Yenigün
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Şehirlerin apoleti meydanlarıdır…

12 Aralık 2019 Perşembe 10:13 Güncelleme : 12 Aralık 2019 Perşembe 10:13

Apolet, nişan, madalya verilen emeklerin, göğüslenen zorlukların ve gösterilen kahramanlıkların birer simgesidir. Şeref ve onur vesilesidir. Nasıl ki Boğaz’ın gerdanlığı Boğaziçi Köprüsü ise; şehrin apoleti, nişan ve madalyası da meydanlarıdır. İstanbul’un emperyalizmin pençesinde tutsaklık yaşadığı yıllar. 465 yıllık Başkent İstanbul’a ilk kez düşman askeri ayak bastı. 13 Kasım 1918’de başlayan acılarla dolu 5 yıllık esaret. 


Fransız General Franchet d'Esperey, Almanları uğrattığı yenilgi dolayısıyla kendi ülkesinde milli kahraman ilan edilmiş ve mükafat olarak “Doğu Orduları Komutanlığı” na getirilmişti. Tabii ki görev yeri İstanbul. General, 21 pare top atışıyla karşılandı ve Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’un Fethi tablosundaki gibi at sırtında İstanbul’un en büyük meydanından şehre giriş yaptı. Sultanların kaldığı Dolmabahçe Sarayı’na yerleşti. Arkasında tüm şuursuz emperyalist devletler, onursuz milletler ve içimizdeki hain işbirlikçiler varken bunlara hakkı vardı tabii ki. Şimdilik bu yapılanların ve gelişmelerin ne kadar da hafif olduğunu zamanla tüm Türk toprakları şahit olacaktı.

*****
Osmanlı Hükümeti’nin Harbiye Nazırı (Milli Savunma Bakanı) Ziya Paşa nezaretin önde gelen subaylarıyla bir istişare toplantısındaydı:
“…İngilizlere kafa tutamayız. Adamların hiç şakası yok. Daha geçen gün bir bahane icat ederek İzmit’i tekrar işgal ediverdiler” şeklinde açıklama da bulundu.
Birkaç subay dışında hemen hemen hepsi Anadolu’ya geçip üzerlerine ateşten gömleği giyip milli mücadele yangınına atılmaya hazırlardı. Bu “Türk’ün Ateşle İmtihanıydı”.
Toplantıya yaverin sesi ara verdi:
“Emrettiğiniz yüzbaşı geldi efendim.”
Harbiye Nazırı Ziya Paşa, yüzbaşının içeri alınmasını emretti ve diğer subaylara gelen yüzbaşıyla ilgili bilgi verdi:
“Az önce size sözünü ettiğim talihsiz olayın faili.”
İçeriye giren yüzbaşı Ziya Paşa’nın önüne gelerek selam durdu:
“Yüzbaşı Faruk, İzmir. Beni emretmişsiniz.”
Nazır önündeki kağıda bakarak, yumuşak bir ses tonuyla:
“Oğlum, dün akşam Beyoğlu’nda İngiliz İnzibat Subayı Teğmen Miller’i selamlamamışsın. Doğru mu?”
Yüzbaşı Faruk: “Evet efendim, doğru.”
Ziya Paşa gayet sakinlik içerisinde: “Her halde görmediğin için selamlamadın değil mi çocuğum?”
“Hayır efendim, gördüm.”
Nazır Ziya Paşa’nın canı sıkılmaya başladı:
“Niye selamlamadın öyleyse? Selamlamanız için emir verilmişti.”
“Rütbesi benden küçük olduğu için selamlamadım paşam. Askerlik töresince ilk önce onun beni selamlaması gerekmez miydi?”
“Askerlik töresi mi kaldı a yavrum? Adamlar galibiyet haklarını kullanıyorlar. İngiliz Komutanlığı bu sabah olayı protesto etti. Mesele çıkarılacak zaman değil. Hemen şu teğmeni bul da özür dile. Olayı kapatalım.”
Başıyla çıkması için izin verdi. Ama yüzbaşı yerinden kıpırdamadı:
“Paşam, bir de beni dinlemenizi rica ediyorum.”
Nazır bıkkınlıkla, “Söyle bakalım” dedi.
“Balkan Savaşı’nda teğmendim, Çanakkale’de üsteğmen, Suriye cephesinde yüzbaşı oldum.”
“Ben bu rütbeleri tek başıma savaşarak almadım. Her rütbemde binlerce şehidin ve gazinin hakkı var. Onların hakkını korumak namus borcumdur. Beni affedin, özür dileyemem.”
Harbiye Nazırı bozuldu:
“Anlamadın galiba. Harbiye Nazırı olarak emrediyorum.”
Yüzbaşı sakinlikle, “Anladım efendim” dedi, apoletlerini bir hamlede söküp Ziya Paşa’nın masasına bıraktı:
“Artık emrinizi dinlemek zorunda değilim!”
Selam vermeden dönüp kapıya yürüdü. Oturan subayların birkaçı dışında, hepsi saygıyla ayağa fırladı. Hepsinin rütbesi yüzbaşıdan daha büyüktü.
Gözleri dolarak, İzmirli Faruk Yüzbaşı’ya selam durdular.
Dilerim ki Türkiye gelecekte de bu duruş ve onurdan azami ölçü de istifade eder.

*****
    İzmirli hemşehrimiz Faruk Yüzbaşı, apoletlerini söküp Milli Mücadele’ye katıldı.
    Meydanlardan, caddelerden, havalimanlarından, okullardan, üniversitelerden, stadyumlardan, müzelerden, milli eğitim müfredatlarından “M. Kemal ATATÜRK ve Milli Mücadele Kahramanlarının” isimlerinin apolet gibi sökülüp atılması da neyin nesi?
    Peki İzmirlilere bir sorsak, İzmir’de Atatürk Meydanı nerededir?
    Emperyalizm bayrağının asıldığı ve 9 Eylül 1922’de emperyalizm bayrağının paçavraya çevrildiği yerine şanlı bayrağımızın göndere çekildiği Konak Meydanı ipucu olabilir mi?
    Evet, 1937 yılı Şubat ayında İzmir Belediyesi meclis üyelerinin teklifiyle, bugün “Konak Meydanı” diye bildiğimiz meydana “Atatürk Meydanı” ismi veriliyor. Günümüzde ne yazık ki “Atatürk Meydanı” isminden eser yok.
  
    Bir millet kahramanlarını unutur ise; tarihini unutur, hürriyetini unutur, bayrağını unutur, toprağını unutur…
*****
    Haftaya perşembe günkü yazımız “Bomba” etkisinde olacaktır. Şimdiden bazıları mevzi kazıp içine girmeye başlasınlar!!!


 
 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün