Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Kovboy filmleri ve Karadeniz fıkraları…

9 Ekim 2019 Çarşamba 09:51 Güncelleme : 9 Ekim 2019 Çarşamba 09:51

Kızılderililerin tanımı ile Washington'daki büyük şef Donald Trump dün bize şöyle demiş dumanla haberleşme tekniği ile, yani bugünkü adıyla tivitırla. 
“Daha önce önemle belirttiğim gibi yine tekrar ediyorum. Eğer Türkiye eşsiz bilgeliğim içinde sınırları aşma olarak değerlendireceğim bir şey yaparsa daha önce yaptığım gibi Türkiye ekonomisini mahvedip yok edeceğim.” 
Washington’daki büyük şefe sözlerini aynen iade ediyorum! Bizi kimse tehdit edemez, tehdit eden tarihte olduğu gibi yine cevabını alır!
                       *   *   *
Biz bu filmi daha önce çok gördük. Boşuna yaşanmadı o yıllar; yıllar önce Türk devrimci gençliği Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi diye Yanki Go Home diye onları İzmir körfezinde, İstanbul Boğazı'nda denize döktü. Amerika aynı filmi sahneye koyuyorsa kendi bilir. Felsefede bilge ne diyor: Aynı suda iki kere yıkanmaz!
              *   *   *
Biz bu filmi daha önce gördük, dedim ya aklıma bir Karadeniz fıkrası geldi: 
Temel ve Dursun sinemada yan yana oturmuş, bir kovboy filmi seyretmektedirler. Filmin en heyecanlı yerlerinden birinde, kovboy kayanın arkasına gizlenmiş, gelen Kızılderilileri tuzak kurar. Tam bu sırada Dursun, Temele dönerek:
-Uyy Temel uşağum, ha pu Kızılderililer yine tuzağa düşecek.
Temel- Nerden biliyorsun da! Belki bu sefer düşmezler!
Ve filmde Dursun’un dediği olur, Kızılderililer tuzağa düşer.
- Uyyy ula Temel şu pizum uşaklara- Kızılderililere her gün film izlerken sesleniyorum kayanın ardında silahlı kovboy var diye ama beni dinlemiyorlar ve her defasında tuzağa düşüyorlar.!
Dursun bir itirafta bulunur:
-Ula Temel ben bu filmu daha önce seyretmişidum.
Temel'in aklı ermemiştir bu işe:
- Ula Tursun ben de seyretmişidum ama Kızılderililerin ayni hatayı bir daha yapacağını nerden bileyum!
   *   *   *
Madem yaşananları Kızılderili-Amerikan kovboyu filmine benzettik, devam edelim, bilge Kızılderililerin sözlerinden bir buket sunalım: 
“Bir düşman çok, yüz dost azdır.”
“Verdikleri sözlerin sadece birini tuttu, çatal dilli soluk yüzlü beyaz adam. Topraklarınızı alacağız dedi ve aldı!”
 *   *   *
Kızılderili şef Setıl, Amerikan başkanına cevap mektubu yazar. 
“Washington'daki büyük şef topraklarımızı almak konusunda mektup göndermiş. Büyük şef aynı zamanda dostluk ve iyi niyet mesajı da göndermiş! Bu çok nazik bir hareket! Çünkü karşılık olarak bizim dostluğumuza çok az ihtiyacı var. Ama biz teklifini düşüneceğiz. Çünkü biliyoruz ki eğer satmazsak beyaz adam silahlarıyla gelip toprağımız alabilir.”
  *   *   *
Ben Kızılderili şef değilim. Ama izlediğim filmden, hayattan dersler çıkarmasını bilirim. 90’lı yıllarda Amerika’nın Irak’a işgali Türkiye’de ve dünyada çok tepki çekmiş ve “Savaşa Hayır” sesleri çok çıkmıştı. Amerika şimdi yok Baba Buş, yok oğul Buş, yok Klintın, yok Obama, yok Tramp adı altında duruma göre değişen ama esas amacı değişmeyen taktiklerle ilerliyor.
Artık at pazarlığı da yapmıyor. Ben savaştan önce Suriye’ye gittiğimde, daha önce de yazdım, “Amerika gelsin bizi kurtarsın” diyorlardı. Ben de “Ama Irak’ın halini görmüyor musunuz?” diye sorduğumda “başka türlü kurtulamayız” diye cevap veriyorlardı. Emperyalizmin ne zaman özgürlük ve demokrasi getirdiğini bana biri söylesin, emperyalizm kan ve gözyaşından başka bir şey getirmez!
Ben Kızılderili şef değilim, ama pekala Washington’daki büyük şefin tivitırına karşı sözümü söylerim: O sözleri sana aynen iade ediyorum!  

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün