Yenigün
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Rant!

25 Aralık 2019 Çarşamba 10:12 Güncelleme : 25 Aralık 2019 Çarşamba 10:12

Jan Jak Russo "İnsanlar arasında eşitsizliğin kaynağı ve temelleri üzerine" adlı eserinde mülkiyet ve işbölümü konusunda görüşlerini halk diliyle anlatır. 
Başlangıçta eşitlik vardı. Doğal eşitlik!
Eşitlik sonra bozuldu!
Eşitlik nasıl bozuldu? Cevabı korkunç: Uygarlıkla!
Eşitsizliğin ortaya çıkması, kökleşmesi ve kurumsallaşması, geri döndürülemez bir olgu biçimini alması; tabiat halinden medeni-uygar topluma geçişle, aslında vahşi insandan söz ederken uygar insanı anlatan trajik hikayemizle ortaya çıktı. 
Feodalizmden kapitalizme geçiş sürecinin toplumsal-siyasal altüst oluş döneminde yaşayan ve yaşadığı dönemi halk gözü ile felsefi olarak açıklamaya çalışan Jan Jak Russo bu yazının temelini oluşturan görüşleri açmak için şöyle der: 
"Bir toprak parçasının etrafını çitle çevirip 'bu bana aittir'diyebilen buna inanacak kadar saf insanlar bulabilen ilk insan, uygar toplumun gerçek kurucusu olmuştur."
Toprak parçasını çitle çevirdiğinde insan, kötülüğün, bencilliğin, soygunun, ahlaksızlığın, çıkarcılığın ve sömürünün temelini atmıştır.
Oysa ilkel toplum Russo'ya göre : "İnsanların brbirini sömürmediği, eşitsizliğin ve ahlaksızlığın olmadığı bir özgürlük toplumu" dur. 
   *   *   *
Şimdi soru şu: Hangi insanı ve hangi toplumu istiyorsunuz: İlkel insanı ve ilkel toplumu mu; yoksa modern, medeni, uygar insan ve uygarlık toplumunu mu?
Bu soruyu tanımların temelinde yatan anlamı ile şöyle sorduğumu-kendime ve size- de düşünebiliriz: İnsanların birbirini sömürmediği, ahlaksızlığın olmadığı inan ve toplumu mu, yasalar ve uygarlık adı altında ahlaksızlığın olduğu toplumu mu isterim-istersiniz?
   *   *   *
Bu soru ve sorular çok yakıcı. Bizim ve tüm insanlığın binlerce yıldır cevabını aradığı, cevaplar arasında sıkışıp kaldığı, başını bir sağa bir sola çevirdiği, ne yapacağını bilmediği, can yakan sorular!
   *   *   *
Ankara'da eski CHP milletvekili ile CHP'li belediye arasında ikiz gökdelen ve rant tartışması yaşanıyor günlerdir. 
İzmir'de doğal ve tabiat-tarihsel değerli Kadifekale antik bölgesini gölgeleyecek, Konak-Pasaport limanı karşısında, şehrin göbeğinde gökdelen- rant tartışması yaşanıyor günlerdir.
İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Konak Belediyesi de CHP yönetiminde. 
Ankara ve İstanbul için verilecek kararlar CHP'nin bundan sonraki tarihe karşı tavrını, tutumunu belirleyecek. 
CHP sözcüsü yeni dönem için şu sözü söyledi: Müzik değişti, dans da değişecek!
   *   *   *
Türk Dil Kurumu "rant" ı şöyle tanımlıyor: "Getirim"
Cümle içinde kullanıyor, sevgili Aydın Boysan'dan alıntıyla: "Fırlayan arsa rantları, oy ticareti hissesi olarak paylaşıldı"
İktisatçılar rantın tanımını "doğanın getirisi" olarak yaparlar. Başka bir tanımla, daha dürüstçe olanı; rant, hiç emek harcamadan elde edilen kazanımdır!

   *   *   *
Türkiye uzun zamandır bu yol ayrımındaydı. Üretken ekonomi mi, rant ekonomisi mi?
   *   *   *
Sevgili okuyucularım. Bu soruların cevaplarını çok iyi biliyorsunuz. Bu sorular ve cevapları turnusol kağıdıdır. İyotu açığa çıkarır. 
Kim iyot kim değil anlamanız için kent yöneticilerinin açıklamalarına bakın; rantiyecileri ve emekçileri hemen anlarsınız!
Daha somuta, daha ayrıntıya gireyim mi?
Son 15 yılda sadece İstanbul'a mı ihanet edildi? Ankara'ya, İzmir'e, Antalya'ya, Bursa'ya vs. ihanet edilmedi mi?
İstanbul ana caddelerinde, İzmir'e gökdelen ve konut yatırımı için İzmir Belediyesi'nin duvarlara, bilbordlara verdiği ilanları görmedik mi?
Belediye gökdelen pazarlamacısı mıydı?
Bir köşe yazısına sığmayacak soru ve cevapları devam ettirelim mi?

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün