Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Barolar genel kurullarını neden yapamıyor?

14 Ekim 2020 Çarşamba 00:05 Güncelleme : 14 Ekim 2020 Çarşamba 00:05

Kamuoyunda hayli tartışmalı şekilde yankı bulan ve hukukçuların karşı çıkmasına rağmen çıkarılan “Çoklu Baro” kanunundan sonra “çoklu baro”yu savunanların istedikleri gelişme olmadı! İstanbul’da zorlamayla da olsa, yasal prosedürü tartışmalı da olsa ikinci baro kurulabildi ama Ankara ve İzmir’de kurulamadı.
Özellikle İzmir’de daha önce baro genel kurullarında birbiri ile demokratik özde çekişen ve yönetim mücadelesi veren gruplar çoklu baroya karşı birleştiler.

İzmir Barosu'nda genel kurullarda birden çok grup yarışırken bu kez ana iki grup yarışacak: Çağdaş Avukatlar Grubu ve Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu.

Bu iki grup hafta sonu genel kurul yapılması için hukuki çalışmalarını yürütüyor.

Peki barolar genel kurullarını yapabilecek mi? Yapamıyorlarsa neden?

Çünkü; Bakanlık bir tavsiye niteliğinde genelge yayınlayarak illerde yapılacak parti kongreleri, Baro Genel Kurulları vs. hakkında İl Hıfzıssıhha Kurulları'nın karar almasını istedi. İl Hıfzıssıhha Kurulları da-İzmir-dahil parti kongrelerinin koronavirüsle mücadeleye rağmen yapılmasında sakınca görmezken baro genel kurullarının yapılmasında sakınca gördü. Oysa koronavirüs genel kurul ayrımı yapmıyordu, bir parti kongresi sıhhi önlemlerle yapılabiliyorsa pekala sıhhi önlemlerle baro genel kurulları da yapılabilirdi. Bu olayın tıbbi yönü. Bir de hukuki yönü var. Kanun Baro genel kurullarının Ekim ayında yapılmasını öngörüyor. Bir tavsiye kararı ile kanun hükmü çiğnenebilir mi? Bu sorunun cevabı için hukukçu olmaya gerek yok, tabii ki normlar hiyerarşisine göre kanun genelge ve yönetmelikten üsttedir. Genelge ve yönetmelik kanuna aykırı olamaz, aykırı ise kanun uygulanır.

Kamuoyunda barolara genel kurul yaptırmama kararının altında yatan neden olarak koronavirüs değil de aslında kurulan ve kurulması istenen ikinci barolara şans tanımak ve önümüzdeki Barolar Birliği Başkanlık seçiminde onlara fazla delege çıkarttırarak istedikleri birlik başkanını seçtirmek, olduğu yönünde görüşler hakim.

Avukatlar yargının kurucu unsuru. Nasıl ki Hakim ve Savcılar yargının kurucu unsuru ise avukatlar da bu sacayağının bir ayağı. Bir ayağı çökerse sacayağı çöker. Hukukun çökmemesi için avukatların hukukunu savunmak gerekir. Avukatlar başkalarının, kamunun, halkın hukukunu savunurken bu kez kendi hukuklarını savunma ile başbaşalar.

Türkiye Barolar Birliği başkanına bu süreçte kendileriyle aynı hukuki mücadelede olmadığı için eleştiri yönelten barolar genel kurul yapmak için ortak açıklama yaptılar. Baroların ortak açıklamasını aşağıda sunayım da kendi ağızlarından ve kendi kalemlerinden neden genel kurul yapmak istediklerini öğrenelim: TÜRKİYE’DE AVUKATLAR VARDIR.

“Baroları kimliksizleştirme, niteliksizleştirme ve parçalama çabası, her ne kadar jet hızıyla çıkartılan bir kanunda vücut bulsa da aradan geçen süreçte meslektaşlarımızın karşı duruşuyla karşılaşmıştır.”

Meslektaşlarımızı, faili oldukları bu hukuk cinayetine ortak yapmak isteyenler; söylemleriyle, eylemleriyle ve internet sitelerine ekledikleri “yeni baro kurma butonları”yla ibretle hatırlanacak kadar çabalamış ancak mesleğe adım atarken ettikleri yemini unutmayan, meslek örgütünün parçalanmasına imza atmayı ve tahakkümü reddeden avukatları hesaba katmamışlardır. Çünkü o yemin ideolojilerden, iktidarlardan, dönemlerden ve tahakkümlerden farklı olarak sonsuza kadar yaşayacaktır.

Uğruna, kanunla belirlenmiş seçim takvimi bir genelge ile ertelenen ikinci baronun bir türlü kurulamaması üzerine, Ankara’da mesleklerini kamuda icra eden meslektaşlarımıza baskı yapıldığı ve bu baskının bir mobinge dönüştüğü yönünde iddialar gündeme gelmektedir. Bu konuda kamu kurumlarının yetkili birimlerinin açıklama yapması ve bu duyumlarla ilgili inceleme başlatmaları en azından kanunen de olsa kamuya güven ilkesi ve idarenin tarafsızlığına gölge düşmemesi bakımından zorunluluktur.

Kantarı ebedi ve mutlak olan tarihin önünde, her türlü baskıya karşın meslek örgütünün parçalanmasına imza vermeyi reddeden avukatların onuru, aynı tarihin önünde tahakkümü yenecektir. Zira sonsuza kadar devam eden bir tahakküm henüz icat edilmemişken; Türkiye’de avukatlar vardır ve sonsuza kadar onurlu duruşlarıyla var olacaklardır.

Tüm güçleriyle baroları parçalamaya çalışanlara karşı cübbelerine ilik açılmasına, düğme takılmasına izin vermeyen meslektaşlarımızın yanında olduğumuzu, mesleğimizi ve geleceğimizi savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygı ile duyuruyoruz.”

Kamuoyunun avukatları ve baroları bu haklı hukuki çabalarında desteklemek, aslında kendi hukuki geleceğini desteklemek anlamını taşıyacağından, her zaman hukukun üstünlüğünden yana olmak gerekir diye düşünüyorum.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün