Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Paranın yönetimi

15 Eylül 2020 Salı 10:00 Güncelleme : 15 Eylül 2020 Salı 19:09

Ülke ekonomisi ile ilgili yazıyı anlaşılabilir bir dille siz okuyuculara sunmak pek kolay değil.

Kısa adı UPE olan Uluslararası Politik Ekonomi konusunda yüksek lisans yaptığımı birçoğunuz ilk defa duyacaksınız. Zaten ben de şimdiye dek herhangi bir yerde bunu dillendirmedim.

Evvelce Milliyet gazetesinde ekonomist olduğunu bildiğim rahmetli Ali Gevgilli’yi okumasını çok severdim. Daha sonra Güngör Uras ortaya çıkınca onu daha da çok sevdim. Nedeni de Ayşe teyze sıfatı ile ekonomik konuları öylesine basitleştirerek anlatıyordu ki okumamak mümkün değildi. Ben biraz da bu iki önemli ekonomistlerden esinlenerek sizlere ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik zorluklara dikkatinizi çekmek isteyeceğim.

Siyasi partiler niçin vardır? Niçin iktidar olmak isterler? Ülke kaynaklarının kullanılması için. Türkiye’de bu doğru kullanılıyor mu? Hayır. 2002’den bu yana iktidarda olan AK Parti ülke kaynaklarını doğru kullanmadığı gibi gırtlağımıza kadar borç batağının içine soktu. Kişi başına düşen gelir 12500 $'a çıkmışken günümüzde 8500 $'a düşmüştür. Böylece Uganda ve Tanzanya ile aynı düzeyde giderek yoksullaşan, buna bağlı olarak da demokrasiden uzaklaşan bir toplumsal yapı oluşmuştur. Birçok kişi işini kaybetmiştir. 100 gençten 29’u geleceğinden umutsuzdur. Ne okuldadır ne de işte. Ekonomik bunalımdan dolayı giderek iflaslar çoğalmakta buna paralel olarak da intiharlar baş göstermektedir. Bu da gösteriyor ki ülke iyi yönetilmiyor.

İleri teknoloji yoksa yerçekimi kanunu neyse arz-talep kanunu da odur. Üretmedik tükettik. Tüketim, üretmekten fazla olunca ve eğitimin üretim için olduğu düşük kur yüksek faiz sarmalında boğulursun. Buna ithalata dayalı bir modeli de eklersen şimdiki gibi tıkanır ve tükenirsin. Nüfus artışından kaynaklanan olumsuzluklar, ekili dikili arazilerin (tarımın sübvanse edilmemesi nedeniyle) artmaması tarımsal faaliyetleri de durağan hale getirmiştir. Böylece ülkemiz evvelce dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olma özelliğini yitirmiştir. Saman ithal eden bir ülkeyiz. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi şeker üreten fabrikalarımız özelleştirilmiştir. Sadece o fabrikalar olsa neyse!

Cumhuriyet kurulduğundan 2002 yılına kadar birikimlerimiz 18 senede bütünüyle satılmış ve elde edilen gelir yandaş çevrelerin yol, köprü ve şehir hastanelerine sunulmuş ve o yandaşların cepleri doldurulmuş doldurulmaya devam edilmektedir. Gelen Suriyelilerin yarattığı olumsuzluk kendi emekçilerimizin açlıkla boğuşması , giderek artan işsizlik gelecek için umut vermekten uzak bir ülkenin insanları olarak bunları hak etmedik. Dolayısıyla bu girdaptan kurtulup yeni bir atılımla orta ve uzun vadeli programlarla ülkemizi Tanzanyalarla , Ugandalarla karşılaştırmak yerine Atatürk’ümüzün dediği gibi çağdaş ülkelerle yarışır hale gelmek için topyekün bir hamleye ihtiyacımız var.

Bunun yolu da bilimden geçer.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün