Yenigün
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Abdül Batur’un İzmir’i…

20 Ocak 2020 Pazartesi 10:27 Güncelleme : 20 Ocak 2020 Pazartesi 10:27

Yıllardır anlata anlata dilimde tüy bitmişti…

Ama bazıları için anlaması gerçekten zordu.

Kocaeli diye bir şehir yok, orası vilayet, merkezi İzmit diye…

Sakarya diye bir şehir yok, o isimde ilin merkezi olan Adapazarı diye bir kent var diye…

Habire örnekler sıralıyordum; İçel denen yerin merkezi Mersin, Hatay denen yerin merkezi Antakya

O zaman bana tuhaf tuhaf bakanlar sonradan Büyükşehir Yasası gereği çeşitli ilçeler “icat edilince”, yıllar sonra bana “aaa bak senin anlattığın şey buymuş demek ki!” demeye başladılar…

Aydın “Büyükşehir” olduktan sonra merkezi “Efeler” olunca, (hatta 2 merkezli olanlar da oldu) Manisa “Büyükşehir” olduktan sonra merkez ilçeleri “Şehzadeler” ve “Yunus Emre” olunca, uyandılar!

İzmir’in vilayet merkezinin Konak, yani merkez ilçesinin Konak olduğunu anlayamayanlara (gerçekten sayıları hayret edilecek fazlaydı!) da Konak’ı “İzmir’in kalbi” diye tarif ediyordum, “hah tamam” demeleri için bu “bedel”i ödedikten sonra sohbete devam edebiliyordum(!)…

 

***

Geçtiğimiz günlerde İzmir Medya Plaftormu üyeleri gazeteci ve yazarlar olarak, İzmir’in merkez ilçesini, yani “İzmir’in kalbi”ni yöneten adam, Konak Belediye Başkanı Abdül Batur ile bir kahvaltıda buluştuk…

 

Öylesine doyurucu bir buluşmaydı ki, bir İzmirli olarak, bu kadim kentin ne kadar emin ellerde olduğu fikrimi biraz daha sağlamlaştırdım…

 

Çok uzun yıllardır yönettiği Narlıdere’ye vurduğu “güzel” ve “unutulmaz” damganın ardından, Konak’ta şimdiye kadar kimsenin alamadığı % 64’lük rekor bir oyla seçilip göreve gelen, ne yaptığını bilen, bildiği işte uzman olan, kendinden emin haliyle tam bir “şehremini” görüntüsü çizen Başkan Abdül Batur’un söyledikleri İzmir’in geleceği için umut demeti gibiydi...

 

Kentin bir kenarda unutulmuş gibi görünen dezavantajlı kesimlerine ve özellikle de kadınlar, çocuklar, gençler ve engellilere yönelik olarak “yumuşak bir devrim” benzeri hizmetlerinden söz eden Batur,

kadınlara yönelik kooperatif, çocuklara yönelik kreş, engelillere yönelik eğitim ve fizik tedavi, gençlere yönelik “spora yönlendirme” hamlelerini anlattı. Türkiye’de Madde Bağımlılığı İle Mücadele Komisyonu kuran ilk Belediye olduklarının altını çizen Başkan, gençlerin madde bağımlılığına yakalanmadan onları rehabilite edecek veya onların o durumlardan kurtulmasını sağlayacak ortamları hazırladıklarını vurguladı.

Gökdelen konusu”nda çok net bir tavır sergileyen Abdül Batur, “Ben mimarım. Kentin estetiğine ihanet ettirmem. Biz halkı temsil ederek geldik buraya. Neticede ileri ki tarihte herkes bizim ne yaptığımızı görecek. Biz Odalardan, Estetik Kurul'dan görüş alacağız. Hilton’un emsal alınması söz konusu olamaz. Kötü emsal, emsal teşkil etmez. İkinci çukurda ise sıkıntı her seferinde imar hakkının artırılması idi. Orada 60 kat bina olur mu? Müktesep hak konusu ise ucu açık bir olaydır. Ama ben bu konuda kararlıyım. Tazminat da olabilir, herşey olabilir. Belediye başkanı risk almalıdır” diye konuştu.

 

Diyeceksiniz ki, “bunlar tamam, gerçekten müthiş”, peki başka?

O zaman ilk kez duyacağınız bir şey yazayım; bizim sevgili (ve saygıdeğer) Başkanımız tam bir La Casa de Papel hayranıymış! (Benim onu seyrettikten sonra artık hiçbir şey izlemekten zevk almadığım Game of Thrones ise onu hiç “sarmamış”)

Nasıl; (gündemin bunca ağırlığına inat) size yine hiç bilmediğiniz bir şeyi söyledim mi?

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün