Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Göbeklitepe'nin sırları!

29 Mayıs 2019 Çarşamba 07:00 Güncelleme : 29 Mayıs 2019 Çarşamba 07:00

2019 yılı Kültür Bakanlığınca Göbeklitepe yılı ilan edildi. Göbeklitepe önce Alman bilim insanlarınca sonra dünyaca insanlığın tarihteki ilk ibadet yeri olarak açıklandı.

Urfa’nın 20 kilometre uzağında bir köylü tarlasını sürerken oymalı bir taşa rastladı. Mahmut Kılıç adlı bu köylü vatandaş büyük bir tarihsel sorumlulukla taşı Urfa müzesine götürdü. 

12 yıl sonra Urfa Müzesi burada kazı çalışmaları başlattı. Veee her zaman olduğu, Türkiye’nin diğer yörelerinde olduğu gibi Alman’lar devreye girdi. 1995 yılında Alman arkeolog Klaus Şimidt bilimsel danışmanlığa başladı. 2007 yılında da ölene kadar kazı başkanı olarak bugünkü Unesco kültür mirası listesine giren ve dünya bilim insanlarını hala tartıştıran Göbeklitepe’nin kazı başkanı oldu.

*   *   *

Ben gazeteci televizyoncu olarak Göbeklitepe ile 1995 yılında tanıştım. Henüz yerli basın ve uluslararası basın ilgi duymuyordu buraya. Göbeklitepe yakınında öğretmen yeğenimin köyüne gittiğimde köyün içinden geçen derede eniştemin çocukluğunda tarihi paralar bulup bunu Urfa’da müzeye götürdüklerini öğrendim. Derenin kaynağının geldiği yerdeki tepeye çıkalım dedim. Kıvrıla kıvrıla tepedeki ağaca doğru çıkarken beyaz bir at dönemeçte çıplak gövdesi ve rüzgarda yerlere kadar savrulan beyaz yelesi ile karşımıza çıktı ve diğer dönemeçte gözden kayboldu. Birden elinde asası, ak sakallı, ak fistanlı biri belirdi kayanın başında, ovaya bakan.

Yanında durduk ve enişte kendi dilince konuştu bu ermişle. Sonradan adının Mahmut Kılıç olduğunu öğrendiğimiz bu ak sakallı kişi dili döndüğünce tepeyi, su sarnıçlarını ve çakmaktaşı ocağını anlattı. 

Tepeye vardık. Sunak olarak kullanılan oyukları gördük, küçük bez parçaları bağlanmış adak ağacınının serin gölgesinde oturup Harran ovasının karpuzunu yedik. 

Buğday başaklarını yere serip döven altında samanla danelerini ayırmaya yarayan çakmaktaşı ocağını gördüğümde burasının taş devrine kadar uzanan bir tarihi yer olduğunu hemen anladım. Bunu anlamak için adınızın önünde prof, doç falan yazmasına gerek yoktu.

Urfa müzesine gidip yetkililerle görüşmek istedim ama herkes tatildeydi ve bir görevli yakında buraya alman arkeologların geleceğini söyledi.

Daha sonra da Der Şipigel Alman dergisinde manşet haberi gördüm: Göbeklitepe 10 bin yıllığa tekabül ediyordu ve insanlığın tarihini değiştiriyordu. Şimdiye kadar insanlık avcılık ve toplayıcılıktan tarıma, yerleşik hayata geçmişti ama bu yeni teoriye göre insanlık ibadet için yerleşik hayata geçmişti ilk olarak.

Çünkü Göbeklitepe bir ibadet yeriydi?!

Tarihteki en eski yapıydı. Daha önce dünyada bulunan yapılardan, örneğin en eski tapınak 5 bin yıllık Malta’da bulunuyordu. İngiltere’deki Stonehegen’den 7 bin yıl, Mısır piramitlerinden ise 7 bin 5 yüz yıl daha yaşlı idi bu Göbeklitepe.

Peki bu doğru muydu? 

Bilim insanı dediğine doğrudur diye bir ön yargımız var. 

Ama bilim insanının söylediği sorgulanmaz diye de bir kural yok. 

Tarihin ilk ibadet yeri ve insanlık yerleşik hayata din ile, tapınma ile başladı teorisi henüz ispatlanmamış bir teoridir. Yerleşik hayattan sonra inanış ve tapınma ritüellerinin başladığı teorisini çürütecek bir sınıfsal tarih tezi henüz oluşturulmadı.

Bir alıntı yapayım ve yazımı noktalayayım ama daha sonra diğer yazılarımda bu konuya devam edeyim. Güneydoğu meselesi, Doğu Akdeniz meselesi ve İsrail, Amerika ve İngiltere’nin buralara sığınağını bir de bu gözle görmeye çalışalım diğer yazılarımızda. 

“Batı, hızla gelişen arkeolojiyi kullanarak Doğu’yu ‘mülksüzleştirmeye’ ve ‘köksüzleştirmeye’ çalışıyordu. Batı, Doğu topraklarında ele geçirdiği tarihi eserlere sahip çıkarak aslında o topraklara da sahip çıkıyor, böylece sömürgeci hedeflerine ulaşmak için ‘sözde tarihi gerekçeler’ hazırlamış oluyordu.”(Atatürk ve Türklerin saklı Tarihi-Sinan Meydan)

(Devam edecek)

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün