;
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Muharrem İnce, Saadet öğretmen ve İzmir

2 Nisan 2017 Pazar 07:52 Güncelleme : 2 Nisan 2017 Pazar 07:52

Muharrem İnce Perşembe günü, yani üç aylara girdiğimiz ilk Perşembe'yi Cuma'ya bağlayan Regaip’te İzmir Cumhuriyet Meydanı'nda İzmirlilerle hayır için buluştu.

Muharrem İnce, şu anda CHP milletvekili. Başka bir siyasi rütbesi yok. Sade bir CHP üyesi gibi kasaba kasaba dolaşıp referandumda hayır istiyor.

Ben de Atatürk’ün "Ordular İlk Hedefiniz Akdenizdir. İleri!" komutunu simgeleyen at üstündeki parmağını denize uzatmış heykelin bulunduğu meydanda Muharrem İnce’yi, kalabalığı, konuşmaları, halkın yüzündeki manayı takip etmeye çalıştım.

Meydanda orta yaş ve üstü çoğunluk emekli, kasketli insanlar vardı. Hatırlıyorum, yıllar önce yine İzmir’de aynı gün iki miting vardı. Biri rahmetli Bülent Ecevit’in, diğer rahmetli Erdal İnönü’nün mitingi. Ecevit’in mitingi Konak’ta, saat kulesinin etrafındaydı, o zamanlar valiliğin önünden trafik işlerdi. İnönü’nün mitingi Cumhuriyet Meydanı'ndaydı. Ecevit’in mitinginde kalabalık azdı ama çoğunluğu emekliler ve kasketlilerdi. İnönü’nün mitingindeki insanlar kravatlı, orta yaş ve gençlerdi. Daha sonraları o kasketlilerin dipten gelen dalga halinde Ecevit’i başbakanlığa taşıdıklarına hep birlikte şahit olduk. Muharrem İnce’nin mitingini izlerken bu anekdot aklıma geldi. Meydana gelen insanlar taşıma değildi.

* * *

Muharrem İnce konuşmasında babasının kamyoncu esnafı olduğunu söyleyince kendisini biraz daha yakından tanıyayım istedim. Çok ilginç, yıllardır siyasetin içinde ve ekranlarda olduğu için ben kendisini yaşlı zannediyordum ama benden gençmiş. İnce, Yalova doğumlu ama anne Rizeli. Baba ise suyun öte yanından, Selanikli. Tabii kökü de çoğu Selaniklinin olduğu gibi Karaman’a dayanıyor.

Ve Muharrem İnce için son notum, mesleği öğretmen. Evet İnce, öğretmenliğini siyasetle birleştirmiş, tane tane, heyecanlı bir şekilde anayasa değişikliklerinin ne getirip ne götüreceğini, örneklerle neden hayır demek gerektiğini anlatıyor.

* * *

Dün haber merkezlerine güzel bir haber düştü: İzmirli Saadet öğretmen Amerika Devlet Başkanı'nın eşi Melanie Trump’un elinden Uluslararası Cesur Kadınlar Ödülü'nü aldı.

Saadet Özkan İzmir’in Menderes ilçesinde öğretmenlik yaparken vekil müdürün çocuklara cinsel istismarını ortaya çıkarıp çocukları kurtarmak için kişisel olarak her türlü engellemelere karşın kişisel çaba harcaması ile takdir toplayıp gündeme gelmişti. Sonrasında Saadet öğretmeni siyaseten bir belediyeye almaya çalıştılar ama olmadı. İyi ki de olmadı. Çünkü Saadet öğretmen Amerika’da ödül alırken bunu şöyle açıkladı: Çocuklar siyaset üstü, herkes bunu anlasın. Bu olayı siyasallaştırmadan devam ettim. 'Çocuklar herkesin o yüzden birlik ve beraberlik içinde olmak zorundayız' dedim. STK'lerin hepsinden destek istedim. Hepimiz biraradaydık. Mahkeme süreçlerini doldurmamız lazım, çocukların yanında olmamız lazım. Aileler yalnız, aileler utanıyor ve çekiniyorlar. Utanması gereken varsa suçlu olmalı. Bizler bir arada ailelerle birlikte olmalıyız. Rehabilitasyonu sağlamalıyız. Rehabilite edilmemiş her çocuk tehlikede. İşte bunu değiştirirsek, değişimi başlatırız ve çocuklar rahat nefes alır."

* * *

Şimdi yazacağım ima değil, referandumla ilgili değil. Kadınların istismara ve tecavüze karşı çok güzel ve net bir sloganı var: Hayır, hayır demektir!

Saadet öğretmen çocuk istismarına karşı önceleri tek başına siyaset üstü hayır diyerek mücadele etti. Cesur bir kadındı. Bir hafta daha Amerika’da toplantılara katılacak. Toplumda “sana ne, sana mı kaldı mücadele etmek, sen karışma” gibi umut kırıcı söylemlerin yaygın olduğu bir ortamda Saadet öğretmenin mücadelesi gerçekten takdirlik.

* * *

İki öğretmenden İzmir’den iki anekdot sundum. İnanın siyaset üstü. Evet de bizim, hayır da bizim. Biz şimdi 16 Nisan sonrasının sağduyusunu konuşmalıyız. Bir an önce gerçek gündemimize dönmeliyiz.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün