Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Atatürk ve çağdaşlık (3)

24 Kasım 2020 Salı 08:36 Güncelleme : 24 Kasım 2020 Salı 08:36

Geçen yazımızı bitirirken ‘devrimci cumhuriyet açısından acıklı olan nokta Türkiye’nin siyasal yelpazesinde sol olarak gözüken partilerin ekonomik ve sosyal politikalarda Özalcı tutumlarının etkisinden kurtulamamış olmalarını söylemiştik’. İşin kötü yanı da er geç yapılacak olan bir seçimde oy verebileceğim parti göremiyorum söylemi adeta yaygın bir kanaatti.

 

Serbest piyasa ekonomisi ve devletin küçültülmesi gibi sloganlarla çılgınca tüketme rüzgarı estirilmiş, üreterek kazanma hevesi söndürülmüştür. Şimdilerde de benzer politikanın aynen uygulandığını görmekteyiz. Vergi gelirlerinde yandaş holdingler hariç bütün yük yine küçük esnaf ve emekçilerin sırtındadır. Hazine çabuk ve kolay kaynak bulmak için yüksek faizli ve kısa vadeli borçlanmalara girecektir, üretimin sürdürülmesi git gide daha pahalıya mal olacaktır. Büyük rizikolar taşıyan borç yükünü hızla arttıran bu sistem büyük vatandaş kitlelerini enflasyon altında inim inim inletecektir. Gelişmişlik düzeyimizle, kalkınmışlık düzeyimizle ilgisi olmayan tüketim furyası haciz uygulamalarını beraberinde getirecektir. Ama bu arada işsizlik yüzdeleri daha çok artacak, zenginler daha zengin olacaklardır. Böylece sosyal sınıf ve bölgeler arası uçurumlar derinleşecektir. Gelir dağılımındaki bu bozulma ülkede hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, dolandırıcılık, yan kesicilik, sahtecilik, fuhuş, kumar gibi kötülükler toplum karakterini oluşturan değerleri yenecektir.

 

Bilinmelidir ki demokrasilerin politikacı kadroları genellikle toplumların nitelikli tabakasını oluşturmaz. Siyasal sürecin en iyileri değil, iktidar yarışına ve iktidarı kullanmaya en yatkın olanları başa geçirmesi doğaldır. Önemli olan onların toplum yaşamına nitelik kazandıracak yolları açık tutmaları ve kendi niteliksizliklerini topluma aktarmaktan kaçınmalarıdır.

 

Bu açıdan bakıldığında herhalde niteliksizliğinin damgasını Türkiye’de olduğu kadar çeşitli alanlarda ve etkili biçimde toplumun çeşitli kesimlerine vurabilen bir siyasal kadroya pek az rastlanır. Yönetimlerde siyasiler her kademede en iyilerini uzaklaştırarak kendilerine yakın olan daha az iyileri, ya da iyi olmayanları çeşitli mevkilere getirmenin yolunu bulurlar. Türkiye bunun en güzel örneğidir. Üzücü olanı da; siyaset yoluyla topluma bir’ yükselen değer’ gibi yayılan niteliksizlik, ülkenin dünyayla olan ilişkilerinde de zayıf konuma sürüklenmesine yol açıyor. Ve bu niteliksizlik Türkiye’nin üzerine vurulmuş bir damga gibi görünüyor. 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün