Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Yaşar Kemal’in çağrısı!

3 Mart 2015 Salı 00:00 Güncelleme : 3 Mart 2015 Salı 00:00

İstanbul’dan, Yaşar Kemal’in Zincirlikuyu’da mezarı başından bildiriyorum.

Türk ve Dünya edebiyatının usta ismi, hepimizin İnce Memed’i Yaşar Kemal 92 yaşında sonsuzluğa uğurlandı. Binlerce okuru, binlerce seveni Şişli Teşvikiye Camiinden Zincirlikuyu Mezarlığı’na kadar tabutun ardından yürüdü, “O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler”… “Abdi ağalara direnirken yitirdiğimiz tüm eşkiyalarımıza selam götür İnce Memed” pankartları ile birlikte.

Daha önce başka çok değerli sanatçıların da cenazelerinde bulunmuştum. Bu kez içimde tarif edemediğim bir tuhaf duygu vardı. Sanki bir tarih bitiyor ve ben başka bir tarihe giriyordum. Yaşar Kemal sadece benim değil, milyonlarca insanın çocukluk, gençlik, orta yaşlılık roman arkadaşı idi. “Çağdaşını tanı” ilkemden hareketle bir gün kısa bir gün, keşke çok gün olsaydı diyeceğim bir gün Etiler’de bir ajansta genç bir senarist heveslisi olarak tanışmıştım Koca Yaşar Kemal’le! O kadar! Niye daha fazla değil diye şimdi kendime kızarak. Mezarı başında yaşadığım kendime hayıflanmam bundan olsa gerek.

* * *

Bazen yazarları, romancıları okuyanların kötü olamayacağını düşünürüm saf saf. Hakimin, savcının, doktorun, askerin, polisin eğer roman okumuşsa oradan hareketle düşünce özgürü olduğuna inanırım sanki otomatik olunuyormuş gibi. Sevgili Yaşar Kemal de böyle düşünmüş olmalı ki böyle ummuş ve böyle istemiş:

“Bir, benim kitaplarımı okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun. İki, insanın insanı sömürmesine karşı çıksın. Kimse kimseyi aşağılayamasın. Kimse kimseyi asimile edemesin. İnsanları asimile etmeye can atan devletlere, hükümetlere olanak verilmesin.

Benim kitaplarımı okuyanlar bilsinler ki, bir kültürü yok edenlerin kendi kültürleri, insanlıkları ellerinden uçmuş gitmiştir. Benim kitaplarımı okuyanlar yoksullarla birlik olsunlar, yoksulluk bütün insanlığın utancıdır. Benim kitaplarımı okuyanlar cümle kötülüklerden arınsınlar”.

* * *

Zincirlikuyu Mezarlığı’nda Yaşar Kemal’in sanatçı dostu Zülfü Livaneli, İnce Memed türküsünü söyledi. Doğduğu Adana Hemite Köyü’nden getirilen toprak mezarına kondu. Yaşar Kemal’in babası aslında Van’dan Adana’ya göç etmiş. Van’a da nereden geldiler? Yaşar Kemal aslında nerelidir? Sanat tarihçileri bir gün yazarlar.

Cenaze töreninden sonra Harbiye Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde sanatçı dostlarının muhteşem bir etkinliği oldu. İdil Biret piyano çaldı, Zeynep Oral’ın sunumu ile sanatçılar Yaşar Kemal’in kendi yazdıkları ile Yaşar Kemal’in eserlerinden parçalarla uğurladılar. Cihan Ünal’ın Selçuk Yöntem’in sesi hala kulaklarımda çınlıyor. Yaşar Kemal işçi olarak çalıştığı ilk ücretini aldığında annesi “bu parayı yoksullara ver” diyor!

Yaşar Kemal yoksulun dostu sokaktakinin, garibanın, sokak çocuklarının dostu. Onun ardından yazılacak yazı, onun çağrısı doğrultusunda olmalı diye düşündüm. Neydi onun çağrısı, neyse onun çağrısı, nasılsa onun çağrısı dalga dalga, elden ele yayılmalıydı. İşte “vatanı sevmek taşını, toprağını, ağacını, suyunu da sevmektir” diyen ozanın çağrısı:

“Bugün bu ülkede yaratıcılığımız eksilmişse, vicdanımız vurdumduymaz olmuşsa, şiddet hayatımızın her alanında üstümüze çökmüşse, hiçbir kuruma güvenimiz kalmamışsa, bunlar bir kuşak ömrü süregelen kirli savaşın insanlığımızda açtığı yaralardır.

Her savaş, adı ne olursa olsun, bir yıkımdır, insanların ölüm fermanıdır, üstünde yaşadığımız toprakların, doğamızın ölüm fermanıdır, insanlığımızı çürütür, vicdanımızı çürütür.

İnsanlık, doğamızı korumanın yaşamımızın birinci koşulu olduğu bilincine nasıl varmışsa, dilleri ve kültürleri korumanın da aynı olduğunun bilincine çoktan vardı. İnsanlığın yarattığı insanı insan yapan kültürler hepimizin zenginliğidir.

Coğrafyasından ve çok kültürlü bir toprak olduğundan dolayı çağlar boyu dünya kültürüne kaynaklık etmiş Anadolu, binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir. Böyle bir zenginliği yok etmek, insanların yüreğine kin ve öç tohumlarını ekmek hiçbir ülkeye hayretmez.

Bugün bir umutsuzluk yeli ortalığı kasıp kavuruyor. Ben diyorum ki, bu yaraların sağılması bizim elimizde. Ülkemizin onurunu, ekmeğini, kültür zenginliğini kurtarmak elimizde. Gelin de doğru dürüst bir demokratik düzenin kurulması için aklımızla, yüreğimizle el ele verelim.

Bu bir çağrıdır.

Sözüm sizedir.”

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün