Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Atatürk ve çağdaşlık (2)

17 Kasım 2020 Salı 08:48 Güncelleme : 17 Kasım 2020 Salı 08:48

Geçtiğimiz hafta 10 Kasım Atatürk’ün ölüm yıl dönümü nedeniyle onu sadece anmak değil, yol göstericiliğini de anlatmak gerekir diye söylemiştik. Hatta Cumhuriyetin ilk 15 yılı ile son 15 yılını kıyaslamıştık. Buradan hareketle şunları söylemek mümkündür:

Biraz gerilere gidelim. Hayal kırıklıklarını görelim. Hangi partinin dalına tutunduysak o dalın kırıldığını ve hayallerimizin suya düştüğünü görelim. Örnek mi?

Daha önceleri (şimdi yok) Devlet Planlama Teşkilatındaki görevinde özel girişimci ve sermaye yetkisine açık kimliğiyle dikkati çeken TURGUT ÖZAL dünyadaki liberalleşme rüzgarının Türkiye’deki uzantısı gibi görünerek 1983’te askeri rejimin ardından iktidara geldi. Seçim kampanyasındaki ilk sloganı ‘enflasyon yüzde 10’a indirilmezse bu ahlaksızlıktır’ sözüydü. İşbaşına geldikten sonra yaptıklarıyla enflasyon şöyle dursun kuralsızlığa ve ilkesizliğe uygun düşen enflasyon ortamından yararlandı. Yüzde 60’lara çıkan enflasyon toplumsal değerlerin altüst olmasına yol açtı.

Demokrasiyi onarma ve fukaralığı önleme amacıyla cephe hükümetlerinden sonra yeniden iktidara gelen DEMİREL ilk fırsatta sorumluluktan sıyrılıp Çankaya’ya çıktı. Üstelik de sanki 30 küsur yıldır olup bitenlerden sorumlu değilmiş gibi. Kişisel tutkusuna uygun bir devlet sistemi kurma hevesine kapıldı.

Demirel’in partide bıraktığı yeri doldurmak iddiasıyla iş başına getirilen TANSU ÇİLLER ‘Atatürk devrimlerinin kızı’ görüntüsünden yararlanarak bazı ilerici çevrelerin de desteğini almıştı ama her ne olursa olsun iktidarda kalma hırsı yüzünden hem destekleri heba etti hem de karşı devrimci güçlerle hükümet kurma teşebbüsüne girişti.

NECMETTİN ERBAKAN, İslamcı görüşlerinin yanında ekonomide ulusal bağımsızlığın, ağır sanayi girişimlerinin savunucusu ve ‘adil düzen’ idealinin öncüsü izlenimini vermişti. Ama iktidar dönemi boyunca Laik Cumhuriyet’i tehlikeye düşürecek boyutlara varan bir çizgi izledi.

Cumhuriyet Halk Partisi ya da o günkü adıyla Sosyal Demokrat Halkçı Partiyi yönetenler ise askeri rejim sonrasından başlayarak geç zamanlara kadar Demirel ve Çiller’in Özalcı politikalarını dik tutan üçüncü ayak olmaktan öteye bir rol oynayamadılar. Uygulanan serbest piyasa ekonomik modeline karşı ciddi bir tepki, güçlü bir direnme gösteremediler.

Toplumdaki gönüllü kuruluşlarca dile getirilen tepkiler Milli Güvenlik Kurulunca yapılan uyarılar sonucunda iktidara gelen MESUT YILMAZ-BÜLENT ECEVİT-HÜSAMETTİN CİNDORUK üçlüsü laik Cumhuriyeti yeniden sağlam temele oturtma hedeflerinin ancak bir kısmını gerçekleştirdiler. Ekonomik ve sosyal alanda ise sermaye çevrelerinin etkisine girip büyük halk yığınlarının istemlerine cevap veremediler.

Devrimci Cumhuriyet açısından acıklı olan nokta Türkiye’nin siyasal yelpazesinde sol olarak gözüken partilerin ekonomik ve sosyal politikalarda Özalcı tutumların etkisinden kurtulamamış olmalarıdır.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün