Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Can yeleği!

16 Eylül 2015 Çarşamba 00:00 Güncelleme : 16 Eylül 2015 Çarşamba 00:00

Basmane'de yürüyorum, tarihi gara doğru. Kaldırım kalabalık. Bir zamanlar kot pantolon satan mağazalarda şimdi can yeleği dolu.

Gidenler, gelenler. Hemen hepsi Suriyeli.

Bir mağazanın önü. Portakal rengi can yeleği giydiriliyor uzun sarı saçlı küçük kız çocuğuna.

Çocuğu bir görseniz. Sanki son model yepyeni bir kıyafet giyiyormuş gibi heyecanlı. Seviniyor. Evet evet, dikkatle bakıyorum. Bir çocuğun bayramlık kıyafeti sevinci. Yerinde duramıyor. Sıçrıyor. Titrek bir yavru güvercin.

Bu can yeleği biraz büyük geldi. Değiştiriyorlar. Daha küçüğü deneniyor. Kayışını koltuk altına, beline bağlıyorlar. Sıkışıklığını kontrol ediyorlar. Bu oldu, tamam. Bunu alıyoruz. Şimdi sıra büyüklerde. Onlara da birer can yeleği lazım.

Yürüyorum. Arada başımı geri çevirerek. Aklım geride kalarak.

* * *

Gazeteci arkadaşlarla sohbet ediyoruz. Adliyede hukukçu arkadaşlarla sohbet ediyoruz. Gündem hep aynı. Türkiye ve Suriye. Suriye’den sonra Türkiye de acaba karıştırılır mı? Bunu becerebilirler mi?

Ben hayır, yapamazlar, diyorum. Türkiye, Suriye olmaz. Odalar ve Borsalar Birliği'nin Ankara’da düzenleyeceği teröre karşı ve barış isteyen mitingi bu öngörümü doğruluyor. Türkiye’de yeterli bulmasak da Suriye’ye göre güçlü bir burjuvazi var. İç savaş ve ekonomik kriz burjuvazinin aleyhine. Halkın aleyhine. Herkesin aleyhine. Bir tek kandan nemalananların lehine. Kan içiciler de azınlık. Azınlığın savaş görüşü hakim kılınamaz benim barış kokan topraklarımda.

Peki diyor arkadaşlar; Suriyeliler neden göç ediyorlar batı ülkelerine? Bodrum’dan, Didim’den Yunan adalarına geçerken her gece botları parçalanıyor ve onlarca kişi boğularak can veriyor.

Zaten ölüyorlar, neden ülkelerinde kalıp kendilerini ve vatanlarını savaşa karşı korumuyorlar?

Suriye konusunda batılı emperyalistlerin sorumlulukları ve oyunları hakkında görüş belirtebilirim ama bir insanın ve bir halkın kendi kaderi konusunda nasıl söz söyleyeyim!

Topraklarınızda kalın ve savaşın! Diye nasıl diyeyim?

Benim topraklarım Çanakkale’den belli, Truva’dan belli, işgalcilere karşı hep savaşmış. Tarihte hep böyle olmuş, şimdi de böyle olur. İşgale karşı savaşır. Bunu biliyorum. Bunu emperyalistler de biliyor ve açık işgal yerine gizli metotlar deniyorlar. Gizli metotları da tutmayacak. Benim güzel ülkemi Balkanlaştıramayacaklar, Yugoslavyalaştıramayacaklar, Suriyeleştiremeyecekler, Pakistanlaştıramayacaklar!

* * *

Bodrum’da dalgaların kıyaya vurduğu Suriyeli küçük Aylan’ın cansız bedeni ikiyüzlü Avrupa’yı, insan ve mülteci hakları konusunda biraz olsun harekete geçirdi.

Peki Avrupa kendi ülkelerinde başlaması muhtemel savaşı Suriye’ye ihraç edince bu sonucun doğacağını öngörmedi mi?

Suriye'den mülteciler mi geliyor, yoksa bir ülke mi boşaltılıyor?

Bu bir tehcir değil mi? Milyonlarca insanın kendi doğduğu topraklardan boşaltılması değil mi?

Yani, sanki Suriyeliler durduk yerde daha iyi yaşam koşulları için yerlerinden yurtlarından kalktılar ve batıya geldiler! Öyle mi?

Hayır, onlar başlarına bomba atılarak, köyleri, kentleri bombalanarak yurtlarından çıkarıldılar.

Tarih bunu büyük bir tehcir ve soykırım olarak yazacak!

* * *

Televizyonda bir haber: Didim açıklarında, bodrum açıklarında mültecileri taşıyan tekne battı. Ölenler arasında çok sayıda çocuk da var!

Görüntülere dikkatle bakıyorum, Basmane’de bir mağazada can yeleği giydirilen uzun sarı saçlı kız çocuğu da var mı diye.

Korkuyorum. O kız çocuğu kurtulmuş olsun. Çünkü ben onu gördüm. Göz göze geldik ve ben ona o giydiğinin taze bayramlık kıyafet olmadığını söyleyemedim. Onun bir can yeleği olduğunu söyleyemedim.

Tekrar Basmane’deyim. O mağazanın önünden geçiyorum. Yok. O yok ama başka çocuklar var. Yürüyorum. Arada başımı geri çevirerek. Aklım geride kalarak. Bir can yeleği de ben giyiyorum!

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün