Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Gerçek zenginliğimiz gerçek gücümüz!

26 Ağustos 2020 Çarşamba 09:52 Güncelleme : 26 Ağustos 2020 Çarşamba 09:52

Zonguldak Ereğli açıklarında Karadeniz’de bulunan doğal gaz rezervi bizi sevince boğdu. İlkokuldan beri öğrendiğimiz bir şey vardı; Türkiye’de zengin petrol kuyuları var ama petrol çıkarılmıyor! Neden çıkarılmıyor, hemen sınırımızda Irak ve Suriye’de, İran’da petrol varsa Türkiye’de neden olmasın? 
Sonraki yıllarda petrol çıkan ülkelerin halkları ve ekonomilerini yakından öğrenince “aman petrol olmasa da olur” demiştim. Çünkü petrol çıkaran ülkelerin şeyhleri ve bir avuç azınlık dışında halkı aynı zenginlikten nasibini almıyordu. Petrol çıkaran ülkelerde demokrasi ve insan hakları yoktu. Petrol zenginiydiler ama demokrasi fakiriydiler.
Ev taşırken çatı katında bir sandıkta eski kitap ve dergiler bulmuştum. Dergilerden biri 1930’lu yıllara aitti. Dergi kapağında Türkiye haritası üzerinde farklı bölgelerde bez torbalar, her torbanın üzerinde bir maden adı ve altında şöyle bir yazı: Zengin toprakların fakir bekçileriyiz!
Türkiye’de altın, gümüş, demir, bakır, uranyum, titanyum, bor, petrol, vs. yeraltı zenginliklerimiz çok fazla olduğu gösteriliyordu. Neden bu zenginliklerimizi kullanmıyorduk?
Cumhuriyeti kuranlar önce bağımsızlık dediler. Bağımsızlıkla birlikte Cumhuriyet ve sanayileşerek ekonomik kalkınmayı öngördüler, çağdaş medeniyet diye hedef koydular.
Bu bilgileri birleştirince şu söylem bana inandırıcı gelmeye başladı: Eğer bizde de yüz yıl önce petrol vs. çıkarılsaydı sanayileşme ve kalkınma olmazdı!
Bizim her şeyden önce çalışmaya ihtiyacımız vardı. Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda dünyada emperyalizm ve sosyalizm iki kutupluydu. Türkiye karma ekonomiyi seçti ve büyük yatırımları devlet yaparken teşvikle burjuva yaratılmaya çalışıldı. 
Bu ekonomik sistem halen devam ediyor. Devlet eliyle zengin yaratma sistemi bizde gerçek burjuvaziyi doğurmadı. Gerçek burjuvazi gerçek burjuva demokrasisi talep ederdi ama devletçilikle özelcilik çatışma halinde süregeldi.
İçinde bulunduğumuz aşamada enerji kaynaklarına ihtiyaç ortada. Rüzgar enerjisi, jeotermal enerji, nükleer enerji, hidro elektrik enerjisi, ve petrol enerjisi alternatif enerji kaynakları ile çoklu sisteme geçiş aşamasındayız. 
Sanayileşmeyle birlikte enerjide de dışa bağımlılıktan çıkarsak sanayileşmede de dışa bağımlılıktan çıkarız. Şüphesiz artık dünya kapitalizmi kimin kime bağımlı olduğunu, karşılıklı bağımlılığın ne olduğunu, sistem entegrasyonunun ne olduğunu sorgulatıyor. Yine de dünyadaki serbest piyasacı, neo liberal ekonomik- neo sosyal sistemlerin bitişi ve çöküşü konuşulurken koronavirüs salgını ile dünya çapında mücadelede hangi devletin ve hangi sistemin başarılı olduğu tartışılıyor. 
Koronavirüs nedeniyle evlere kapandığımız günlerde hemen herkes “gerçek zenginliğimiz, gerçek gücümüz” nedir diye kendi kendine sordu? Sevgi ve dayanışma cevabı doğru bir cevaptı. Sevgi ve dayanışmanın bireysel değil de toplumsal olgu olduğu durum daha da güzeldi. 
Gerçek zenginliğimiz ve gerçek gücümüz nedir? diye herkes kendine sorsa ne çok güzel cevap alırız. Ülke olarak söylemek gerekirse ekonomik zenginliklerle beraber demokrasi ve insan haklarının, hayvan haklarının, doğa haklarının da birer zenginlik olduğunun farkına varırsak farkına varmanın da bir zenginlik olduğunun farkına varırız!
Dünya geneline bakarsak, dünyanın bir köşesinde aç bir insan yaşarken biz nasıl zenginliğimizden bahsedebiliriz? 
Birey, toplum, ülke ve dünyayı bir bütün ele aldığımızda gerçek zenginliğimizi keşfederiz. 
Karadenizde bulduğumuz bu doğalgaz zenginliğini topluma yayma, toplum faydasına kullanma anlayışı ile çok daha zenginleşiriz. Toplumcu olursak gerçek gücümüzün de farkına varmış oluruz. 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün