Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Talan ve yoksulluk

6 Ağustos 2019 Salı 07:25 Güncelleme : 6 Ağustos 2019 Salı 07:25

Birleşmiş Milletlerin yayınladığı 2018 açlık raporuna göre, 821 milyon insan açlıktan etkilenmekte. Açlık dünyada “küresel felaket” sayılabilecek bir boyuta ulaşmış durumda. Dünyada yaşayan her 9 kişiden 1’i aç. Nedeni de küresel çatışma, iklim değişiklikleri ve gelir dağılımı eşitsizliği. Hak, hukuk ve sosyal eşitlikten, insan haklarından söz edilebilmesi için, dini inançların yozlaştırılarak aklın ve bilimin önüne set çekilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu 821 milyon insanın yüzde 80’i gelişmekte olan ülkelerin kırsal yörelerinde yaşamaktadırlar. Düşünebiliyor musunuz; her yıl 11 milyon kişi açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle ölmektedir. Oysa yeryüzünün mevcut kaynakları, dünya nüfusunun çok daha fazlasını beslemeye yeterlidir. 
Ülkemize gelince, güya sosyal bir hukuk devleti olan ülkemizde yoksulluk sınırı almış başını gidiyor. Binlerce çocuk geceleri aç giriyor yataklarına. Göllerimizin, akarsularımızın, denizlerimizin, fabrikaların zehirli atıkları mevcut kirliliği kat kat artırmakta. Akarsular üzerine gelişi güzel kondurulan hidroelektrik santralleri nedeniyle oluşan erozyonlarla ekilebilen topraklarımız giderek azalmaktadır. Göllerimiz, göletlerimiz kurumaktadır. Bunlara gözümüz gibi bakmamız gerekirken, salda gölü örneğinde görüldüğü gibi etrafına binalar yapılarak onu da yok etmek için acele etmekteyiz. Eh yargımızın durumu da malum. Bu duruma göre uluslararası şirketler, yerli iş birlikçiler (en son örneği Kanada) Kazdağları’ndan tutun Artvin’e kadar, ormanlarımızı keserek, göllerimizi, göletlerimizi kurutarak, çocuklarımızdan, torunlarımızdan ödünç aldığımız bu güzelim ülkemizi yağmalatmakta adeta elbirliği yapmışçasına seyirci kalmaktayız. Oysa bu olumsuzlukların önüne geçmek çok zor bir uğraş değil. Geçmişte Aliağa’da yapılmak istenilen ithal kömüre dayalı termik santral konusunda nasıl bir örgütlenme ile önlendiğini duyarlı hemen herkes bilir. Kaldı ki o hareket sivil toplum örgütlerinin bu kadar yaygın olmadığı dönemde başarıya ulaşmıştı. Hatta Rio’da yapılan Dünya Çevre Zirvesi toplantısında, dönemin Başbakanı “madem halk istemiyor o halde biz de termik santral yapımından vazgeçtik” diye duyuru yapmıştır. 
O oksijen deposu olan Kazdağları’nın ormanlarının talan edilmesine dur demek için “ÖLÜLER ALTIN TAKMAZ” gibi bir sloganla yola çıkılabilir.
Birkaç ay öncesi yabancı basında, Kanada’da oksijeni bol olan dağlık yörelerde, damacanalara oksijen koyup, litresini 10 dolardan Çin’e ve Hindistan’a satıp gelir elde ettiklerini okumuştum. İnsanın aklına Kayahan’ın “size sevdanın yolları bize kurşunlar” şarkısı geldi. 
Başta da ifade ettiğim gibi orta gelir tuzağına düşmüş ülkemize yakıştırılan, gelişmekte olan ülkeler statüsü hep boynumuzda asılı mı kalacak? 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün