Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Şahane çılgın

4 Ağustos 2020 Salı 00:05 Güncelleme : 4 Ağustos 2020 Salı 00:05

Kurban bayramını kutladık. Bayramlar, insanları birbirine yakınlaştıran önemli günlerdendir. Geçmişi anmak, geleceğe dair bazı planlar yapmak bayram günlerinde birçok kişiye has bir davranıştır. Bayram günlerini ve hatta tatil günlerini basında dile getiren en önemli yazar rahmetli Hasan Pulur’dur. Onun enfes yazılarını Milliyet gazetesinde hiç kaçırmazdım. Biraz da ondan esinlenerek bir bayram yazısı denemesini kaleme aldım.

50 yıl önce, Bakırköy Akıl Hastanesi’nde ziyaretçiler için ‘mostralıktı’ zavallı. Kıstırıldığı hücrede oturur düşünürdü, gülerdi, neyini üflerdi ara sıra. Ve arada bir sohbet ederdi ziyaretçilerle. Tedavi edilmekte olan bir dahi idi. Deli değildi. Yaşlanan bir efsaneydi. Özgür aklın, ruhun, sanatın en güçlü timsallerinden biriydi.

Ocak 1953’te kaybettiğimiz Neyzen Tevfik’ti o. Türk toplumunun bambaşka bir gönlü, bambaşka bir sesiydi. Dahası, şahane bir çılgındı. Bugün böyle bir çılgınımız yok. Akıllı geçinenlerin foyasını ortaya koyarak, delileri olmayan toplumlara nasıl acımazsınız değil mi? Ama belki bu korona günlerinden sonra böylesi delilerimiz ortaya çıkabilir.

O, bir ney üstadıydı. Dünyayı umursamayan bir hiciv ustasıydı. Ömrü boyunca adaletsizliğe, haksızlığa, geriliğe, yobazlığa karşı var gücüyle direndi. Baskıya veryansın etti. Daha iyi bir Türk toplumunun özlemini dile getirmenin cefasını çekti. Korkmadı, yılmadı tarih huzurunda zafer kazanacağını bilerek. Neyi üflediğinde büyülerdi herkesi. Yaman eleştiri ustasıydı. Alaycılığıyla ortalığı allak bullak ederdi. Kendisini deli diye damgalayanları, hırpalayanları bir nükte ile sıfıra indirirdi. Taşlamaları yüzünden Abdülhamit döneminde Neyzen’i canından bezdirmişlerdi. Zaptiyeler göz açtırmıyordu zavallıya. Kendi döneminin üstadı olan Şair Eşref’in çıkardığı Deccal gazetesinde Abdülhamit’in ağzından bir şiir yayımladı. Şiirde şunları söylüyordu: "Adımı tarihe istibdat ile geçirttim, ben öyle bir celladım ki memleketimde açtığım yaraların iltihabı hala geçmez."

Bu iki satırlık yazı nedeniyle Neyzen’i idama mahkum ettiler. O da Kahire’ye kaçtı. Meşrutiyetten sonra da İstanbul’a döndü. Ömrü boyunca çok içti, çok çekti. Defalarca hapse girdi, yıllarca tımarhanede kaldı. Gözü ne mevki aradı ne servet. Bir mısrasında diyordu ki: "Mala, rütbeye, gümüşe, altına hiç meftun olmadım. Güzelliğe tutkundum. Ben güzel sevmeye geldim, ekmek yemeye değil." Hep ney ve mey ile yaşadı.

Neyzen Tevfik caniliğin, ikiyüzlülüğün, yobazlığın ve adaletsizliğin can düşmanıydı. Hitler’e çoban, Mussolini’ye kasap derdi. Hep yoksulların durumundan yakınmış, kötü yönetimleri kınamıştı.

Nur içinde yatsın...

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün