Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Ay yıldızlı al bayrağın altında…

11 Eylül 2019 Çarşamba 08:49 Güncelleme : 11 Eylül 2019 Çarşamba 08:49

26 Ağustos’ta Büyük Taarruz başladı. 30 Ağustos’ta zafer kazanıldı. 
Ve 9 Eylül’de İzmir’le birlikte Türkiye işgalden kurtuldu. 
Kurtuluşun ve kuruluşun kenti İzmir’de, son hafta kadar duygu yoğun bir dönem hatırlamıyorum. İzmirli'nin coşkusunu herkes görmeliydi. 30 yıldır Amerika’da yaşayıp yeni yurduna, Urla’ya dönen bir İzmirli yurttaş kadın tramvayda bana coşkusunu anlatıyordu. 
Ay yıldızlı bayrağın altında insan seli akıyordu.  
Hangi bir anekdotumu anlatayım ki, kelimelere, sütunlara sığmaz. 
En büyüğünü, en görkemlisini anlatayım da siz de hak verin. 
Dün, yani 9 Eylül Kurtuluş günü, saat akşam üzeri 8, yani 20.00. Kültürpark'ın bütün kapıları, Cumhuriyet, Basmane, Montrö, Lozan tıklım tıklım ve artık fuar doldu ve içeri artık insan alınamıyor. İnsanlar turnikelerden geçecek, kart basacak ve üstelik “İzmir Küllerinden Doğacak” ilkesinde birleşmiş ve Tek Yürek olmuş halde girişte 10 TL basacak, ama Kültürpark alanı dopdolu olduğundan artık giriş yapılamıyor!
88 yıllık İzmir Enternasyonal Fuar tarihinde böyle bir şey yaşandı mı bilmiyorum. Ben dün gece gözlerimle gördüm, şahit oldum. Bir babaanne, torununun ısrarı üzerine bütün kapıları dolaştı girmek için, giremedi. Başka çocuklar duvar üstünden demirlerden atlayıp girdiler. Babaanne torununa kıyamadı, duvardan atlamasına izin vermedi. 
Bunun az öncesi, fuarın insan kalabalığından, insan selinden, insan coşkusundan kapıların dışına meydanlara taşmasından az öncesi ben Konak Pier'den başlayıp Alsancak'a uzanan dev bayrağın altında kadın, çocuk ve gençlerle yürüyordum. 
Sıradan bir nefer gibi, sıradan bir yurttaş gibi, gibisi fazla, sıradan bir yurttaş, sıradan bir vatandaş, protokole girmeyen, protokolsüz sıradan bir yurtsever ve cumhuriyetçi ve demokrasi aşığı bir gazeteci, bir hukukçu, bir yurttaş olarak basit ve naif ve gururla ve onurla ay yıldızlı al bayrağın altında yerimi aldım!
88’inci Fuarda her şey birleşmişti. İzmir Cumhuriyet coşkusunu yeniden yaşıyordu. İzmir yanan ormanlarının yarasını sarmak için bir aradaydı. 
Hemen her yıl fuar için: “Nerede o eski Fuarlar!” diye basmakalıp gazete yazıları ve sohbetlerimiz olurdu. Bu yıl ben “Nerede o eski fuarlar” demiyorum. Yaşasın 88’inci fuar diyorum. Bugünü yaşıyorum, bugüne anlam katıyorum ve geçmişten aldığım ruhu bugüne ve geleceğe taşıyorum. 
Gece yarısı saat 03.00: Haluk Levent sahnede ve “artık kurallara uyalım ve konserimizi sonlandıralım” dedi. Fuarı terk etmemekte kararlı binlerce İzmirli, pusetinde bebekler, kartona kıvrılmış oturanlar, şalvarlı kadınlar, başı kapalı, baş örtülü veya türbanlı kadınlar, gençler ve ah o gençler, coşku ve o büyük coşku içinde Haluk Levent’le İzmir Marşını söylüyorlardı gece saat 03.00’de.
Gazapizim, Gripin, Halil Sezai, Manga, Hayko Cepkin ve diğer genç repçiler, genç sanatçılar, aman Allahım bu ne güzel coşkulu müzik, bu ne güzel gırtlağı, hançereyi parçalayan, ciğerleri söken ses! Halil Sezai’nin Haluk Levent abisine ve Tunç Soyer abisine selamı. Hayko Cepki'nin akıllara ziyan, ürperten ve çarpan sesi!...
İnsanı kendine getiren ses, ciğerleri temizleyen ses, hastalıklara deva ses, uyandıran ve bir daha asla uyutmayan ses, ses değil, haykırış, avaz, yankı, bağırtı, kükreme, uğultu, böğürtü, isyanın sesi, doğumda ağlayan bebeğin çığlığı, işkencede elektrik yiyenin çığlığı, Köroğlu’nun Bolubeyi'ne attığı nara, okyanusta beyaz balinanın su fışkırtması, Karabağlar ormanlarında yanan sincapların çığlığı, karıncaların fısıltısının sessiz çığlığı…ben Kordon'da sabaha karşı semaverde odun ateşinde çay içerken körfezde hala yankılanıyordu…Siz de duydunuz değil mi? Hala duyuyorsunuz değil mi…
    

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün