Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Kahve Keyfi Kozbeyli de Şakir de olur!

21 Mayıs 2015 Perşembe 00:00 Güncelleme : 21 Mayıs 2015 Perşembe 00:00

Şakir’in dibek kahvesini içmediyseniz kahve tadından eksik kalmışsınız bence.

İzmir'in en güzel ilçesi olan Foça’dan Kozbeyli Köyüne yolunuzu mutlaka düşürün lütfen.

Ben yolu kısaca tarif edeyim sevgili okurlarım sizlere.

Çanakkale yolundan Aliağa ya gelmeden Yeni Foça yoluna girdiğinizde, Yeni Foça ya gelmeden önce sola sapıp 3 km ilerlediğinizde minik, şirin bir köy göreceksiniz.

Hani türkülerde vardır ya 'Orda Bir Köy var Uzak ta'....İşte o köy çıkacak karşınıza ..

Kozbeyli sıcacık, otantik, şirin bir köy!

Bu köy Kemal Anadol'un en meşhur romanı 'Büyük Ayrılık'ı yazdığı köydür.

Köyün kuruluşu 700 yıl önceye dayanmaktadır.

Büyük ihtimal yörüklerden olan Kuzubeyi tarafından kurulduğu rivayet edilir.

Daha öncelerde de bölgenin korsanlar tarafından sığınak olarak kullanıldığı bilinmektedir.

Köyde mübadeleden önce Türkler ve Rumlar senelerce beraber, içiçe sorunsuz olarak yaşamışlar.

Hatta öyle ki Rum Rahip’in evin kapısına Kurtuluş Savaşı’nın bitiş tarihini yazdığı rivayet edilir.

Oldukça ilginç bir durum doğrusu.

Köyümüzün en önemli tanıtım ayrıntılarının başında meşhur Dibek Kahvesi bulunur.

Köy meydanında bulunan bu kahvenin ismi ise Osman Amca’nın Dibek Kahvesi Yeşil Köşk 1935, şu anki adı ile Şakir'in Dibek Kahvesi'dir.

Dibek Kahvesi aslında bir kahve pişirme yöntemi değil, kahve öğütme şeklidir.

Kavrulan kahve içi çukur havana benzeyen taş içinde dövülür.

Her kahve içmeye gelen de dibekte kahvesini kendi dövebilir.

Dibek’in taşları Foça madenlerinden çıkarılıyormuş ve bu taşlar zamanla katılaşıp sert taş haline dönüşmekteymiş.

Dibekte dövülen kahveden yapılan kahve, koyu kıvamlı ve oldukça lezzetli oluyor.

Kozbeyli dışında Gökçeada (Madam’ın yeri) ve Kastamonu'da da Zeki Dilekçi’de dibek kahvesi içebilirsiniz.

Ama bizim Şakirimizin kahvesinin lezzetinin üstüne lezzet tanımıyorum. Hele yanında da soğuk buz gibi dağdan inen Kozbeyli dağ pınarı suyu varsa.

 

Vayy keyfimize keyif yok bence...

 

Gönül ne kahve ister, ne kahvehane, gönül dost ister kahve bahane derdi rahmetli anneannem.

Hadi güzel kızım bir kahve yap da keyif yapalım sözleri hep kulaklarımdadır.

Kahve gerçekten ayrı bir kültürdür.

Soğuk sudan yapılır. Yavaş ateşte pişerse köpüğü bol olur.

Yanında soğuk su ve de lokum olursa tadından geçilmez.

Hele bu kahve dibek kahvesi ise ve de Kozbeyli de Şakir’de manzaraya karşı içilirse tada tat gelir!

Şakir yıllardır Kozbeyli de bu geleneksel tadı tanıtıyor.

Yani Şakir Bey, turizm elçiliği yapıyor.

Yaşamda yapılması gereken sıralamalara Şakir’de Dibek Kahvesi içmeyi de koymalı!

Hadi bu hafta sonu bekliyoruz sizleri sevgili okurlarım Şakir de dibek kahvesine.

Kahve tadında güzel günler dileğiyle hafta sonu buluşalım, sevgiyle kalın!

 

Üzüldüm:

İzmir in birçok ilçesinden bana gelen son günlerin önemli konusu çevre temizliği.

Vatandaşlar, bahçelerini temizleyip pislikleri çöplerin kenarına bırakıyormuş. Hele de budama olmuşsa çöp kenarları ağaç dalı dağlarıyla dolmuş oluyormuş.

Birçok belediye çevre temizliği ekiplerince belli günlerde bu tip çevre artığını toplamakta.

Vatandaşın da Belediyelere yardımcı olması şart bence.

Kesinlikle bu atıkları çevre toplama günleri dışında çöp kenarına bırakmamalı.

Hiç kimse bir başkasının atığını seyretmek zorunda değil.

Üzüldüm çok üzüldüm bu habere.

 

Sevindim:

2013 yılından beri kapalı olan Atatürk müzemiz ve Efes Müzesi nihayet açılıyormuş.

Yazık, günah bunca zaman müzeler kapalı kaldı ve müze fakiri ülkemizde en önemli değerlerden yoksunduk.

Bizler yaşımız gereği bir birçok defa müze gezisi yaptık.

Ama ya çocuklar, ya gençler!

Neden mahrum kalsın tarihimizi görmekten.

Müzelerin açılmasına çok ama çok sevindim.

 

 

Söz Altındır:

 

Dünyanın her yerinden herkesin yenileceği bir yer vardır.

Kimilerini yenilgi yıkar, kimileriyse zaferle küçülür, bayağılaşırlar.

Büyüklük, hem yenilgiyi, hem de zaferi kabullenebilen kişilerde yaşar.

 

John Steinbeck

 

 

 

Hadi Gülelim

 

Bir hayli yaşlı olan Fadime ve Temel'e basın mensupları sormuş:

 

-kaç yaşındasınız?!

 

-seksen yedi, demiş Fadime.. yüz yaşıma kadar yaşayacağım..

 

-ben de seksen yedi, demiş Temel. Ben yüz bir yaşıma kadar yaşayacağım.

 

-neden bir yıl fazla yaşamak istiyorsunuz?

 

-hiç değilse bir yıl kafamı dinlerim

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün