Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Akdeniz Araştırmaları Enstütüsü

1 Ekim 2019 Salı 10:00 Güncelleme : 1 Ekim 2019 Salı 10:00

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından 2005 yılında yayımlanan bir söyleşiyi çok ilginç bulduğum için bu sütunlarda sizinle paylaşıyorum. Çünkü “Tarihçilerin Kutbu” bir Halil İnalcık kitabıdır. Söyleşiyi yapan, Emine Çaykara’yı kutlamak lazım. Okunmaya değer bir kitap olduğunun bilinmesini isterim. Zira, der ki rahmetli Halil İnalcık; bu kitabı yazarken Avrupa popüler kültür tarihi uzmanı bu eseri Türkçeye çevirdi. Mesela Ön Asya sömürgeciliği, Osmanlı İmparatorluğu genel siyasi ve kültür tarihini ben yazdım. UNESCO’ya ne zaman gitsem ilgi ile karşılanırım. UNESCO’nun  çok önemli bir projesidir bu kültür tarihi. Buradan yola çıkarak UNESCO toplantılarında her millete söz verildiğini, özellikle Afrika’da medeniyet ve yerel kültürler hakim olduğundan dolayı onların önerileri de hayli ilginç yankı yapmaktadır bu toplantılarda. 
1990’lara doğru Erdal İnönü de delegemiz idi. Genel heyete ilginç bir öneri sunmuştu. Öneri şu; “Akdeniz Kültürü bir bütündür. Ve Akdeniz’e kıyısı olan her memleket bir Akdeniz Enstitüsü kurmalı ve Akdeniz ölçüsünde Kültür ilişkilerini araştırmalı”.
Güzel bir teklif. Genel toplantıda bu öneri oy birliği ile kabul edildi. Her memleket bir Akdeniz Enstitüsü kurdu. İtalya, Tunus… Yunanlılar Girit’te kurdular. Teklif bizden, kabul UNESCO’dan ama daha henüz öyle bir enstitümüz yok. Enstitü kurmak için TBMM kararı gerekiyormuş. Ben de hem İlber Ortaylı’dan hem de Halil İnalcık’tan bilgi ve onay alarak 22 Şubat 2006 tarihinde TBMM Başkanlığı’na Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’nda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifimi gerekçe ile birlikte sundum. Gerekçe uzun ama çok özet olarak söylemem gerekirse, çoğu üniversitemizde Amerikan Kültürü ve Edebiyatı bölümleri açılırken binlerce yıllık Akdeniz Kültürü’nü araştıracak akademik ve sanatsal çalışmalar yapacak bir kuruluşumuz yoktur. Avrupa Akdeniz Parlamenterler Asamblesi’nde çok etkin konumları bulunmaktayken Türkiye hep ikincil görevlerle uğraşmaktadır. 
Akdeniz’in en önemli liman kentlerinden birisi olan, uygarlıklar ve kültürler merkezi İzmir, bugün sahip olduğu akademik ve kültürel olanaklarıyla böyle bir enstitünün kurulması için en uygun seçim olacaktır. Merak ediyorum acaba böylesi bir kanun teklifini belediyenin yetkililerine verdikten sonra şimdi ne durumdadır?

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün