Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Böcek ilaçları bizi böceğe çevirecek!

9 Nisan 2015 Perşembe 00:00 Güncelleme : 9 Nisan 2015 Perşembe 00:00

Yaz gelince bas bas bağırıyoruz sinek için böcek için... Ama işin rengi farklı.

Böcek ilaçları sadece böceklere mi zarar veriyor sizce?

Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kılıç: “Yerleşim yerlerinde haşerelere karşı yapılan kimyasal mücadele insan sağlığına zararlı” diyor.

 

Sağlığı tehdit ettiği için gelişmiş ülkelerce yasaklanan kimyasal ilaçların ucunun dokunduğu gıdalarla beslenmek, toprağa ayak basmak, suyu içmek hatta havayı solumak ne denli sağlıklı olabilir?

Türkiye’deki ilaç firmaları Avrupa’da yasak kapsamında olan kimyasalları satmaya devam ediyorsa yandık vallahi!

 

Peki, gelişmiş ülkelerin yasaklama yoluna gittiği, ülkemizde ise evlerde, bahçelerde haşereleri öldürmek ve gıdaları korumak amacıyla hâlâ kullanıldığını öğrendiğimiz kimyasal ürünler iddia edildiği gibi canlıları ve doğayı tehdit ediyor mu?

Haşerelerden korunmak ve bitkileri korumak için başvurulacak alternatif yöntemler var mı?

Konunun uzmanlarına sorduk…

 

Doğaya karşı yürütülen kimyasal mücadelede, çok zehirli bir böcek öldürücü olan DDT olduğunu belirtildi ve “DDT’den sonra haşerelere karşı mücadele kimyasallarla yürütülür oldu ve bu durum kârlı bir alan oluşturdu” derler!

Tarımda ve haşereyle mücadelede kimyasal ilaçlama yerine doğal yöntemler kullanılması gerektiğini aktarıyor bilim insanları.

Ayrıca her çeşit kimyasal ilacın, doğal dengeyi bozduğunu belirtiyorlar:

“Gidişatımız normal değil.

Doğanın kendi içinde, iç dinamiğiyle gelişmesi için ekodengeyi bozmayacak yöntemler esas alınmalı.

Bu da ne için olursa olsun, kimyasalsız bir dünya demek.

Çözüm, doğayla uyum içinde yaşamak.

Böcekleri kovmak için bile kimyasallar kullanılıyor. Oysa doğada her çeşit haşereyi uzaklaştıracak yöntem varmış.

İç Anadolu’da köylerde evlerin temeline katran sürerlermiş, yılan gelmesin diye.

Ya da mahsul depolanan yerin kapısına çam yaprağı bırakılırsa oraya fare gelemez, diyorlar.

 

“Kimyasal ilaç üreten firmaların formüllerine değil, halkın yıllar boyunca geliştirmiş olduğu birikim ve bilgeliğe rağbet edilmeli.

Bu doğal yöntemlerin tekrar hatırlanıp, geliştirilmesi gerekir.

Ancak bu yöntemler insanları yok etmenin önüne geçebilir,”diye bir tez de var önümüzde!

 

Küba’da haşerelerden “bilge tarım” yöntemiyle korunuyorlar

 

Peki, zirai mücadelede doğal yöntemleri kullanan ve başarılı olan ülkeler var mı? Sorusu sorulduğunda yaptığımız araştırmada şunu gördük:

Organik tarım uygulayan Küba’yı örnek gösteriyorlar:

“Küba’da ‘bilge tarım’ uygulanıyormuş.

Bir sene patates ekilen alana sonraki beş sene patates ekilmezse, o gıdayı bulamayan haşere zayıflıyormuş ve çoğalamıyormuş. Bu bilgiler gerçekten enteresan!

Türkiye’nin doğal yöntemlere geçiş yapmasının oldukça zor olduğu, kısır döngüye sokulduğu, böceklerden korunmak için kimyasal ilaç kullanıldığı bunun da, haşerenin o ilaca bağışıklık kazanmasıyla bir dahaki ilaçlamada daha yüksek dozda ilaç kullanılmasının gerektiği belirtiliyor konun sahiplerince ne yazık ki! Yani ilaca Türkiye bağımlı hale gelmiş.

 

Dünyanın doğal mücadele örnekleriyle dolu olduğu belirtiliyor.

Hindistan’da okaliptüs yağı, Hint defnesi ve tarçın yaprağının haşereyle mücadelede en çok rağbet gören doğal yöntemler olduğunu öğrendik.

“Hintlilerin neem ağacı, 200’den fazla böcek türü üzerinde etkiliymiş.

Nikaragualı çiftçiler de tarlalarındaki zararlı böceklere karşı neem tohumundan hazırladıkları karışımı kullanarak mücadele ediyorlarmış.

Tayvan’da ise sivrisinek larvalarını öldürmek için tarçın yaprağı kullanılıyormuş.

Kimyasal ilaçlar kene sayısının artmasında etkili!

 

Gelelim son yılların en popüler konusuna ışık tutacak olan soruya:

Haşere ve gıda üzerinde kullanılan kimyasal ilaçlar kene sayısının artmasına neden oluyor mu?

Bu konuya da Abdullah Aysu;

Şöyle diyor; yerleşim yerlerinde kullanılan haşere ilaçları kene sayısındaki hızlı artışın tek sorumlusu olamaz: “Ama tabii ki, bu artışa sebep olan etkenlerden biri de şüphesiz kimyasal maddeler” .

1980’de 80 milyon olan hayvan sayısı, şimdi 41 milyona düştü.

Keneler yok olan o hayvanların üzerinde yaşıyordu normalde. Üstüne bir de kenelerin düşmanı olan canlıları yok ediyorsunuz haşere ilaçlarıyla. Kene sayısı da artacak tabii.”

 

“Kene bir seferde en az bin tane yumurta bırakıyormuş.

Bu yumurtalarla beslenen haşereler o kimyasallarla yok edildikleri için, yumurtadan çıkan kene sayısında büyük artış oluyormuş.”

 

İnsanlığa ve doğaya ziyadesiyle zarar veren kimyasal maddelerin kullanımı kimlerin işine yarıyor acaba? “Tabii ki ilaç üreten firmalara.

Hepsinin hedefi daha fazla ilaç satmak. Onlar sattıkça insanlar sağlıksızlaşıyor.

Her gün değişik hastalıklar çıkıyor insan bünyesinde yazık çok yazık bize!

Yavrularımıza kimyasalı bol bir dünya bırakma yarışındayız sevgili okurlarım.

 

 

Minik Adımlarla Kültürel Mirasımıza Yolculuk”

 

Sevindim: Okul öncesi çağdaki bin 130 çocuğun yanı sıra; 4 bin çocuğu da kapsayan “Minik Adımlarla Kültürel Mirasımıza Yolculuk” projesinde, engelli çocuklar da unutulmadı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi İZELMAN'a bağlı anaokullarının da çalışmalara katıldığı projede, hazırlanan eğitim modülü (pazılar, 3 boyutlu kitaplar, oryantrik oyunlu bulmaca) ile çocukların müze eğitimini sürdürülüyor.

 

Başta İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü olmak üzere proje ortakları ve iştirakçilerin katılımıyla dezavantajlı okulların okul öncesi bölümleri belirlendi. Bu okullardan belirlenen yaklaşık 650 çocuğun müze eğitimine katılımı sağlandı. Müzeye gelemeyen çocuklar için ise çoğaltılacak eğitim malzemeleri bulundukları okullara ulaştırıldı. Proje içinde hazırlanacak eğitim modülü ile çocukların müze eğitimi sürdürülebilecek. Müze eğitimi alacak görme engelli çocuklar için gerekli izinler alınarak İzmir Arkeoloji Müzesinde hissederek öğrenmeleri sağlanacak.

Göstergelere uygun Müze eğitimi temelli MEB programına uygun bir etkinlik planı da yaşama geçirildi.

 

Bu plan tüm materyalleri ile hazırlanarak bir modül halinde düzenlenecek ve tüm Türkiye'de uygulanacak bir kitapçık haline getirilecek. Bu kitapçık, farklı etkinlik planları ve uygulamalarını da kapsayacak şekilde hazırlanacak.

Katılımcı çocukların bir bölümünün Bergama, Efes, Urla, Zeytinyağı İşliği, Agora, Arkeoloji Müzesi ile Nazarköy ve Metropolis'te miras bilinci edindirme gezisine de katıldı. “İzmir'in ekonomik ve sosyal alanlardaki kalkınmasında sağladığı katkılarla kente değer katan İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA), son olarak sosyal sorumluluk olarak hazırladığımız eğitime destek projesine de destek veriyor. Bu habere çok sevindim.

Üzüldüm:

Televizyonlarda vahşet haberleri gün geçtikçe gerçekten vahim boyutlarda izleyiciye aktarılıyor. Ve öyle ki vahşet sahneleri defalarca zumlanarak seyircinin gözüne sokuluyor. Bu yetmiyor dünyadaki diğer vahşet olayları sisteme alınıyor. Rusya’dan Çine, Çin’den Amerika’ ya boyut değişiyor.

Merak ediyorum kim dur diyecek?

Çok üzücü çok!

 

Söz Altındır:

Sesini değil, sözünü yükseltmeli insan. Çünkü gök gürültüleri değil, yağmurlardır yaprakları yaşatan.

William Shakespeare

 

Hadi gülelim:

 

Temel kırtasiye'ye girmiş, tezgahtara:

- Pana pir roman lazum, demiş.

Kırtasiye tezgahtarı sormuş :

- Efendim ağır mı olsun hafif mi?

Temel :

- Farketmez, nasul olsa arabam dışarudadur.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün