Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Şehir hastaneleri hayaller ve gerçekler

9 Temmuz 2019 Salı 08:11 Güncelleme : 9 Temmuz 2019 Salı 08:11

2013 yılında mezun olduğum Ege üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünde, hocamız, bitirme ödevi olarak, eski bir belediye başkanı olmam nedeniyle, başkanların hiç değilse belli sayıda olanlarıyla röportaj yapmamı önermişti. Ben de İzmir’deki 15 kadar belediye başkanıyla röportaj yapmıştım. Bayağı ilginç cevaplar da almış ve bunları Egeli Sabah Gazetesi'nde yayınlamıştım. Orada edindiğim deneyimle, çok fazla bilmediğimiz 'Şehir Hastaneleri' konusunda, böylesi bir röportajı yapsam ve bunu da gazetemiz Yenigün'de bir köşe yazısına sığdırabilsem diye yola çıktım. Ve bazı doktorlarla görüşmemizde “Şehir hastaneleri hakkında neler düşünüyorsunuz?” diye sordum. Çeşitli yanıtlar aldım. Bunları derleyip toparladım ve bu haftaki köşe yazımda sizlerle paylaşmak istedim. Aşağıda okuyacağınız yazı aldığım bilgilerin özetidir. 
Yap – İşlet - Devret sistemiyle planlanan şehir hastaneleri, ülkemizde bir sağlık devrimi gibi anlatılsa da uygulamaya geçtikçe ortaya çıkan gerçekler oldukça farklı. 
Şehir hastaneleri, aslında sağlık sisteminin ciddi anlamda özelleştirmesini içeriyor. Tüm binaların yapılması, işletilmesi hastanelerde hizmetin sürdürülmesi özel sektöre ait. Sağlık Bakanlığı, sadece doktor, hemşire ve yardımcı sağlık personelini burada görevlendiriyor. Sonuç olarak, hastaneye adım attığınız andan itibaren, tüm sistem kar etmeye odaklı olacak. 
Daha önce devletin hastaneleri çoğunlukla kendi mülkü olduğu için, hastanelere ciddi bir kira ödenmiyordu, şehir hastaneleri yapılan anlaşmalarla bittiği andan itibaren devlet firmaya kira ödemeye başlıyor, tabi dolar ile (aynen köprüler gibi) ve hasta garantili... Yani hasta gelse de gelmese de, yüklenici firma karı garantili. Zarar etme imkânı hiç yok. 
Daha önceden sağlık sistemine herhangi bir şekilde fatura edilmeyen, hastane içi hasta nakilleri (ki araçla olacak hastaneler çok büyük), iç hat telefon görüşmeleri, temizlik hizmetleri, otelcilik hizmetleri, (cenazenin morga götürülmesi dahil) birçok hizmet oteldeki gibi devlete fatura edilecek. Böylece zaten zarar eden hastanelerin giderleri katlanarak artıp büyüyen kara delik olarak sağlık bütçesinde de ortaya çıkacak.
Devlet, hasta garantisi verdiği için, vaat edilen hasta sayısını sağlayabilmek için, şehir merkezlerinde görev yapan, yerine alıştığımız, kolay ulaştığımız, birçok hastane ve acili kapatarak, yeni şehir hastanelerine yönlendiriyor. Örneğin; İzmir’de Tepecik, Bozyaka, Alsancak, Buca Devlet Hastanelerinin kapatılacağından bahsediliyor. Şu an Bayraklı otoban üzerinde yapılması hızlı bir şekilde devam eden yeni şehir hastanesine taşınacaklar. Merkezi yerlerde kapanacak hastanelerin kıymetli arazilerinin, kimlere verileceği ve nasıl değerlendirileceği ayrı bir konu. 
Peki devlet neden kendi ayağına kurşun sıkıyor. Sağlıkta en büyük hizmet verici de (hastane sahibi), alıcı da sosyal güvenlik kurumu olarak devlet aslında. Yani devlet parayı bir cebinden diğerine aktarıyordu şimdiye kadar. Devlet hastanelerinde hizmet ücretlerinin ( doktor muayene, tetkik, yatak ücreti …) düşük olmasının nedeni buydu. Devlet zaten kendi ödediği bir tomografinin parasını devlet hastaneleri çok yükseltmiyordu, böylece özel hastanelere de bu düzeyde fiyat üzerinden ödeme yaparak harcamalarını kısıtlıyordu. Ancak yeni sistemle sosyal güvenlik kurumuna kesilen faturalar ciddi yükselecek.
Şehrin dışındaki bu devasa hastanelere, hastaların ve ambulansların nasıl ve hangi sürede ulaşacağı, Bayraklı Hastanesi gibi metro ve toplu ulaşımın olmadığı, sabah - akşam iş saatlerinde tıkanıp felç olan Karşıyaka otobanını nasıl geçip kaç saatte hastaneye ulaşabileceği ayrı bir çözüm bekleyen sorun.
Yorumu, siz okuyucularımıza bırakıyorum.
 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün