Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

BOP VE ÜLKEMİZ

19 Kasım 2019 Salı 09:21 Güncelleme : 19 Kasım 2019 Salı 09:21

2004 yılında Parlamentoda iken Çankaya’da Tunalı Hilmi caddesine yakın Barbaros sokakta İTÜ evi vardı (hala var). Zaman zaman ziyaret ederdim. Özellikle hafta sonlarında toplantılar olur, konunun uzmanları konuşmalar yapar, bunlar tutanaklara geçirilir ve kendi yayın organlarında yayınlanırdı. İlgimi çeken toplantılara ben de gider dinleyici olarak bulunurdum. Bunlardan BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ en çok dikkatimi çekenlerdendi çünkü Türkiye’ye büyük bir rol yükleniyordu. Doğal olarak konuşmalar aynen aklımda kalamayacağına göre dergilerini takip ederdim. Şubat 2004 tarihinde M.Faruk Demir tarafından dile getirilmiş olan düşünceleri bugün aşağıda bilgilerinize sunuyorum.
Birkaç başlıktan ibaret olacak olan yazıların dikkatle okunması halinde en azından bilgi dağarcığınızın genişleyeceğini düşünüyorum.
DURUM MUHAKEMESİ
“Soğuk savaşın bitmesinin sembolü olan Berlin duvarının yıkılması üzerinden sadece 15 yıldan biraz fazla zaman geçti. Bir savaşın bittiğini ilan etmek için bir barışın başladığını görmek gerekmektedir. Berlin duvarı hangi savaşın aracıydı? Soğuk savaş sadece Sovyet Bloğu ile Atlantik Ortaklığı arasında geçen bir mücadele miydi? Berlin duvarı, iki büyük savaş gücünü birbirinden uzak tutacak güçte, kalın ve aşılmaz yükseklikte fiziki bir engel değildi. Soğuk savaş, iki zeminde devam eden bir tarihin adıydı. Birinci zeminde jeopolitik bir savaş verilmekte ve askeri olarak gündemi tayin etmekteydi. İkinci zeminde ise, beşeri bir savaş verilmekte idi. Yani Komünizm anlayışı ile şekillenen bir dünya görüşünün yarattığı siyasi ve sosyal ortamın değişimi için bir mücadele söz konusuydu.
Hem beşeri olarak ulaşılan başarının sonucu hem de askeri üstünlüğün zaferi olarak sonuçlanan soğuk savaşın galibi NATO ittifakı oldu. NATO ittifakı bir diğer sıfatla demokrasi ittifakı olduğu için kazanan taraf demokrasi ve demokratik değerler oldu. Ancak NATO alanının dışında kalan ve Sovyetler Birliği’nin bıraktığı boşlukta oluşan ciddi sorunlar giderek ortaya çıkmaya başladı. Hem güvenlik sorunları hem de demokratik eksiklikler geniş bir coğrafyayı sardı.
Balkanlar’dan Kafkaslara, Ortadoğu’dan Asya’ya kadar her bölgede kendine özgü problemler gündemi işgal etmeye başladı. Bu çerçevede, Latin Amerika’dan başlayarak Güneydoğu Asya’ya ve eski Sovyet topraklarına kadar olan geniş bir coğrafyada demokratikleşme için yeniden mücadeleler başladı. 1980’lerden başlayarak devam eden bu süreç günümüzde klasik Ortadoğu’nun daha genişletilerek kapsadığı alanda yeni bir beşeri savaşı ortaya koymaktadır.
Berlin duvarının yıkılışından  sonra ortaya çıkan bu beşeri savaş, soğuk savaşın bir başka versiyonu olarak; yani soğuk barışın bir zemini olarak tekrar karşımıza çıkmış bulunmaktadır. İşte Büyük Ortadoğu Projesi böyle bir savaşın ortasında dikkatle üzerinde durulması gereken bir kavram olarak çok önemli bir yere sahiptir.
Büyük Ortadoğu Projesi bir tartışma noktası olarak, bu beşeri mücadelenin geleceği ve nasıl değişiklikler getireceğini bize gösterecektir. Aynı zamanda Türkiye’nin bu Projedeki  yerini ve bir rol alıp alamayacağını bize işaret edecektir. Geçtiğimiz 50 yıl içinde Türkiye , NATO içindeki rolünü zamanında yakalamayı başarmış ve tarihin sonuçlarını belirleyen ülkeler arasında yer almıştı. Şimdi yeniden yol ayrımında bulunan bir ülke olarak, kendi yarınını belirleyecektir.
Tarihi yapanlar ve tarihi yaşayanlar vardır. Temel olarak tarih bugünün yarın okunmasıdır. Yarın ise bugün gidilecek yolun sonucudur. Yarını nasıl bulacağımız, bugünü nasıl yaşadığımıza bağlıdır. Alacağımız kararlar ile tarihi yapanlar sınıfında veya tarihi yaşayanlar arasında yer alabileceğiz.”
Sürecek…

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün