Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Dağda duruşma!

18 Mart 2015 Çarşamba 00:00 Güncelleme : 18 Mart 2015 Çarşamba 00:00

“Suçluyu kazıyın altından insan çıkar” diyordu efsanevi Barolar Birliği Başkanımız Faruk Erem; “Bir Ceza Avukatının Anıları” adlı yapıtında.

“Bir tuhaftır ceza avukatlığı. Ayıplamayacaksınız, kızmayacaksınız, ağlamayacaksınız da. Bunlar olmaz mı? Olur. Ama hep içinizde olmalı. Bakışlarınızda kaçak bulunmasın. Karşınızdaki suçlunun gözlerinin içine bakın, dostça. Orda derdini dökmek isteyen «însan»ı göreceksiniz. Bundan sonrası kolaylaşır. «İnsan, insanın zehrini alır» derler, halk dilinde. Ceza avukatlığının yarısı budur.”

Bir gün ben de hukuk sürecimle ilgili anılarımı yazmayı düşünüyordum. Ama geçen Cumartesi günkü yaşadıklarımı sonraya bırakmadan sıcağı sıcağına anlatayım istedim.

* * *

Cumartesi akşamüzeri müvekkilden bir telefon, “Yakalandım, jandarmadayım”. “Geçmiş olsun, bugün seni mahkemeye çıkarırlar, avukat isteme hakkın var, barodan bir avukat arkadaş gelip seninle ilgilenir.”

“Abi ben senin ilgilenmeni istiyorum. Başka avukat istemiyorum.”

“İyi de ben İzmir’deyim, sen Antalya’da.”

Burada kısa bir ön bilgi vereyim. Yakalananın dosyası 6 yıl öncesinden Antalya’nın bir ilçesinde Jandarma operasyonu ile açılmış. Mahkeme Özel Yetkili Mahkeme baksın diye dosyayı İzmir’e göndermiş. İzmir kabul etmemiş ve neticede Yargıtay İzmir demiş ve dosyaya İzmir bakmaya başlamış. Sanıkları da Antalya’dan İzmir’e getirmişler. Dosyaya sen mi ben mi bakacağım diye 2 yıl geçmiş. Dosya İzmir’e gelince beni buldular. İki duruşmada tahliye oldu. Mahkeme sürdü ve ardından tam Özel Yetkililer kapanmadan az önce ceza verip bir de tutuklama ve yakalama kararı çıktı. Temyiz süreci başladı.

Almanya’da üçüncü-dördüncü kuşak ve bölünmüş aile sorunları ile dolu bir yaşam öyküsü idi dosyadaki sanıkların çoğu. Mahkeme sürerken bir kış günü karda yolda kalıp geceledikten sonra vardığımız Antalya’nın doğusundaki bütün ilçelerde detektif gibi araştırma ve inceleme yaptıktan sonra adeta bir rapor sunmuştum mahkemeye.

Önce tahliye fakat sonra heyet değişimi ve günün gelişmeleri, hani hepinizin bildiği yapılar vs ceza ve…

Ve UYAP’tan bir de ne göreyim. Yargıtay dosyayı esastan bozmuş.

Tam ben dosyanın bozulduğunu öğrendikten iki gün sonra müvekkilin Antalya’nın bir ilçesinde yakalandığını haber alıyorum.

* * *

Hava kararıyor. Saat 19.00 oldu. Bir telefon. İyi ki telefonun şarjı var ve iyi ki burada çekiyor hatlar.

Açtım, “Avukat bey ben …mahkeme katibiyim. Şimdi telefonumun sesini ortama vereceğim, müvekkiliniz burada, duruşma yapılıyor, mahkeme başkanı size soru soracak.”

“Tamam. Bekliyorum.”

“Avukat bey, müvekkiliniz yakalanmış, dosyası hakkında siz bilgi sahibisiniz. Ne diyeceksiniz?”

Ben dilim döndüğünce, hemen o an sanki ağır ceza duruşma salonundaymış gibi süreci kısaca anlattım ve dosyanın müvekkil lehine Yargıtay’dan esastan bozulduğunu söyledim.

Daha önce tutuklama ve yakalama kararlarının sanık nerde yakalanmışsa oradaki mahkemece vicahiyeye çevrildiğini, ama artık cezanın Yargıtayca bozulması da dikkate alınarak, tutuksuz yargılamanın masumiyet karinesinin esasına göre de müvekkilin salınmasını talep ettim.

“Avukat bey, müvekkilinizin dosyası İzmir’de. UYAP üzerinden bize bilgileri ve dilekçe gönderebilir misiniz?”

“Şu anda internetsiz ortamdayım. Ama bu beyanlarım geçerlidir.”

“Talebiniz nedir?

“Müvekkilimin tutuksuz yargılanmak üzere salınmasını talep ediyorum.”

* * *

Bir saat sonra bir telefon. Müvekkil sevinçli. Salınmış. Dua ediyor. İlla seni istedim diyor.

Ben duruşma sırasında nerde olduğumu söyleyemiyorum.

Yamanlar Dağı’ndayım. Öğle üzeri sağlıkçı bir aile, gazi, avukat, yamaç paraşütçü bir grupla Rumeli Çeşmesi’nde çadır kurduk. Akşamüzeri de yukarıda anlattığım telefon geldi.

Yeni CMK gereği telekonferansla duruşma yapmıştık. “Dağda duruşma” böylece tarihe geçti. Devamını da sonra bir fırsatını bulursam anlatırım.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün