Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Cumhuriyet devrimi ve toprak!

30 Ekim 2020 Cuma 08:21 Güncelleme : 30 Ekim 2020 Cuma 08:21

29 Ekim 1923’te ilan edilen Cumhuriyetimizin 97’nci yılını kısıtlamalara rağmen coşkuyla kutladık. Bu coşku Cumhuriyetin halkın eseri olduğunu gösteriyor.

Cumhuriyeti; kadın devrimi, laiklik devrimi, çağdaşlık devrimi şeklinde başlıklarla inceleyebiliriz. Çocuklar, gençler, işçiler, köylüler, burjuvalar, ulusalcılar, milliyetçiler, halkçılar açısından, sınıflar çelişkisi açısından ele alabiliriz. Çünkü Cumhuriyet hayatın her alanına dokunmuş, dönüştürmüştür.
Bu yazımda Cumhuriyet ve toprak üzerinde duracağım. Bu yazıma kaynak olan kitap “Bir Sovyet Diplomatı'nın Türkiye Anılar” kitabıdır. Çiçerin tarafından Türkiye Murahhas temsilcisi olarak (Elçi) görevlendirilen Semyon İvanoviç Aralov’un anılarından oluşan kitabı okurken Anadolu İhtilalini başka başka bakış açılarıyla da görme imkanı bulunuyor. Atatürk ile bizzat görüşme ve diyalog imkanı bulan Sovyet temsilcisi bu özel anılarını birinci elden anlatırken önceki çevirilerde eski Ceza Kanunu'ndaki çağ dışı 141-142’nci maddeler gereği (Düşünce özgürlüğü önündeki cezalandırıcı maddeler) bazı bölümler eksik basılmasına rağmen yine de tarihi öneme sahip belge niteliğinde. Keşke araştırmacılar Amerikan, İngiliz, Fransız, Yunan, Hint arşivlerine girip Türk Kurtuluş Savaşı hakkındaki belgeleri karşılaştırmalı tarihle gün yüzüne çıkarsalar, neler neler öğreniriz.

* * *

Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs 1919’da Kurtuluş Savaşını başlatmak için çıktığı Samsun’da ilk gittiği yer Badırlı Köyü'dür. Samsuna’a varışının hemen ertesi günü, 20 Mayıs’ta Mert ırmağının batı yakasını takip ederek geldiği Badırlı Köyü'nde (şimdiki adı Ataköy) köylülerle görüştü.

Rivayet edilir ki Havza yolunda bir köylü ile o dönemin koşullarını ve milli mücadele ile köylü-toprak ilişkisini anlatan bir diyalog geçer.

Mustafa Kemal Paşa tarlasını karasabanla süren köylüye şöyle der: "Hemşeri! Düşman İzmir’e asker çıkardı. Belki buraların hepsini ele geçirecek. Sen ise rahat, toprağı sürüyorsun?”

Köylü Paşaya şöyle cevap verir: “Paşa, Paşa! Sen ne diyorsun? Biz üç kardaştık, iki de oğul vardı. Yemen'de, Kafkas'ta, Çanakkale'de hepsi elden gitti. Bir ben kaldım. Ben de yarım adamım. Evde 8 öksüz ile yetim, üç dul kalmış kadın var. Hepsi benim sabanımın ucuna bakarlar. Şimdi benim vatanım da, yurdum da, aha şu tarlanın ucu. Düşman ora gelinceye dek benden hayır bekleme...”

Köylünün vatanı topraktı. Tarlasıydı.

Yunan İzmir’e açık işgal çıkarması yapmıştı, orada açık işgale karşı somut direniş başlaması olağandı. Ama açık işgal olmayan yerlerde halk nasıl Kurtuluş Savaşı'na ikna edilecekti!?

* * *

Mustafa Kemal Paşa’ya göre Anadolu insanı ve hareketin sınıfsal yapısı yoktu. Aralov kitabında Mustafa Kemal’den alıntıyla bunu şöyle anlatıyor: “Halk Partisi, hiçbir sınıfın partisi değildir. Türkiye köylü ülkesidir. Türk halkının büyük bir çoğunluğu rençber ve çobandır. Bizde zanaatkarlar ve küçük kasaba esnafı vardır. Pek tabii olarak biz bunların çıkarlarını savunmak zorundayız…Nasıl köylü denilince büyük toprak sahiplerini de hatırlamak zorundaysak, tüccar denilince de büyük sermaye sahibi tüccarlar da akla gelmektedir. Ülkemizde büyük sermayedarlar yoktur, bunun için biz onların düşmanı değiliz. Hatta biz yurdumuzda daha çok milyonerlerin, hatta milyarderlerin türemesine çaba göstereceğiz.”

Mustafa Kemal Paşa sözüne devam ederek, “Sonra işçiler gelir,” dedi. “Şu anda Türkiye’de fabrikalar çok azdır. Memleketimizde 20.000’den fazla işçi yoktur. Oysa ki, ekonomimizi kalkındırmak için fabrikalara şiddetle ihtiyacımız vardır. Bunun için de işçiye ihtiyaç var. Bu sebepten tarlada çalışandan hiç farklı olmayan işçilerimizi savunmak zorundayız.” (Sf.157-158)

Rus elçi Aralov Samsun’da köylülerle konuşurken onların toprak arzularını anlar. Köylüler Lenin’in Mustafa Kemal’e askeri yardımını şöyle yorumlarlar:
“Düşmanlarını öldürsün ve toprağı köylüye versin diye Rus Lenin bunları bizim Mustafa Kemal’e hediye etmiş.”(Sf.46)

Türk Devrimi ulusal kurtuluşu sağladı, birlikte bir çok devrim yaptı,- dil devrimi, kılık kıyafet devrimi ve bir çok devrim- ama toprak devrimini yapamadı!

Hâlâ kadastrosu tamamlanamamış bir topoğrafyada Cumhuriyetimizin 97’nci yılında toprak sorunu üzerine düşünce üretmeden, sorunu çözme sürecine girmeden Cumhuriyetin 2’nci yüzyılına nasıl geçeceğimizi kendimize sormalıyız!(Cumhuriyet ve toprak yazıları devam edecek)

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün