Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Yeni Adli yıl ve Baroları bekleyen tehlike!

4 Eylül 2019 Çarşamba 09:01 Güncelleme : 4 Eylül 2019 Çarşamba 09:01

Adli tatil bitti ve yeni Adli yıl tartışmalarla başladı. 
Tartışmalar elbette ki olacak, fikir fikirden üstün ve fikirlerin çarpışmasından hakikatler doğacak ama sağlıklı ve doğru bir tartışma zemini olursa!
Yeni Adli yılın ilk tartışması törenin yapılacağı yerle ilgiliydi. Törenin yapılacağı yer neden önemli? Tören nerede yapılmalıydı?
Tartışmanın özü kuvvetler ayrılığı sorununda yatıyor. Kuvvetler ayrılığı ilkesini benimsemeyen yok. Fakat kuvvetler ayrılığından ne anlaşıldığı konusunda görüş ayrılığı var. Hani geçmişte herkes laikliği benimsiyordu ama herkes laiklikten başka şey anlıyordu, herkesin laikliği kendine göreydi. Şimdi de kuvvetler ayrılığını herkes kendine göre yorumluyordu. Kuvvetler ayrılığı denge ve çatışmasızlık diyenlerle, tam bir erkler ayrılığı, yürütmenin tahakkümünde olmayan kuvvetler ayrılığı diyenler ayrışıyordu. 
Devletin yasama, yargı ve yürütme erkleri tarih boyunca çatışmıştır. Çok çok eskilerde kendini Tanrı Kral zannedenler zamanında erkler tek elde toplanıyordu. Hatta dini erk de krala aitti. İnsanlık çok yol aldı ve sınıf mücadeleleri ile erkleri tek tek krallardan devraldı. Günümüzde ancak ve şimdilik temsili demokrasi ile kuvvetler ayrılığı ilkesiyle modern devletlere ulaşıldı. 
Seçimler, kralları tahtlarından indirmeye yetmedi. Seçilmiş krallar siyaset bilimcilerin literatürüne girdi. 
Yönetim erki her zaman baskındı. Yasama ve yargı yönetim erkine karşı konumlanmaya başladı. Yargı erkinin baskın olduğu devlet yönetimleri de yaşandı. Yargıçlar-hakimler kurulu yönetimi demek olan Juristokrasi devlet yönetim biçimine dönüşünce yine diğer bir erkin hakimiyeti gibi çok olumsuz sonuçlar doğurur. Geçmişte referandum yoluyla yapılan ve Juristokrasiyle sonuçlanan ve ardından 15 Temmuz'a giden yolda hakimler diktatoryası yaşandı. 
Yani tek başına bir erkin diğer erkler üzerinde hakim olması demokrasi açısından son derece zararlıydı. 
Yürütme ve yargı karşısında yasamayı kutsamak da aynı hataya götürür bizi. 
Şimdi kendine özgü bir başkanlık rejimi henüz deneme aşamasında devamında ne olacağı ve nereye evrileceği belli olmadan hayata geçiyor. Başkanlık rejimine geçiş sancılarını henüz atlatamamış ülkemizde bütün erkleri başkanlıkta toplama görüntüsü veren, amaç bu olmasa bile bu görüntüyü çağrıştıran rituellerden kaçınmak gerek. 
Yargı kendi açılış törenlerini kendi mekanında yapmalıydı. 
Yeni Adli yılın açılış törenleri vesilesiyle eleştiri getiren barolara seçim ve yönetim biçiminde değişiklik yapılacağının açıklanması gözdağı olarak algılandı. Baroların birlik başkanının gözüne baka baka bunların söylenmesi trajik bir görüntüydü. Baroları tehlike beklerken birlik başkanının yargı erkinin mekanında yapılmayan bir törene katılması tarihteki yerini alacaktı.  
Baroları bekleyen tehlike şuydu: 2 yılda bir yapılan genel kurulda seçim sonucu en çok oyu alan grup yönetime geliyor ve baroyu o grup yönetiyordu. Şimdi hazırlanan sisteme göre hangi grup ne kadar oy aldı ise o oranda yönetimde temsil edilecekti. 
Başlangıçta demokratik gibi görünen değişiklik hazırlığı tam bir karmaşaya yol açacağı ve baroları yönetemez duruma sokacağı için sakıncaları daha şimdiden ortada gözüküyor. Bakanlar kurulunu muhalefetteki partinin oy oranı kadar bakanla temsil etmesi de demokratik görünüyor, değil mi? Peki bu kabul edilir mi? Her demokratik görünen demokrasiye hizmet etmeyebilir, kaosa ve yönetim karmaşasına da hizmet edebilir. 
Baroları bekleyen tehlikelerden biri de bir ilde birden fazla baronun yolunu açabilecek düzenleme. Hatta bu diğer meslek kuruluşları ve meslek odaları için de gündeme gelmişti. Aynı meslekte olanlar birden fazla oda veya birlik kurabilecek. İzmir’de iki baro, İstanbul’da üç baro vs. düşünebiliyor musunuz? Bu baroları böl ve yönet taktiği değilse demokratik olduğunu kamuoyuna nasıl açıklayabilirsiniz?
Yeni Adli Yıl herkese hayırlı olsun. Umarım bu tartışmalar gerçekten hukukun üstünlüğü ilkesi ışığında çözülür! Yoksa? ‘Yoksa’yı yazmak istemiyorum, tarihe karşı sorumlu oluruz yoksa!

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün