çocuğu, bakım masraflarını üstlenemediği için yuvaya vermiş ama o uzun yıllar içerisinde de bağını da koparmamış.

İşte o zaman, o çocuk 18 yaşına gelince; böyle ilgili akrabalar/aile üyelerinin olması halinde, çocuğun bulunduğu yetiştirme yurdunda görev yapan Sosyal Hizmet Uzmanı, ailenin yaşadığı ortamı ve ailenin yaşam duruşunun değerlendirmek amacıyla bir inceleme yapıp, ailenin koşullarını ve çevreyi uygun bulursa, çocuğu, ailesinin yanına yerleştiriyor.

Eğer aile ya da yakınlar, çocuk için sağlıklı bir ortam içerisinde değil ya da çocuk, aile içerisinde istismara uğradığı için korunma altına alınmış yani aileye/yakınlarına geri dönemez, işte o durumdaki çocuklar, mahkeme kararıyla, korunma kararı uzatılıyor.

Kız çocukları evlenene, erkek çocuklar da işe yerleştirilene kadar yetiştirme yurtlarında kalmaya devam ediyorlar.

Bu çocuklar içerisinden, evlenerek yurttan ayrılan olursa ona da çeyiz yardımı yapılıyor.

18 yaşını doldurmuş ama hala lisede okuyan çocukların da korunma kararı uzatılıp ve liseyi bitirene kadar yurtta kalması sağlanıyor.

Diyelim ki; 18 yaşını bitirince aile/ yakınlarının yanına dönen çocuklarımızın durumuna bakalım.

Gitti yakınlarının yanına, eee, n’olcak bu çocuk, iş yok, güç yok, üniversite de okumamış, kaldı aileye bağımlı halde.

Hayır, o durumda çocuklar, aile yanında büyüyen çocuklara oranla dezavantajlı koşullarda büyüdükleri için, onlara pozitif ayrımcılık olarak değerlendirebileceğimiz bir 3413 Sayılı bir yasa var.

Bu yasa;

18 yaşına kadar, korunma altında bulunan çocukların, “kamu kurumlarında, binde bir oranında işe yerleşebilmelerini sağlamaktadır”. Yani 1000 kişi aile yanında büyüyen bireylerden seçilecek, 1 tanesi de yuvada büyüyen çocuklardan olacak şekilde.

Tabii, bizim çocuklarımız da iş için sınava giriyorlar, fakat onların ki, sadece kendi aralarında yarıştıkları bir sınav.

Çocukların, işe girmekte ki bu avantajlı durumlarının onlara, kolaycılık ve tembellik aşılamaması amacıyla (kolay elde edilenin kıymeti olmadığını yıllar içinde gözlemlemiş bulunmaktayız) bir miktar çaba sarf etmelerini temin etmek amacıyla yapılan bir sınav bu.

Nasıl oluyor bu işe giriş; örneğin Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), eleman alacağı zaman, yasal zorunluluğunu dikkate alarak, bize resmi yazı yazıyor ve diyor ki; “Kurumumuza, 15 memur alınacaktır, aradığımız özellikler; …..şeklindedir. Uygun çocukları tarafımıza bildirin”.

Bu çağrı üzerine; MEB’in aradığı kriterlerle örtüşen çocukları, istenen kriterlerle eşleştiriliyor. Lise için durum bu.

 

Çocuk, üniversiteyi, 25 yaşını geçmemek kaydıyla ne zaman bitirirse bitirsin, hala yetiştirme yurdu sorumluluğunda oluyor.

Harçlık dâhil diğer tüm ihtiyaçlarını karşılanıyor.

Üniversiteli çocuklar, genelde, Kredi Yurtlar Kurumunun Öğrenci Yurtlarında kalıyorlar.

Kılık kıyafet ihtiyaçlarını da devlet karşılıyor.

Yani 18 yaşa gelince sokağa atılan çocuk yok.

Ancak her meslekte olduğu gibi koruma altında ki çocuklarla ilgili görevde olanlardan çürük elma çıkabiliyor.

Bu insanlık dışı olan, insanlıkla bağdaşmayan ahlaksızlar maalesef her alanda olabiliyor. Toplumca hep birlikte bu konuya hassasiyet göstermeliyiz.

Nereden geldim bu konulara?

Yetiştirme yurduna bebek iken bırakılmış.

Lise, üniversite bitirmiş. Devlet ayrıcalığı ile işe girmiş.

İş verilen yerde ev tutmuş, erkek arkadaşı da var.

Yani kısaca yavrucuk ayaklarının üstüne basmış. Bir yaşam kurmuş.

Ve bir vahşete kurban.

Zonguldak'ta Nejla Sağlam.

Yalnız, bir başına devletin sahip çıkıp yaşama hazırlayıp yaşam kuran yalnız yaşıyor diye, yaşama hakkı elden gidemez.

Bu ne vahşet, bu ne ahlaksızlık.

Hep birlikte tüm STK'lar tüm toplum bu konuya duyarlılık göstermeli.

Eğer kulağımızın üstüne yatarsak, tehlikenin ne zaman nerden, kime geleceğini bilemeyiz.

Her fidan yaşama merhaba diyebilmeli özgürce.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün