Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

İzmir basını ve yerel iktidar ilişkisi-2-fikri takip

27 Ekim 2017 Cuma 09:43 Güncelleme : 27 Ekim 2017 Cuma 09:43

İzmir basını ve yerel iktidar ilişkisi-2-fikri takip

 

Önceki gün yayınlanan hem genel-teorik-hem de özel-pratik- anlamda basın ve iktidar ilişkisini sorgulayan yazımın daha mürekkebi kurumadan yeni gelişmeler oldu.

Ne tesadüftür ki benim yazımın henüz bilgisayarda yazıldığı dakikalarda CHP İlde toplantı yapılıyor ve yazımın içeriğine denk gelen konuşmalar yapılıyor. CHP ildeki toplantıdan ve içeriğinden henüz haberim yokken şunları yazmıştım:

“CHP İzmir yerelinde basının eleştirilerine kulak kapatıyorsa hiç olmazsa kendi içinde eleştiri-özeleştiri mekanizmasını kurmalı. Aksi halde gerek CHP İzmir ilde gerek CHP’li belediyelerde her şey çok mükemmel işliyor zannedilecek ki, bu hiç de doğru değil.”

Şimdi de toplantıda konuşulanları yazayım.  CHP İzmir il yönetim toplantısının konusu sıcak gündem olan Bayındır belediyesi mülkiyetinde olan köy arazisinin CHP Parti Meclisi üyesinin oğlunun şirketine satılmasının basın üzerinden tartışılıp tartışılmayacağı.

Yani konunun özü değil de basın tartışılıyor. 

Ve daha ilginci il yönetim kurulu “Bu meselenin basın ve sosyal medyada tartışılmaması" yönünde görüş birliğine varıyor.

Tabii bir tüzel kişilik her şeyini ortaya dökmek zorunda değil. Her konuyu basın önünde konuşmak zorunda değil. Ama artık kamuoyuna mal olmuş bir konuda basından bazı şeylerin gizlenmeye çalışılması da doğru değil.

Nitekim toplantıda çok onurluca bir duruşla yıllardır çizgisini tanıdığım ve çok saygı duyduğum Yücel Özen, İl Eğitim Sekreterliği'nden istifa ediyor.

Yücel Özen Bayındır konusunu incelemek, araştırmak üzere görevlendiriliyor ve yönetime rapor veriyor. Ama yönetim Özen’in arkasında durmuyor.

 

Yine benim önceki günkü yazıma dönersek daha öncesinden Yücel Özen’le konuşmadığım halde aynı şeyleri düşünmüşüz. Özen, Bayındır konusunu çözmek için Aziz Kocaoğlu’nu öneriyor. İki gün önce şöyle yazmışım:

“Görevde olduğu 14 yılda bir santimetre kamu toprağı satmayan ve haklı olarak bununla övünen sayın Aziz Kocaoğlu bu konuya el atmalıdır!

Bayındır’da seçim gecesi sabahlara kadar bekleyip, sonuç alınınca ancak ertesi gün İzmir’e gelen Kocaoğlu, bu emeğiyle herhalde arazi satışına el koyma hakkını kullanırsa kimse bir şey diyemez!”

Son dakika bir gelişme oldu. Atilla Sertel bir mesaj paylaştı. Önce konuya o müdahil olmuş zannettim ama meğer CHP Parti Meclisi üyesinin açıklamasını paylaşmış.

Bayındır’da köy arazisini alan şirketin sahibinin babası olan-aslında eski sahibi- satışın iptali için dava açacakmış!

Eğer haklı iseler neden böyle bir yola başvuruyorlar. Yanlışsa yanlıştan dönüyorlar. Dava açmadan da tek taraflı irade beyanlarıyla aynı şeyi yapabilirler. Dava sonucu olumsuz çıkarsa ne olacak? Basın ve kamuoyu oyalanmış olacak. Böyle yollara tevessül edilmemeli.

Demek ki hem kendi ilkeleri, hem de basının kendi koydukları ilkelere sahip çıkmaları anlamındaki muhalefeti, böyle bir tavır almaya yöneltti.

Yaşasın basın!

Gördünüz mü, yerel basının gücünü!

Parti kurallarını basın koymadı. Parti kendisi koydu, dedi ki köy malları satılmayacak!

Hem kuralı koy, hem kuralı- gerekçesi ne olursa olsun, haklı veya haksız- çiğne.

Olmazdı ve olmadı.

Son söz yerine: Basından gizlemek ve basınla kavga yerine evrensel basın ilkeleri çerçevesinde iyi iletişim herkesin çıkarınadır.

İzmir basını ve yerel iktidar ilişkisi üzerine bütün gazeteci arkadaşlarımı ve yerel yöneticileri düşünmeye davet ediyorum.

 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün