Yenigün
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

İğne, iplik, düğme!

8 Temmuz 2020 Çarşamba 01:10 Güncelleme : 8 Temmuz 2020 Çarşamba 01:10

Yargının kurucu unsuru avukatların cübbelerinde düğme yoktur!

Hindistan sinemasının ünlü simaları Anuşka Şarma ve Varun Dhavan’ın oynadığı “iğne iplik” filminde geleneksel değerlerle yaşayan bir emekçi ailenin terzilik geçmişini yeniden dirilterek var olma ve ekonomik sosyal sorunlarını aşmaları konu alıyordu. Filmin müziklerinden birinde “iplik, iğnenin ardından gider” nakaratı ile dikişin ritmi vurgulanıyordu.

İğne ve iplik emeği simgeliyordu!

Geçen hafta avukatlar, Meclis'te görüşülen ve baroları bölen çoklu baro sistemi getiren kanunu ele alan komisyona “iğne-iplik-düğme” gönderdiler.

İğne iplik emeği simgeliyordu, düğme ise hukuka ve emeğe konulan engelleri!

Avukatlık, savcılık ve hakimlik cübbelerinde düğme yoktur! Düğmesiz cübbe hukukun bağımsızlığını, tarafsızlığını simgeler.

                      *   *   *

Baroları bölen yasa hakkında Türkiye Barolar Birliği’nin sitesinde şöyle bir yazı duruyor:

“Yargı devletin üç kuvvetinden biridir; hiçbir şekilde siyasallaşma aracı olamaz. Savunma da yargının eşit kurucu unsurudur. Savunmayı yargıdan dışlayan hiçbir anlayış, yaklaşım ve uygulama kabul edilemez.

Herkes bilmelidir ki; Türkiye Barolar Birliği, barolar ve avukatlar hukukun üstünlüğünü sağlama ve hukuk devletine yönelik her ihlal girişimine karşı hukukçu kimliğiyle direnme azim ve kararlılığındadır. Kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

Türkiye Barolar Birliği'nin başkanının bu açıklamanın gereklerini yerine getirmediğine dair kamuoyunda yoğun eleştiriler olmasına karşın birlik yönetim kurulunun açıklamasının hala birlik internet sitesinde durması ve sonraki gelişmelere dair bir şey olmaması düşündürücü!

Baroları bölen yasa komisyondan geçti ve şimdi Meclis gündeminde.

                       *   *   *

Avukatların sorunları büyük. Bu yasadan önce avukatların sorunlarını çözecek düzenlemeler olmalıydı. Geçen hafta “Savunmayı savunmak kimin görevi? “ diye sormuştum. O kadar çok ve güzel geri dönüşüm aldım ki, savunmanın savunmasız olmadığını gördüm!

Herkes savunmayı savunmak zorundaydı, başka türlüsü düşünülemezdi. Herkese bir gün avukat lazım olabilirdi. “Avukatımı istiyorum!” sözü herkesin ezberlediği hukuk devletinin güvencesi, haklarına sahip bilinçli vatandaşın sözüydü.

                     *   *   *

Koronavirüs salgını ile mücadele süreci şunu gösterdi: Sağlık ticarileştirilemez!

Sağlık sistemi ticarileşen ülkelerle sağlığı temel insan hakkı gören ülkeler arasındaki salgınla mücadele, salgının seyri ve salgında ölenlerin durumuna bakıldığında ticaret anlayışının sınıfta kaldığını gördük.

Sağlık gibi eğitim ve hukuk da ticarileştirilemez! Hukuk ticarileştirilirse hukukun üstünlüğü nasıl sağlanacak? Bizim adliyelerimizde “Adalet mülkün temeli” yazıyor, “mülk adaletin temeli” yazmıyor.

Avukat ticari kazanç sağlamıyor, hukuk hizmeti karşılığı emeğinin hakkını alıyor.

Çoklu baro sisteminde yasa komisyondan geçse de henüz meclisten geçmeden Ankara’da paralel baro isim başvurusu yapılması çok düşündürücüdür?!

Umarım henüz geç olmadan aklıselim hakim olur da sonradan yanıldık, pişmanız demeye gerek kalmadan bu yasa indiği rafa bir daha inmemek üzere tekrar kaldırılır.

                               *   *   *

Cübbelere dikilmek istenen düğme ile emeğin ve hukukun önü iliklenmeye çalışılıyor.

Şunu unutmayalım, Avrupa’nın bir çok ülkesinde mahkeme kararlarında “Kral adına” diye yazar. Türkiye’de ise “Türk milleti adına” karar vermeye yetkili mahkeme yazar!

Lütfen milletin önünü iliklemeyin, ilikletmeyin!

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün