Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Sözde Ermeni soykırımı – 2

8 Mayıs 2020 Cuma 12:20 Güncelleme : 8 Mayıs 2020 Cuma 12:20

Türklerin Ermenilere soykırım uyguladığı iddiasıyla ilgili Ermenilere kanıt diyorsun belgesi var diyorlar. Tamam, belgesini göster diyorsun bırakalım bu konuyu tarihçiler araştırsın ve tartışsın diyorlar. Ama bu Bizans oyunları esnasında konuyla hiçbir alakası olmayan 60’dan fazla ülkenin parlamentosu tarafından “Ermeni soykırımı”tanınması kararları kabul ediliyor. Bu tür operasyonlar “Soğuk Savaş”ın ardından 1990’lardan sonra yoğunluk kazandı.

Kabul eden parlamentolararasında I. Dünya Savaşı’ndaki müttefikin olan kader ortağın Almanya’yı mı ararsın, hayatında Ermeni görmemiş Şili’yi mi ararsın, Ermenileri Osmanlı’ya karşı öncü saldırı kuvveti olarak kullanan komşun Rusya’yı mı ararsın, aranda kuş uçuşu 9 bin km mesafe olan Kanada’yı mı ararsın, vatandaşlarını yıllardır beslediğin Suriye’yi mi ararsın, Avrupa İnsan Hakları Merkezi Fransa’yı mı ararsın, Avrupa Birliği’nin başkenti Belçika’yı mı ararsın, yetmiş yıldır NATO müttefikliğini paylaştığın ABD’yi mi ararsın, Lahey Uluslararası Adalet Divanı’nın merkezi Hollanda’yı mı ararsın, Türk soykırımına imza atan elleri kanlı Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ni mi ararsın???

I. Dünya Savaşı sonunda çok sayıda İttihat ve Terakki Partisi yöneticisi “Ermenilerin toplu katliamı” suçlamasıyla Sevr Antlaşması hükümlerine dayandırılarak üç yıl Malta’da tutulmuş ve bu iddialarla ilgili soruşturma açılmıştır. Bu soruşturmayı yürüten makam Londra’daki İngiliz Kraliyet Başsavcılığı’dır.Son derece kapsamlı bir soruşturma yapılmıştır. İşgal altında el koyulan Osmanlı arşivinin yanında, İngiltere ve Amerika’da “Ermeni katliamı” konularında bilgi, belgeler araştırılmıştır. Ancak hiçbir kanıt bulanamamış ve “takipsizlik-kovuşturmaya yer olmadığı” hükmüne varılarak İttihat ve Terakki yöneticileri serbest bırakılmıştır.

İngiliz Kraliyet Başsavcılığı’nın bu kararının, “Ermeni soykırımı” iddialarını ortadan kaldırdığını ve tüm bu iddiaların safsatadan ibaret olduğunu kanıtlar niteliktedir.

Malta’daki bu yargı süreci, Yahudi Soykırımı (Almanya) yargılamasının yapıldığı Nürnberg Mahkemesi ile benzer uluslararası hukuk kurgusunda gerçekleşmiştir.

1915 yılında Osmanlı Devleti nüfusunun ortalama 18 milyon olduğunu göz önüne alırsak 2 milyon Ermeni’nin soykırıma uğradığı iddia edilmektedir.

1915 yılında yaşandığı iddia edilen “sözde Ermeni soykırımı” ile ilgili ilk rakamlar 100 bin kişi iken 1990’lardan sonra rakamlar 2 milyonları bulmuştur. Ölülere çok kıymet veriyor olmalılar ki değerlenip günden güne ölü sayıları artmaktadır.

Bir de bu Ermenilerde küsurat anlayışı da yok, hoppp yuvarlayıveriyorlar rakamları !!! Oluveriyor sana bugün 2 milyon yarın öbür gün 7-8 milyon !!!

2 milyon kişiyi soykırıma tabii tutmak için tıpkı tüccarın malını depoladığı gibi insanları bir yerde tutup istiflemek gerekir.

Anadolu coğrafyasında Almanların Auschwitz toplama kampı tarzı yer arıyorsun yok.

Almanların Yahudileri yaktığı fırınların benzerini arıyorsun yok. Onu bırak Anadolu’da tüten ocak yok.

2 milyon Ermeni’nin kemiklerine ulaşmak için kazı yapıyorsun, toprak altından kafatası yerine Hitit medeniyeti fışkırıyor.

Van’da toplu mezar var deniliyor kazı sonucunda çıkan kemikler M.Ö 7. yüzyılda yaşamış olan Urartu’lu vatandaşlara ait çıkıyor. İyi bari Ermeniler,Urartular bizim atalarımız onlara da soykırım yapmışsınız demiyorlar.

Define avcıları gibi orası burası kazılıyor. Yerli-yabancı basın mensupları ve yetkilileri gözü önünde Erzurum, Giresun, Bitlis, Kars, Van, Ardahan, Iğdır ve çevrelerinde yapılan kazılarda toplu mezarlar ortaya çıkarılıyor.

Toplu mezarlar köylere kadar sirayet etmiş.

Iğdır Hakmehmet Köyü meydanında bulunan eski su kuyusunda yapılan kazı da12 metre derinliğe ulaşıldığında kuyu zemininden su çıkmaya başladı. Oldukça güç çalışma şartları altında gerçekleştirilen kazı çalışmaları sırasında, üst üste yığılmış insan iskeletlerine rastlandı. Dipteki su ve çamurun içinden 80'e yakın insana ait kafatası, kol, bacak ve kaburga kemikleri çıkarıldı.

Tuzluca ilçesine bağlı Gedikli köyünde deMısır, Fransa ve Avusturya'dan gelen yerli ve yabancı basın mensupları önünde, 150 kişiye ait kemikler ve kafatası bulundu.

Oba köyünde gerçekleşen ve tarihte “Tandır Katliamı” olarak anılan olayda yaşamını yitirenlere ait toplu mezarda 90'a yakın insan iskeleti, kırık kafa tasları, mermi kovanları, erimiş demir parçaları, yanık ahşap parçaları ve cam kırıkları bulundu.

Kars Derecik köyünde eski bir samanlıkta 9 gün süren kazılarda 360 kişiye ait kemiklerin tamamı açığa çıkarıldı.

Vahşetin ayrıntılarına girmek ve örnekleri çoğalmak mümkün, ancak psikolojik sağlığınız açısından bu kadarını yeterli görmekteyim.

Kazmayı vurduğun her bir karış toprağın altındaki kemikler Ermenilere değil Türklere aittir !!!

1910-1922 yılları arasında Osmanlı belgelerinde 525.108 Türk’ün Ermeniler tarafından öldürüldüğü kayıt altındadır. Bunlar resmi rakamlardır ve dağlık, kırlık alanlarda gerek saklanırken gerek kaçarken Ermeni çetelerce öldürülenlerin sayısı oldukça kabarıktır ve bunlar resmi rakamlara yansımamıştır.

Geldik en vurucu son bölüme ve gerçekleri dinlemeye!!!

Ermenistan’ın ilk Başbakanı OvanesKaçaznuni 1923 yılında Bükreş’te “Taşnak Partisi” toplantısına sunduğu raporunda “İsyanımızın temelinde İtilaf devletlerinin bize vaat ettiği Ermenistan hayali vardı, gerçeği göremedik”diyor. 

İlk Ermenistan Başbakanı ardından ekliyor “Kaderden şikayet etmek ve felaketlerimizin sebeplerini kendi dışımızda aramak acıklı bir durumdur.”

Aşağıda yer vermiş olduğum açıklamaların tümü Ermenistan’ın ilk Başbakanı OvanesKaçaznuni’ ye ait olup çok çok büyük önem arz etmektedir !!!

Türklere karşı ayaklandık. Barışı sabote etmek için savaştık bile. Artık hepimiz Türklerin düşmanı olan İtilaf devletlerinin kampındaydık.”

Türkiye’den denizden denize Ermenistan”talep etmekteydik.

İtilaf devletlerinin ordularını Türkiye’ye göndermeleri ve hâkimiyetimizi temin etmeleri için Avrupa ve Amerika’ya resmi çağrılar yaptık.

Nihayet şu da var ki, var olduğumuz sürece aralıksız olarak Türklerle savaştık. Öldük ve öldürdük.”

Artık, Türklere ne gibi bir güven telkin edebiliriz ki?”

Askeri operasyonlara katıldık.Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık.”

Sevr Antlaşması gözümüzü kör etmişti. İsyanımızın temelinde İtilaf devletlerinin bize vaat ettiği büyük Ermenistan hayali vardı. Ama biz hiçbir zaman devlet olamadık. Türkiye Ermenistan’ı diye bir devletin hayalden öte olmadığı gerçeğini göremedik.”

Aklımız dumanlanmıştı. Biz kendi isteklerimizi başkalarına mal ederek, sorumsuz kişilerin sözlerine büyük önem vererek, kendimize yaptığımız hipnozun etkisiyle, gerçekleri anlayamadık ve hayallere kapıldık.”

Kaderden şikâyet etmek ve felaketlerimizin sebeplerini kendi dışımızda aramak acıklı bir durumdur. Bu bizim (hastalıklı) milli psikolojimizin karakteristik bir özelliğidir ve Taşnaksutyun Partisi de bundan kaçamamıştır.”

Osmanlı’dan, Akdeniz’e uzanan bir Ermenistan talep ettik. Derhal gönüllü birlikleri oluşturduk, Türklere karşı ayaklandık ve savaştık. İsyanımızın temelinde İtilaf devletlerinin bize vaat ettiği Ermenistan hayali vardı, gerçeği göremedik.”

Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz.”

Türklerin milli mücadelesi haklıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. Türklere karşı ayaklandık ve savaştık.”

 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün