Yenigün
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Milli Ruh

13 Şubat 2020 Perşembe 10:21 Güncelleme : 13 Şubat 2020 Perşembe 10:21

Son günlerde milli kimlik ve millilik üzerine tartışmalar yoğunlaştı.
Din ile oynayanlar, kavmiyetçiler, liberaller ve bölücüler “Türk” düşmanlığına dayalı ırkçılık yaparak, demokrasi adı altında Türk millet birliğini ifade eden “Türk Milleti” kimliğine savaş açarak milletimizi parçalama yolunda hız kazandılar.
Anayasadan “Türk” ve “Türk Milleti” ifadelerinin çıkarılıp ve yaşadığımız coğrafyadan silinmeye çalışılmasının yegane nedeni budur. 
Aynı alerjik reaksiyon “Atatürk” içinde geçerli bulunmaktadır. Onun içindir ki havaalanı, stadyum, okul, meydan, ordu, üniversite gibi yerlerden ve en önemlisi tarihten “Atatürk” adını silme gayretindedirler. Bu planlar dahilinde CIA’nın önemli beyinlerinden olan Paul Henze ve Graham Fuller’in söylediklerini hatırlamakta fayda olduğunu düşünmekteyim.
1990 yılında Graham Fuller “Kemalizm miadını doldurdu, artık piyasacı ve küreselleşmeci İslam’ın ana belirleyici olduğu Osmanlı benzeri Yeni Türkiye’nin zamanı geldi” diyor. 
Paul Henze ise “Yeni dünya düzeni ile birlikte Atatürkçülük ölmüştür. Ulus devletler dönemi bitmiştir. Türkiye, Osmanlı gibi çok kültürlü, çok dinli ve çok ırklı bir yapıyı benimsemelidir” diye buyuruyor.
“Türkiye vatandaşlığı” gibi kavramların ortaya atılmasının sebepleri hep bu tür planlar çerçevesinde yapılmaktadır.
Öncelikle terim ve kavram olarak çerçeveyi netleştirmek lazım.
“Vatandaşlık” veya “yurttaşlık” terimleri, bireylerin kanun karşısında salt sorumluluk ve yetkilerini ifade eder. Yani kişinin devlete mensubiyetini belirtir. Ama bunun içinde milli birlik ruh ve şuuru yoktur. 
“Vatanseverlik” veya “yurtseverlik” son derece sığ, sınırlı ve maddi bir anlamı çağrıştırıyor. Yani yurdun sadece maddi değerlerini; arpasını, dağını, karpuzunu, denizini, güneşini, çiçeğini… sevmek manası daha öne çıkıyor.
Yurtseverlik ve vatanseverlik kavramlarının çağrışım alanı içinde derin bir tarih ve kültür birikimi yoktur.
Bu noktada ülkemizde birçok fabrika, liman, banka, şirket, gayrimenkul veya toprak satın alarak tatlı karlarını kendi ülkesine taşıyan bir Avrupalı veya Amerikalı da yurtseverdir. Türk vatandaşlığı almalarında da herhangi bir engel yoktur. Türkçesi bastır parayı al vatandaşlığıdır.
Ben bir “Türk” olarak yurdun sadece bekçiliğini, askerliğini, polisliğini, işçiliğini, emekçiliğini, zahmetini paylaşıyorum ama bir yabancı vatanın bütün nimetlerini ve sefasını gasp edebiliyor. Bu durumda o yabancı ödediği vergi, yaptığı yatırım, para girdisi veya yarattığı istihdam ile benden daha çok yurtsever bir vatandaş olabilir ama “Türk Milleti” olamaz. 
“Vatandaş” aynı vatanı paylaşan kimseler demektir. Burada din, dil, kültür, tarih, töre, gelenek, sanat, edebiyat gibi değerlerde buluşmuş bir toplumsal kitle çağrışımı yoktur.
“Vatandaş”, yurdun sadece ekonomik ve maddi değerlerini sever. “Türk Milleti” ise tarihini, dilini, kültürünü, edebiyatını, türküsünü, hatıralarını, ödediği bedellerini, çilesini, hayallerini her şeyini sever.
Milliyetin temel unsuru “milli ruh” kavramıdır. Aynı millete mensup olan insanlar benzeri bir duygu, düşünce ve hayal sistemine sahiptir. Ortak duyarlılıklarda, ortak bir inançla birleşirler. Milletin evlatları birbirini severler, yardımlaşırlar ve dayanışma içinde olurlar. İşte bunu yapan milli ruhtur. Milli ruhu doğuran ve üreten kaynakta ortak dil, ortak kültür, ortak medeniyet, ortak vatan, ortak bayrak ve ortak siyasi teşkilatlanmadır.
“Türk Milleti” ni kaldırıp yerine “vatandaşlık” koyarsanız o zaman manevi değerlerde birleşmiş bir yapıyı yıkıp yerine tamamen menfaate dayalı maddi çıkar odaklı gevşek bir toplumsal birliktelik üretmiş olursunuz ki bu çok tehlikelidir.
Ayrıca yanlış kullanılan terimlerden biri de “halk” tır. Batı emperyalizminin propagandalarıyla yönlendirilmiş bazı ideolojik kesimler, “halkların kardeşliği” ifadesiyle Türk Millet birliğini etnik farklılıklarına göre ayırıyorlar, ayrıştırıyorlar ve sonra da bunları matematiksel olarak toplamaya çalışıyorlar. 
Millet organik bir toplamdır. Yani millet ırmakların denizde birleşmesidir.
“Halkların kardeşliği” ise karpuzun, armudun, pırasanın, karanfilin yan yana getirilerek toplanmasıdır. Gevşek ve ayrıksı bir toplamdır. O bakımdan “halkların kardeşliği” ifadesi sakat ve kötü niyetli bir fitne sözüdür.
“Türk Milleti” ifadesi vatandaş, yurttaş ve halk kavramlarının üstündedir ve hepsini kapsar.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün