Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Acı insanı yeniden doğurur mu?

10 Eylül 2015 Perşembe 00:00 Güncelleme : 10 Eylül 2015 Perşembe 00:00

“Acı insanı yeniden doğuran bir sancıdır” demişti sevgili dostum.

Hani çeken bilir derler ya, ne dersek boş.
Analar, bacılar, yetimler, kadınlar geride kalanlara merhem olmak çok ama çok zor.
Onların acısını hiçbir merhem dindirmez.
Yarayı onarmaz, kapatmaz...
Evler darmadağın, sokaklar, yollar tam bir savaş alanı!
Bir yanda şehitler, şehit yakınları, yetimler...
Ne yaparsan yap sönmeyen ateş yüreklerinde.
Öbür yanda elektriksiz, susuz, aç, bilaç ortada kalan vatandaşların; be ülkem.
Buzdolabında saklanan 7 yaşında da bir ölü beden var.
O çocuk dünyaya gelirken istida mı verdi?
Beni bu iklimde doğurun, bakkala ekmek almaya giderken kör bir kurşun vursun.
45 derece sıcakta ölü bedenim kokmasın diye anam buzlukta saklasın, beni mi dedi?
Çocuk çocuktur, bebe bebedir!
Hiçbir bebenin, hiçbir çocuğun dini, dili, rengi, ırkı olmaz, olamaz...
Ne oldu insanlığımıza ne oldu da bu hale geldik.
Biz geniş bir kültürün mozağiyi idik.
Saygı ve sevgiyle yoğururduk kimliklerimizi.
Yedi nesil gerisini bilen var mı içinizde?
En fazla dört nesil geriye dönebiliyoruz.
Yayılmış gitmişiz bu güzel, bu verimli topraklara.
Hep birimiz bir diğerinden almış geleneği göreneği.
Bir Yunanlı dostum gelmişti, birlikte bir çalışma için.
Benim evimde kalmak istedi.
Samsunlu, Rum Pontus'tu kökleri çok iyi Türkçe konuşuyordu.
Akşam yemek yerken, tenceredeki son kepçeyi konuk diye tabağına koymak istediğimde;
_Dur bacım dedi, başka yemek var mı?
_Yok bayan Lita bu son ve konuksunuz size ikram edeceğim!
_Olmaz ya Tanrı misafiri gelirse ne olur olsun, son kepçe Tanrı Misafirinin dedi!
İşte aynı kültür, aynı coğrafya geleneği.
Bu örnekler çoğalır gider.
Bizi içten, dıştan bölmek için ne gayret, ne çaba, bu komplolara gelmemeliyiz.
Savaş tüccarlarının, emperyalizmin kuklası olmamalıyız dostlar.
Hergün onlarca şehit veriyoruz neredeyse, bir o kadar da sivil var, çoluk var çocuk var, bebe var!
Anaların, ninelerin, bebelerin yüreği dağlanıp gidiyor.
Baba yüreği yanık bağırıyor, haklı iki evlat vermiş vatana, iki şehit...
Upuzun yatmış soğuk mermerde...
İsyan etmesinde ne yapsın?
Bacısı inanamıyor kardeşinin başında;
_Belki nefes alıyordur, diye çığlık çığlığa!
Ey gökyüzü bu çığlıklara bir ses ver!
Bari sen ses ver duyması gerekenlerin kulakları tıkalı!
Yer sağır; gök, sen sağır olma duy bu insansızlığı!
Acı insanı yeniden doğuran bir sancı...
Daha güçlü ve daha büyük!
Demişti sevgili dostum rahmetli Fikri Nazif Ayyıldız.
Bu kadar acı sonunda yeni ve güzel bir sancı ile artık güne daha güçlü ve büyük doğarak merhaba diyelim değil mi?
Sevgili okurlarım doğan günün; şehitsiz, ölümsüz olarak ışık saçmasını dilerim!

Sevindim;
Bu gün sevinemiyorum, sevinecek hiç hal, derman yok!
Böyle bir içten içe birbirimize düştüğümüz...
Her an ölüm korkusu ile yaşanılan şu vatanda, günlük olaylara sevinilemez.

Üzüldüm:
Evet çok ama çok üzgünüm!
Yazık bu karanlık günlere.
Yazıklar olsun bize bu karanlık günleri yaşatanlara!

Hadi gülelim...
Gülecek hal mi kaldı?
Bu gün Temel yok...
Gülemiyoruz! 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün