Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Enseyi karartmayalım!

26 Ekim 2015 Pazartesi 00:00 Güncelleme : 26 Ekim 2015 Pazartesi 00:00

Sevgili üstadımız Çetin Altan demokrasiyi göremeden aramızdan ayrıldı.

Bu yazıya giriş cümlesi başlıktaki Çetin Altan’ı simgeleyen “enseyi karartmayalım” sözü ile hayli çelişkili. Peki çelişkiyi nasıl izah edeceğiz şimdi koskoca Çetin Altan ustaya.

* * *

Çetin Altan’ın yaşamı ülkemize demokrasi, fikir özgürlüğü, ifade özgürlüğü, yaşam özgürlüğü gelmesi için mücadelelerle geçti.

Uğruna mücadele edilen şey, her neyse zaten ulaşılmaz olandır, kavuşulmaz olandır, görülmez olandır.

Uğruna bir ömür harcanan şey zaten ulaşıldığında uzaklaşan şeydir.

Demokrasi, özgürlük sonsuz bir şeydir.

* * *

Somut olan, ulaşılan, görülen şey mücadeledir.

Mücadele müşahhastır!

Mücerret ulaşılmaz olandır, görülmeyendir.

Biz de demokrasiyi göremeden gideceğiz bu fani dünyadan!

* * *

Herkes bir anısı ile anıyor sevgili ustamız Çetin Altan’ı, dünyanın en uzun süre ve en çok köşe yazısı yazan yazarını, ben de ufak bir anıyla renklendireyim.

Flash TV’de o yıllarda “Ayrıntılar” adlı bir program yapıyorum. Bir gece benim için dev bir çınar olan Çetin Altan’ı davet ettim programa. Kabul edip etmeyeceğini, gelip gelmeyeceğini bilemeden. Gençlik cesareti işte.

Geldi. Öyle güzel söyleştik ki, zamanın nasıl geçtiğini anlamadan program bitti. Valla o zaman reyting ölçen aletler var mıydı bilmiyorum ama hayli ses ve yankı getirmiştik.

Haydi bir program daha.

Allaaah, Cağaloğlu, Babıali yıkılıyor. Beni yolda gören gazeteci büyüklerimiz, eski kulağı kesikler şunu niye sormadın, şunu da sorsaydın ya, bir dahakine şöyle yap, sıkıştır biraz, altta kalma vs. beni nasıl gönendiriyorlar bir bilseniz.

Ben o coşkuyla, haydi bir program daha… der demez koca usta Çetin Altan:

“Birolcum söyle o patronuna versin parayı her hafta düzenli program yapalım senle.” dedi.

Ve benim romantik gerçekçiliğim yerini birden parasal gerçekçiliğe bıraktı.

Öyle ya bunca hayatını yazı ile kazanmış, kalem ile kazanmış, telif ile evini geçindirmiş, çocuklarını okutmuş bir usta bana ve gazeteci-televizyonculara çok iyi bir ders-nasihat veriyordu aslında!

Emeğine sahip çık, diyordu.

* * *

Çetin Altan bir kişinin söylediklerinden, yazdıklarından, yaptıklarından önce nasıl geçindiğine bak, diyordu.

Rant ile mi geçiniyor, faiz ile mi geçiniyor, sırtını devlete mi dayamış, dışarıya mı dayamış, yoksa safi emeği ile mi geçiniyor?

İnsanın nasıl geçindiği düşüncelerini ele veriyor.

* * *

Çetin Altan usta bilge tavrıyla tarihten gelen birikimin toplumu varılması gereken o güzel geleceğe taşıyacağına inanıyordu. O yüzden günlük ekonomik ve siyasi gelişmeleri tarihsel açıdan yorumluyor, anlık olayları tarihsel yolculuğa gidenler ve gitmeyenler diye ayırarak değerlendiriyordu.

Tarihsel yolculuğa çıkan anlık gelişmeler, ekonomik gelişmeler belki anlık çelişkilerle dolu olabilirdi ama nihayetinde o tarihi yolculukta o yollar aşılacaktı.

Belki şunun gibi izah edilebilirdi. Hani köleci toplumdan sonra doğrudan kapitalist topluma evrilmedi dünya, arada feodal toplumu yaşadı. Feodal toplumdan da doğrudan sosyalist topluma geçiş olmazdı ve tarihsel materyalizmin-özdekçi diyalektiğin zorunlu neticesi olarak kapitalizmin-emperyalizmin dibine kadar yaşanması gerekiyordu.

* * *

Çetin Altan usta toplumların tarihsel yolculuğunun sonunda “Happy End” mutlu son olacağını bildiğinden “enseyi karartmayalım” derdi.

Eh biz de bugünlere bakarak karamsarlığa düşeceğimize ustamıza uyalım ve demokrasi mücadelesinde enseyi karartmayalım!

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün