Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

“Kurtuluş Resepsiyonu” notları

11 Eylül 2019 Çarşamba 08:48 Güncelleme : 11 Eylül 2019 Çarşamba 14:09

Türkiye’nin neresinde olursak olalım (ya da bu ülkeyi iyi bilen biri olarak dünyanın neresinde olursak olalım), hepimiz iyi biliyoruz ki, İzmirliler şahane insanlar…

Naçizane ben Doğan Karabulut, dünyanın en kilit noktalarında bulunmuş, oralarda oralı insanlarla oraların hayatını yaşamış, oralı yüzlerce dost edinmiş biri olarak ülkesine, ülkesinin kurucusuna, kentine bu kadar sevgi ve saygıyla bağlanan çok az toplum gördüm.
Bu değerlerden eksik olan insanlar, her 9 Eylül’de mutlaka İzmir’de olmalı ve bu ruhu ölmeden önce bir kez olsun görmeli (Öyle anonslarla toplanıp, otobüslere doldurularak götürülen insanlar ile yaşanmaz bu coşku, insanların işlerini güçlerini bırakıp ırmaklar gibi meydanlara akışını görmeli.)

Allah’a şükür, İzmirli olarak ruhumuzu iyi tanıtmışız, gerek yurt içindeki, gerekse yurtdışındaki etkinliklerde İzmirli olduğumu öğrenen insanların bana söyledikleri şeyleri ve bana karşı davranışlarını bütün İzmirliler adına  gurur duyarak yaşıyorum çünkü.  

Ben de meydanlardaydım elbette ve ara sıra da salonlarda ve resepsiyonlarda... 

Mesela, Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer’in nazik davetiyle can yoldaşım Gülden Hanımefendi ile birlikte İzmir’in Kurtuluş Resepsiyonu’na katıldım, o geceden notlarımı arz ediyorum. 

* Resepsiyon, Alsancak’taki Tarihi Havagazı Fabrikası’ndaydı. Çocukluğumdan beri hayran ve aşık olduğum bu mekanda 6 yıl önce evlendiğimde de nikahımı (o zamanlar Seferihisar Belediye Başkanı olan) Tunç Soyer kıymış, bu yüzden İzmirli hiçbir Belediye Başkanı düğünüme gelmemiş, üstelik de bu haset dolu intikamlarını bana utanmadan söylemişlerdi. Şimdi onları Büyükşehir Belediye Başkanı olan Tunç Soyer Beyefendi'nin etrafında gördükçe içim bir tuhaf oluyor.

* Ben davet edildiğim sürece hiçbir 9 Eylül Resepsiyonunu kaçırmam ve hepsine de “çok özel gün” işareti olarak mor ya da kırmızı fularımı takarım. Yine öyle yaptım; Tunç Bey ellerini iki yana açarak çok uzun yoldan gelmiş bir yolcuyu karşılar gibi sarıldı, ikimiz de birbirimize (sanki başka söz yokmuş gibi) “jilet gibisin” dedik.
* Başkan, konuklarını Aziz Kocaoğlu gibi kırmızı halının başında değil, sonunda, bittiği yerde karşıladı.
* Çok lafa gerek yok; simsiyah kadife içindeki Neptün Soyer için daha birkaç gün önce yazdığım yazıdan “copy/paste” yapıyorum: Bayan Soyer’in kıyafeti göz kamaştırıcıydı. Neptün Hanımefendi, tam da “İzmir gibi” giyinmişti. Helenistik dönem prenseslerinin heykellerinde bu şıklığı epeyce görüyoruz ama şimdilerde böyle birkaç zarif insan dışında mümkün değil!
* Uzaklardan bir yerlerden Emma Shapplin’in sesini duyar gibi oldum. Müzik müthişti… Kim seçtiyse!
* Özel resepsiyon üniformalarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları harikaydılar. Elbette, yemek sırasına girmediler.
* En etkilendiğim sohbetlerden biri CHP’nin geçmiş dönem milletvekillerinden değerli dostum Selçuk Ayhan ile olandı. Siyasetin vefasızlığını (ağzım açık kalarak) bir kez de ondan dinledim.
* Menü çok zengindi. Beyaz şarabın bir eşini taa 2000’li yılların başında, Atina’da, Kesariani’de içmiştim. Gerçekten unutulmaz bir taddaydı. Kim seçtiyse!
* Bu Rıfat Nalbantoğlu acayip bir adam (O da o gece oradaydı). Hem sokakların, hem de salonların diline hakim, herkesi kucaklayacak kadar heybetli bir yüreği olan değişik bir kişilik. Mülkiye’den sevgili okul arkadaşım Rıfat, bir kez daha CHP İzmir İl Başkanı olursa, İzmir’den alınacak oylar CHP’ye iktidar yolunu açar.
* Valimiz Erol Ayyıldız Beyefendi'yi çok sevdiğimi daha önceleri de çok yazdım. O gece de, her hareketiyle ve tavırlarıyla pırıl pırıldı.
* Tunç Soyer hem seçkinliği ve hem de samimiyeti aynı ruhta buluşturan ender insanlardan biri olarak inanılmaz bir Başkan… Kim seçtiyse!

Bu kadar… Daha önce de defalarca söylediğim gibi; her yerde olacağım ve her şeyi size anlatacağım.
 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün