Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Emperyalizme karşı kurulan Cumhuriyet!

30 Ekim 2019 Çarşamba 10:14 Güncelleme : 30 Ekim 2019 Çarşamba 10:14

Cumhuriyet tarihçisi yazar Sinan Meydan Sözcü gazetesindeki yazısında “Emperyalizme rağmen kurulan Cumhuriyet” konusunu işledi.
Cumhuriyetimizin 96’ncı yılını kutlarken 100’üncü yıl ve nice yüzyıllar hedeflenirken 100 yıl önceki tartışmaların hâlâ devam etmesi düşündürücüydü.
Sinan Meydan “Bizim Cumhuriyetimiz emperyalizme karşı verilen bağımsızlık savaşı sonunda emperyalizme rağmen kurulan bir Cumhuriyettir” diyor.
Cumhuriyetin Egemenlik konusunu, sadece saraya- sultana karşı değil emperyalizme karşı da olduğu yönüyle işliyor.
Bilimsel tarih tezi olarak dünyanın kabul ettiği, etmesi gerektiği gerçeklik budur. Cumhuriyetimiz emperyalist işgale karşı mücadelenin içinden, emperyalizme karşı olan bütün kesimlerin birlikteliğinden doğmuştur.
                          *   *   *
Ben de şöyle bir soruyla katkıda bulunayım: Saray-sultan olmasaydı, emperyalizm olmasaydı, toplumun evrimi, gelişmesi bizi yine Cumhuriyete götürür müydü? Cumhuriyet illa bir karşıtlığın üzerine mi inşa edilmeliydi?
                  *   *   *
Bilimsel tarih anlatımının yolunu izlersek Anadolu’yu istiklale, bağımsızlığa, cumhuriyete ve olasıdır ki demokrasiye götürecek-götüren yolu da kavramış oluruz.
 
Tarih bazı kesişim noktalarında bazı toplumlara çağlar ötesine uzanan görevler yükler. O toplum, ya o görevi yerine getirir ve tarih sahnesindeki yerini alır, ya da tarihin ona verdiği görevi anlamaz ve es geçer. Türkler tarihin kendilerine yüklediği sorumluluğu engin deneyimleri ile kavradılar ve o görevi layıkıyla yerine getirip bütün mazlum milletlere olumlu örnek oldular.
                  *   *   *
1914 yılında başlayan 1’inci Dünya savaşı nereye evrilecekti? Savaş nasıl bitecekti?
Savaş 1918 yılında bitti ama bitmeden henüz dünya sahnesine yeni bir toplum doğurdu: 1917 yılında Rusya’da Çar İmparatorluğu-hanedanlığı yıkıldı, yerine Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kuruldu.
Bu, dünyada yepyeni bir şeydi. Sovyetler de nereden çıkmıştı? Dünyayı aralarında paylaşmak için savaşan emperyalistler ummadıkları bir şeyle karşılaştılar. Eski- köhnemiş-kokuşmuş ve çağ atığı rejimlerden kurtulmak isteyen, savaşlardan bıkan insanlar ve toplumlar savaşsız sömürüsüz bir sitem istiyorlardı ve bunu da ilk kez geniş bir coğrafyada, Rusya’da hayata geçirmişlerdi. Rusya ise tarihin bir cilvesi olarak Türkiye sınırındaydı. Karadeniz komşuluğu, doğuda da Gürcistan’la kara komşuluğu ile devam ediyordu. 1917 yılının sosyalizm dalgası dünyaya yayılırken Anadolu’yu da etkisi altına aldı.
İzmir’de İngiliz emperyalizminin planı dahilinde Anadolu’ya işgale gelen Yunan ordularına ilk kurşunu atan gazeteci Hasan Tahsin, bir sosyalist gençti.
Yunan ordusunda zorla İzmir’e çıkarılan genç Yunan askerler “Biz kardeşimiz Türklere silah sıkmayız” dediler, direnişe geçip savaşmadılar ve yine kendi ordusunca kurşuna dizildiler. O, Türkleri kardeş bilen genç Yunan askerler, sosyalistti.
Emperyalist savaş öncesi saltanat döneminde dahi başlayan uyanış dünya sahnesine yeni yeni çıkmaya başlayan işçi sınıfının ayak seslerini taşıyordu.
İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası, Halk İştirakiyun Fırkası ve Yeşil Ordu gibi örgütlenmeler kapitalizm ve emperyalizme karşı sınıfsal tavır alıyorlardı. Anadolu şuraları toplanıyordu. Sovyet türü örgütlenmeleri andırıyordu. Halk arasında "Anadolu Şûraları, iktidarın organları" türünden söylemler yayılıyordu. Hatta Ankara'da TBMM içerisinde "Halk Zümresi" adlı bir grup vekil, kalpaklarının üzerine kızıl bir çuha takıyorlardı, kızıl yıldızı anımsatırcasına. Dünya Komünist Enternasyonali-Komintern'de Türkiye'yi temsil eden Mustafa Suphi ve arkadaşları şimdi Azerbaycan’ın başkenti olan Bakü'de 10 Eylül 1920 tarihinde Türkiye Komünist Fırkası'nı kurdular. Henüz Cumhuriyet Halk Partisi kurulmamıştı. Halk Fırkası 9 Eylül 1923 yılında kurulacaktı, 1924 yılında da Cumhuriyet Halk Fırkası adını alacaktı.
Anadolu’da komünist rüzgarlar eserken Ekim 1920'de sahte Türkiye Komünist Partisi kurdurulacak ve İsmet İnönü, Kazım Karabekir gibi paşalarla beraber Mustafa Kemal de Komünist Partinin üyesi olacaktı. Tabii bir süre sonra, gerçek komünist parti yöneticileri tasfiye edildikten ve Emperyalizme karşı yürütülen mücadelenin önderliği sorunu ortadan kalktığında parti kapanacaktı.
Gerçek komünistler Trabzon’da çetecilere denizde boğdurulmasaydı Anadolu ihtilaline önderlik edebilecekti.
            *   *   *
Cumhuriyeti artık karşıtlık üzerinden tanımlamaktan vazgeçme zamanı gelmedi mi?
Saraya-sultana karşıtlık, gericiliğe karşıtlık, bölücülüğe karşıtlık, komünizme karşıtlık vs. karşıtlık üzerinden tanımlama Cumhuriyetin kendi değerleriyle tanımlanmasının önüne geçmiyor mu?
Cumhuriyet fazilettir-erdemdir! sözü üzerinden tanımlama daha güzel değil mi?
Cumhuriyetin özü, sözü, güzellikleri, aydınlığı, çağdaşlığı, ileriye evrilmesi, gelişmesi, herkesi kucaklaması, kimsesizlerin kimsesi olarak kimsesizliği sonlandırması ve tarihin kaçınılmaz serüveninde eşitlikçi toplumsal yapıda yerini alması dileği ve çabasıyla…Yolun açık olsun Cumhuriyet! Yaşasın Cumhuriyet!

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün