Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Ya sonra?

16 Ekim 2020 Cuma 10:01 Güncelleme : 16 Ekim 2020 Cuma 10:01

Kırk beş yıl önce bugün doğmuşum. Ama benim kalbim hala bir çocuk gibi heyecanlı ve sevecen.

Sanki hiç kazık yememişim dost bildiklerimden.

Sanki hiç hayal kırıklığı yaşamamışım.

Sanki yara almamışım sevdiklerimden.

Hala çocuk gibi hayretle seyrediyorum her şeyi…

Akıllanmadım hala!

“Oysa ne çok ağladım ben, bir damla yaş dökmeden” (Özdemir Asaf)

Akıllanıp köşede duracağıma, deli olup dolaşmak en iyisi bu dünyada.

Öyleyse şöyle bir uzanıp hesap sorayım delice tutkun olduğum yaşama…

***

Şu zamana kadar ne aldım ne verdim. Nelere katlandım bir gönül uğruna?

Yaşamakta olduğum şey kendi seçimlerim mi? Yoksa bana sunulan seçenekler mi?

Siz de düşünür müsünüz benim gibi? Para derdi, çocuk derdi, geçim derdi, sağlık derdi dışında böyle takılır mısınız hayatınızın anlam boşluklarına?

Yüzleşir misiniz mesela aynaya bakınca? Ya da kafanızı yastığa koyunca… Yaş aldığınızda?

Daha çok geceleri düşüyor aklıma. Ne kadar büyüsem, çoluk çocuk sahibi de olsam gitmiyor bu sorular aklımdan. Hatta yaş ilerledikçe daha çok rahatsız ediyor beni, devamlı dürtüp duran bir canlı gibi…

Kendim olmaya çalışsam, derhal karşı çıkıyorlar bana. Oysa her dediğini yaptım bu totaliter toplumun sahiplerine.

Azıcık kendim olma hakkını çok görüyorlar bedenime.

Belki de bu yüzden geceleri uyuyamıyorum. Koşup kendime sarılıyorum.

Çocukken kurduğumuz hayaller vardı. Sadece mutluluğu besleyen özgür hayaller. Kararlıydık yapacaktık büyüyünce. Öyle ya, dayak da yemeyecektik istediğimizi yapınca. Şimdi büyüdük, uzun bir uykudan uyandık sanki. Öyle çok uyumuşuz ki yapacaklarımızı unutmuşuz!

Ölmeden uyumuşuz. Ne diyordu büyük usta “Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi. Müşkil budur ki ölmeden evvel ölür kişi” (Yahya Kemal Beyatlı)

Hayır, hayır kalkın yaşayalım, dibine kadar yaşayıp dibine kadar ölmek lazım cennete gitmek için!

***

Ne olurdu kimse uyumasaydı benim gibi…Şimdi kimi gidip uyandırsam, daha da iter beni yalnızlığıma.

“Kendin” olmanın cezası yalnız kalmak sanırım.

“Yalnızlığına iyi bak, sahip çık. Kaç kişinin emeği var onda kim bilir?” demiş Oğuz Atay. Emeklerinin karşılığını veriyorsun demek yaş aldıkça.

Kırk yaşından sonra hele kimsenin çekemiyorsun afrasını tafrasını. Uğraşamıyorsun. Yanlış anlaşılma kaygısı taşımıyorsun bir kere.

Tanıdıkça kendini ona sarılıyorsun.

Gecenin bir vakti…

Uyanık kalan bir ben bir de sivrisinek dolaşıp duran.

O uyuyunca kanımı emecek ben de düşüncelerimi.

Özlediğim, istediğim, hayal ettiğim şeyleri öğüteceğim midemde. Sabaha ise acı bir tat beynimde.

Belki de,yaşamı bu kadar sevmeseydim her şeyi sindirebilirdim bedenimde…

 

SANCI

Katlanırsak her acıya

Katlandığımızı sanırsak,

Olaylara, insanlara, mekanlara

Bir gider bir geliriz,

İçimizdeki o kanayan yaraya

O zaman uykusuz geceler

Bizi hiç sevmeyecek

Çekeceğiz tüm ağrısıyla…

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün